banner642
banner613


Çernobil’i İzmitli gazeteciden okuyun!


Mustafa BAĞDİKEN

Mustafa BAĞDİKEN

26 Nisan 2018, 13:31

Bugün,  tüm Avrupa'yı ve özellikle Türkiye'yi de etkileyen direk ve dolaylı yoldan 1 milyon civarında insanın hayatını kaybetmesine yol açtığı bilinen büyük nükleer felaketin 32. yıldönümü. Bizim de Akkuyu'da yaptıracağımız, şimdilik aynı adla anılan Nükleer Santral inşaatı gündemde iken hatırlatma yapıp Çernobil felaketinden söz etmek istedim. 

Size şimdi, aradan 32 yıl geçmesine rağmen  "Çernobil Nükleer Santralı'nın reaktörünün yanına gider misiniz?  deseler, sanırım  "Kesinlikle hayır" dersiniz. Biz gazeteciler ise, herkesin korkudan kaçtığı felaket bölgelerine ardında ölüm de olsa koşarak gittiğimizden,  facianın 15. yılı olan 2001’de  Ukrayna'dan bir üst düzey yetkilinin izniyle gittim, gördüm yazdım. "Şimdi gider misin" diye sorsanız, kesinlikle hayır derim.


Karadeniz'in karşı kıyısındaki Ukrayna'da bulunan Çernobil Nükleer Santrali, 26 Nisan 1986'da patlayarak tam anlamıyla ölüm saçtı. Biz her zamanki gibi gizlemeye çalıştık. Ne yazık ki etkileri de hala sürüyor. Radyoaktif bulutlar Akdeniz'e kadar indi.  Başta Türkiye olmak üzere Akdeniz ülkelerine büyük korku salan felaketin ardından özellikle Karadeniz bölgemizde yetişen çayların, orada sağılan hayvanların sütlerinin radyasyonlu olup olmadığı tartışıldı. Hatta aynı yıl, dönemin bakanlarından Cahit Aral, kamera önünde bardak bardak çay içip bizi etkilemediğini anlatmaya çalıştı.   

TÜMÖRE BAĞLI ÖLÜMLER VE İLLER
Farkındaysanız, özellikle 2000 yılından sonra son Türkiye'de kanser vakaları en yüksek düzeye çıktı. 2001'de, (bugünkü aklım olsa gitmezdim) özel izinle reaktöre kadar giden ilk yabancı gazeteci ben olmuştum. Felaket sonucu radyasyondan etkilenen kadınların dünyaya getirdiği sakat çocukları, terkedilmiş kenti görmüştüm. . Uyarıları dinledim, haberleştirdim. Bugün de bir yerlerde gözüme çarptı. Türkiye İstatistik Kurumu'nun son tespitlerine göre, iyi ve kötü huylu tümörlere bağlı ölümlerde sırasıyla ilk 5 il Kırklareli, Rize, Kocaeli, Tekirdağ ve İstanbul. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Türkiye'deki Akkuyu Nükleer santralini de, Çernobil'deki gibi Ruslar yapacak. Enerji elbette Türkiye için olmazsa olmaz ihtiyaç. Ama son örneğini yakın zamanda Japonya'da gördüğümüz nükleer felaket akla gelince bölge halkı endişe etmekle yerden göğe haklı. Artık inşaat için ok yaydan çıktı.  "Allah korusun" demekten başka diyecek bir söz yok..

1 MİLYON KİŞİ
Hafızanızda bulunması amacıyla o büyük felaketle ilgili biraz daha ayrıntı vermek istiyorum. Bunları o dönem görev yaptığım medya kuruluşu aracılığıyla haber yapmıştım. 
Ukrayna'nın başkenti Kiev'e 130 kilometre mesafedeki Çernobil Nükleer Santrali felaketinin yaşandığı bölgede ilk 15 yıllık süre içinde radyasyondan direk etkileşimle yaklaşık 250 bin kişinin öldüğü sanılıyor. İleriki yıllarda ise bu sayının 1 milyonun üzerine çıkmış olabileceği konuşuluyor. Çünkü felaketten sonra o dönemki adıyla Sovyetler Birliği’ne bağlı ülkelerdeki ölümlerle ilgili kesin istetiştik tutulmamış, 

 

EN ÇOK ÇOCUKLAR ETKİLENDİ
Bakın, o günlerde Çernobil Nükleer Santralı Haberleşme, Uluslararası İşbirliği Bürosu Müdür Yardımcısı Nikolay Dimitruk ile bir söyleşi de yapmıştım.  Radyoaktif tozların, yağmur ve kar sularıyla geniş bir alana yayıldığını, genişliği yer yer İstanbul Boğazı'nın 4 katına kadar çıkan Dinyeper Nehri'nin de bu suları, bir başka deyişle radyasyonu, Karadeniz'e akıttığını anlatmıştı. Dimitruk, ne yazık ki radyasyondan  daha çok çocukların etkilendiğini açıklıyordu. Faciadan sonra birçok çocuğun tedavi görmelerine rağmen kurtarılamadığını anlatan Dimitruk, özellikle çocuklarda lenf bezi, mide ve kan kanseri hastalıklarının yaygın olduğunu söyledi. 
Santralın yakınındaki bölgelerde sakat doğumlar arttıkça evlenen çiftler çocuk yapmaya korkar hale gelmişti. 

RADYASYON TAŞIYAN KUŞLAR
Bize bir uyarısı da, bölge insanının yakından tanıdığı av kuşu olarak da bildiği bıldırcın çulluk gibi göçmen kuşların vurulmaması ve yenilmemesi. Ağustos ayından itibaren Ukrayna tarafından gelen ve denizi aşıp Karadeniz sahillerine yorgun argın inen, kahraman avcılarımız zaman zaman katliama varacak şekilde vurup ziyafet çektiği bu göçmen kuşların tamamına yakınının radyasyon tozu taşıdığıydı. 

İster boş verin,  ister bu yazıyı kesip saklayın. Her şeye rağmen ben yine de hatırlatmak istedim.
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.