banner286
banner282


Çünkü biz insanız ve çok akıllıyız…


Mustafa BAĞDİKEN

Mustafa BAĞDİKEN

28 Temmuz 2018, 13:16

Hayvan deyip geçmeyin. Yer altında yaşayan köstebek, fare ve karıncalar ile diğer börtü böcekler bile, yaşam alanlarında kendilerine yuva yaparken her ihtimali dikkate alır.

Onlar insanlar gibi zeka sahibi değillerdir ama kimilerinin “İçgüdü”, kimilerinin de “hayvani zeka” olarak tanımladıkları, biraz incelendiğinde ise “insanüstü” olarak nitelendirdikleri yöntemler kullanıyorlar.

Onlar için en büyük “canavar” olan insan müdahalesi olmadığı sürece,  şiddetli yağmur ve sel olsa bile mutlaka suyu başka tarafa yönlendirecek bir sistemleri, veya suyun  ulaşamayacağı alternatif bir emniyetli bölmeleri  vardır.

Yuvalarını ve girişlerini, en sert rüzgarların bile etkilemeyeceği yönlere doğru yaparlar. Sabah güneşi,  öğlen güneşi, akşam güneşinin yararını ve zararını, ne işe yaradığını, o “içgüdü” denilen “akılsızlıklarına” rağmen çok iyi bilirler.

Tüm bunları o “akılsızlıklarıyla” inanılmaz mühendislik harikası ortaya çıkararak yaparken,  onun bunun çıkarlarını gözetmezler.

Yani onların dünyasında “rant” deniler şey yoktur.  Çünkü onlar “zekasız, akılsız hayvandırlar

Biz “zeka sahibi” insanoğlunun ise bilmediği yoktur. Başımıza bir bela geleceğini tahmin ettiğimiz halde tedbir almadığımızdan göz göre göre bir sıkıntıyla karşılaştığımızda “Allah’a havale” ederiz.  İşin kolay yolu budur. 

Selde, depremde, toprak kaymalarında, orman yangınlarında, diğer felaketlerde havale merkezi orasıdır.

Ormanları rant için keyifle keseriz.  Hatta kesmeye bahane bulmak için ateşe verir içindeki milyonlarca börtü böcek ile birlikte yakarız.  

Sonra bir sürü katakulliyle dere yataklarını imara açarız.

Şehirlerde çocukların oyun oynayabileceği  iki karış yeşil alan bile bırakmayız. “Topraktan geldik” deriz ama, oralara da beton dökeriz, üstleri başları toprakla kirlenmesin diye.

Dere yatağı olmadığından yağmurlar sele dönüşür. Çünkü suyu durduracak toprak  ve bitki örtüsü de yoktur.  Suyu denize götürecek  dere yataklarında beton binalar, yollar, duvarlar vardır.

Deniz bir gün verdiğini geri alır” sözünü ezbere bildiğimiz halde denizi doldurmaya devam ederiz. Bir depremde üzerindeki koca koca binalarla birlikte deniz oraları geri aldığında, yine Allah’a havale ederiz.  

Depremde neler olduğunu bilen biri olarak doğruyu söylemek gerekirse, şu dolgu işi beni bu kentte en çok korkutan iştir.

Aslında kentlerde daha önce rantın ne olduğunu bilmeyen insanlar tarafından hazırlanmış “İmar Planı” diye bir şey vardır. Sonraları “Akıllı insanlar” birilerine veya bir birbirlerine  rant sağlamak için ha babam oynarlar.  Uzaktan kumandalı birkaç parmak kaldırmayla planın da içine ederler. Kentin de içine ederler.

Bir bela geldiğinde, huydur “karun gibi  pat diye nasıl zengin olduklarını” hiç sorgulamadan, suçu da hemen “Bizden öncekiler” deyip daha önceki dönemlere yüklemeyi çok severiz.

İyi günlerde kibirden kasım kasım kasılarak gezerken böyle günlerde  ortaya çıkmayı da pek sevmeyiz.

Bunları yazarken, aklıma şu İzmit’in hemen tepesine, Üniversite kampüsünün yakınındaki ormanlık alanda tüm uzmanların karşı çıkmasına rağmen on binlerce ağacı kesip yapmayı planladığımız evsel çöp yakma tesisleri geldi.

Galiba  bunlar daha iyi günlerimiz.

Sanırım bu kente yeni belaların gelmesi için kırmızı dipli mumla yeni davetiyeler çıkmaya devam ediyoruz.

Dediğimiz gibi.
Çünkü biz insanız. “Hayvanlar kadar düşüncesiz  ve akılsız” değiliz.. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.