banner521
banner493


Bu ülkeyi Türk hekimlerine emanet edin!


Hüseyin DAVUTOĞLU

Hüseyin DAVUTOĞLU

17 Nisan 2020, 16:40

Koronavirüs belası yüzünden son aylarda o kadar çok şey değişti ki hayatımızda. Neredeyse tüm yaşam döngümüz baştan aşağına büyük bir değişime uğradı.

Günlük alışkanlıklarımızdan, beslenmemize, kişiler tercihlerimizden, toplumsal düşünceye kadar neredeyse değişmeyen bir şey yok. 
 

Bu değişimin içinde elbette çok ciddi sorunlar ve acılar da var elbet. Ama birde bunun yanında güzel şeylerde oluyor memlekette.
 

Mustafa Kemal Atatürk’ün, “beni Türk hekimlerine emen edin” sözünden beri belki de ilk defa sağlık savaşçılarımızın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anladık. Onlar olamadan olmayacağını anladık. Hekim olamadan yaşam olmuyor. Hemşire olmadan sağlık olmuyor, hasta bakıcı olmadan şifa olmuyor, ambulans şoförü olmadan mutluluk gelmiyor. Sağlık ordusunun en altından en üstüne kadar her bir neferi yaşam için savaşmadan insanlığa mutluluk gelmiyor.
 

Bir şeyin daha farkında var ki biz bu süreçte, ne kadar değerli bilim insanlarına sahibiz. Eskiden televizyonlardaki tartışma programlarını hatırlayın, seviye ne kadar yerlerdeydi. Kavga, tartışma eksik olmazdı. Birbirleri ile olan sidik yarışlarını seyretmek zorunda kalırdık.
 

Ya şimdi. Tartışma programları gerçekten anlam kazandı. Bilim insanlarının çıktığı her programda sadece bilim konuşuldu. Kimse kimseye laf atmadı, kimse kimseye hakaret etmedi, hiç kimse birbirini ezmeye kalkmadı. Bıkmadan uzanmadan anlattılar da anlattılar…
 

Arada programalar katılan gereksiz bir iki “gazeteci” oynamaya çalışsa da onlar sadece bilimden bahsetti.
 

Sadece basit bir el yıkamayı bile yüzlerce defa anlattılar. Maskenin nasıl takılması gerektiğini defalarca gösterdiler. “Ben bunu başka programda da anlatmıştım, şimdi ne gereği var” demedi hiçbiri.

Onlar öğretmen oldu, halk öğrenci. Onlar öğretti bizler öğrendik.
 

Geçtiğimize hafta ilan edilen ani sokağa çıkma yasağı konusu masala. Çok ciddi eleştirdik, kızdık, yanlış yapıldığını ifade ettik. Yanlış olan sokağa çıkma yasağı uygulaması değildi. Elbette, bunun uygulanma biçimi. Peki bizim bilim insanlarımız ne yaptı, hemen konuya çözüm odaklı yaklaştı. O gece sokağa çıkanların kendilerini karantina altına alması, kişisel hijyenlerine dikkat etmesi ve daha pek çok konuda hemen sağlık ve toplum açısından çözüm üretmek için çabaladılar.
 

Keşke bir imkan olsa da ülke yönetiminin tamamını bilim insanlarına, hekimlere devredebilsek. Bir düşünün süper olmaz mı?
 

Tabi birileri bu süreçte, büyük bir mücadele verilirken, birileri de sözde muhaliflikleri ile ne yapacaklarını şaşırdı.  Bir şeye karşı olmak başka bir şey ama bir şeye körü körüne karşı çıkmak bambaşka bir şey. 
 

İş öyle bir noktaya geldik ki, her akşam açıklanan vefat sayılarına bile sevinen bir kitle var ortalıkta. Koronavirüsten ne kadar çok insan ölürse AKP o kadar güç kaybedeceğini düşünen bir kitle…
 

Niyeti çok beli olan, yalan fırtınası dolu sosyal medya. Aman Allahlım neler neler... Bu yalanların oluşturulduğu merkezlerin çok iyi biliniyor olmasına rağmen sırf muhalefet yapacağız diye bunlar sarılmayı nasıl açıklayacağız. Eskiden bir yalan dokuz doğruya sarılıp yuvarlanırdı. Şimdi bir yalan var, yanında doğru filan da yok.
 

Koca koca “gazeteciler çıkmış” televizyona sırf ölüm oranını artsın diye matematiğe adeta tecavüz etmeye kalktı. zat-ı muhteremler diyor ki, “bu oran nasıl her gün aynı olur? Bu rakamların güvenilmez”
 

Bunu anlamak için illa matematiğe tecavüz etmenize gerek yok ki. Bir hane daha sağa doğru gideceksiniz. Doğru oranlar şöyle: 0.0209, 0.0212, 0.0215, 0.0213, 0.0212, 0.0215…
 

Yüzde oran olarak sıralarsak, 2.09, 2.12, 2.15, 2.13, 2.12, 2.15 diye gidiyor. Evet yakın oranlar, ama aynı değil.
 

Oysa basit kesir hesabı sadece. Paya o günün ölüm sayısını, paydaya yeni vaka sayısını yazıp işlemi yapacaksın bitecek. Ama kafa başka yerde tabi, “Niye bu kadar az ölüm var” diye üzülüyorlar yazık çok yazık.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.