banner422
banner421


Cemre değil nefret düştü..


Kenan SEYREK

Kenan SEYREK

10 Şubat 2019, 11:50

Kapının çarpma sesi duvarda yankılanıyordu. İlk kez rüzgârdan önce girdi adam, esintiden önce düştü gözleri kapının eşiğinden içeri…
Sedirde oturan teyze kımıldadı ve ‘’hayır olsun bey’ ’dedi, göğü saran siyah bulutlar gibi evin içini kaplayan bakışların sahibine…
Yüzüne gül düşmüş yılların adamının suratında dikenlerin isyanı vardı…
Cemre’yi bekliyordu teyze, eşi ile birlikte… Sabah evden çıkar iken düşer demişti adam ya da düştü düşecek…

Toprağa düşen ne olabilir dedi teyze hüzünlü bakışları ile adamının yüzünde gezinirken… Nur’a, zift düşmüş gibi kararmıştı benzi ve kalbini çeviren şey dilinden sofaya sızıyordu… Hayatım dedi teyze, hayatını verdiği adama, gel hayatta otur, bir soluklan…

 'Tasan nedir?' dedi tasa koyduğu çorbayı siniye koyarken. Sormamıştı ama her geldiğinde çorbadan başlardı beyi gönül sohbetine... Mide güzel olursa dile güzel vurur derdi kelime…
 Yıllardır camiden sonra kısa bir yürüyüş yapar sonra evine gelirdi adam. Neşelenirlerdi iki dost ve laf taşımazlardı, laflaşırken. Laf olsundan öte idi sohbetleri, her kelime bir anlam yüklerdi zamana… 
Adam sana cemreyi getireceğim ey gül bahçem demişti fakat gelen diline düşmüş öfkeydi…
Adam, titreyen ellerine, düşen gözyaşına baktı, sonra parmaklarından sofaya süzülmesine…
Kadının yüreği alevlendi. Diline kelimeler dolandı. Bir türlü çözemedi ve olduğu gibi yamuk,yumuk dil verdi kelimelere. ‘’Beyyy,ne ne oydu  saha’’… Adam sedire bir, iki adım attı, vücudu geldi, gitti. Kadın tutmak için uzandı, kolları değdi yol arkadaşına, yolda sıkıntı var diye düşündü. Kalbine hançerler girdi ve kadın ağladı, sessizce… Adam kendine geldi, gidebileceği başka kimsesi olmayanların yaptığı gibi ve davete icabet etti, kendini aldı başköşeye ve sende mi geldin hanım dedi gözleri…
 Hayr olsun bey dedi kadın zamanın değdiği beyazların sakladığı yüzünü, adamın ellerine sürer iken. Hayırdır, her sabah evime hayır getiren bey, bu şer nedir dedi kadın...
 Adam yutkundu’’imam' dedi,

'Beni camiye davet eden, camiye yaklaştıran imamı, camiden uzaklaştırmışlar. Cemaat ile sohbet eden, başları secdeden ötelere uzatanın başını yakmışlar’’ diye anlatmaya başladı… Kadın da üzüldü, yıllar önceye daldı, eşinin o eski hallerine katlanmış, sarhoş geldiğinde eziyetini çekmiş ama sabretmişti. Eşinin bu hale dönüşmesine sebep olan Mehmet Hoca’ya üzüldü ve kalbine korku düştü ya eşi dönerse diye…
Adam anlamış gibi kadının yüzüne baktı, asla kadın dedi asla vesile olan o idi vesile kılan ise hak… 
Adam benim üzüntüm imamın gidişine ama onunda ötesine. Sigarayı haram diyen diyanete, ey diyanet, mekruhu haram kıldın da, aşikâr olan haramları niye dile almazsın… Devlet eli ile faizi işleyen elleri neden kınamazsın diyen imamı harcayan zihniyete…
 Hakkı perdeleyenler ve İslam’a yeni elbise dikenlerin elindeki makasın uçları bir gün tutanı da keser ve sonrasında Allah’ın buyurduğu değil kulun duyurduğu bir imana kalırız. Kul da yeni kullar üretir ona yanıyorum der ve kadını ile tutundukları ellerinden sonra gözyaşları da sarılır birbirine… 
  
 

 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.