banner161
banner125


Bu kadar mı kaleminizi satma heveslisisiniz?


Hüseyin DAVUTOĞLU

Hüseyin DAVUTOĞLU

10 Eylül 2018, 12:09

Zor bir soruyla başlamak lazım bazen, gazetecilik nedir? Cevabını bilen var mı?

Hasbel kader 15 yıla yakın bu iş yaparım ama hiçbir zaman kendime gazeteci demedim ve hiçbir zamanda demeyeceğim. 

Yaptığım iş gazetecilik değil mi, alakası yok alansını yapıyoruz ama ben kendimi hiçbir zaman o mertebeye erişen bir kişi olarak göremedim. Daha yiyecek çok fırın ekmeğim var… 

Ben şanslı bir adamım çünkü bugün yaptığım işi Kocaeli’de ilk yapan kişi benim ve bu konuda asla mütevazi olamam, hala en iyisiyim. Arkamda bıraktığım değerler bunun en basit örnekleri. 

Kocaeli Koz’dan önce 3 basın kuruluşunda çalıştım. Birisi çok özeldi, çünkü beni ben yapan yer orasıydı. Özel olan kurumdu elbet sahipleri ve yöneticileri değil. Onların değersizliği, kalitesizliği sayesinde belki ben ben oldum. Kötü örnek bazen iyiyi de doğurabiliyor. Diğer çalıştığım yerler zaten çerez, esmesi bile okunmaz benim için.  

Yine gelelim baştaki zor soruya, gazetecilik nedir? Herkesin mutlaka kendine göre bir tabiri olacak elbet ama bu işin ne derece büyük bir ahlaka sahip olduğunu kaç kişi hatırlayabilecek. Hele hele bugünkü ortamda, çok zor değil mi?

Kocaeli bu noktada aslında çok özel bir kent. Türkiye’de yerel basın denilince akla gelen bir kaç şehirden biri. Ama sorun zaten buradan başlıyor. 

Bizim basın kuruluşlarımız hep kendini büyük görmesi, en iyisi kendisin yaptığın zannetmesi, burnu hava tavrı… Ama unutulan daha önemli bir şey var ki, hep altını çizerim, bu kentte basın kuruluşları büyük değil, okuyucusu büyük. Türkiye’de hiçbir yerde göremeyeceğiniz bir okuyucu kitlesi var bu kentte.

Bu meslekte ne yaparsan yap, işin ahlakını kaybedince her şeyin kaybedersin. Yine yazarsın, yine çizersin ama kendini kandırmaktan başka bir halta yaramazsın.

Bizim kuşak için önünde hep kötü örnekler olduğu için, “idol” sayabileceğin, örnek alabileceğin pek insan yok bu kentte. 

Bir dönem Kocaeli’de “gazeteci” dediği zaman seni önüne çıkan 3 isimin aslında hiç bir halt olamadığını, bu mesleğe en büyük kötülüğü yaptığını bilirsin.  Şimdiki nesil, vakti zamanında hep bundan dert yanmasına rağmen hala onların yolunda gitmesi ise ayrı dangalaklık… Düne kötü deyip bugün sen aynı noktadaysan bunun adına başka ne diyeceğiz.

Elbette birilerine gazetecilik dersi vermek benim haddim değil ama öyle bir dönemden geçiyoruz ki artık bir ders vermenin vakti geldi de geçiyor bile.

Şu sıralar şarbonla yatıyor, şarbonla kalkıyoruz. Ülkede bitme noktasına gelen hayvancılık ithal hayvanlarda tamamen denetimsiz yoldan ülkeye girince şarbon da olur, başa bin bir çeşit hastalıkta, bunda şaşılacak hiç bir taraf yok. Asıl şaşılacak olan bizim basınımız tavrı. 

O zaman ders başlasın. Gazetecilikte esas olan şey belgedir. Eğer elinde belge varsa yaptığın haberin arkasına aslanlar gibi durusun. Bugün mabadında haber uyduran bizim gazeteciklerimiz belgenin ne olduğunu bilmediği için garip bir ruh hainde olması normal.

Bakın işte örnek, Vadi Besicilik..

Belge var mı var, bilgi var mı var. Peki neyin talaşı bu, neyi aklama çabası?

Bir basın kuruluşun dayandığı en önemli gelir kaynağı elbette reklam. Durumum idamesi için elzemdir. Ama bu reklam veren gazetenin sahibi ve patronu değildir. Eğer öyle bir pozisyona sokuyorsanız kendinizi, kalkarsınız koltuğunuzdan oturtursun sana para vereni koltuğuna. Ama yok, ben hem o koltukta oturum hem de paramı alırım dersen bende sana derim ki, “Hani mesleki ahlakı”…

Gazetecilik kamu mesleğidir, kamunun yani halkın çıkarı her şeyin üstündedir. Bir basın kuruluşu ticari işletmelerin avukatı, onları cengaveri değildir. Bir basın kuruluşunun haddi reklam vereni koruma hiç değildir. Reklam başka bir şey gazetecilik başka bir şey ve en önemlisi gazetecilik satın alınabilecek bir meta değildir.

İnceleme soruşturma devam ediyor, belki o işletmede şarbon çıkmayacak, belki de hastalık bulanacak. Peki bu telaş ne, bu garip anlamsız saçma sapan çaba neyin nesi. Size reklam veriyor diye bırakın gazetenizi,  ahlakınızı nasıl satarsınız? Hiçbir şey yapamıyorsanız susun bari. 

Madem heveslisiniz kaleminizi satmaya, o zaman açıklayan da herkes bilsin fiyatınızı, kaç paralıksınız?

Bu topraklarda gazetecilik denice akla gelen birkaç isimden biri olan Sedat Simavi’nin şu sözünü bir kez daha hatırlatmak isterim;

 “Genç gazeteci arkadaşlarıma! Bu meslek yorucu bir meslektir. Ama insan büyük bir zevkle çalışır. Kalemine daima efendi kal, uşak olmamaya gayret et. Mecbur kalırsan kır, sakın satma”

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.