banner292


Artık yeter, şu hoşaf saçmalığına bir son verin!


Hüseyin DAVUTOĞLU

Hüseyin DAVUTOĞLU

18 Mart 2019, 17:14

Her yıl aynı manzara, her yıl yine aynı saçmalık. Artık buna bir son verme zamanı gelmedi mi?

Nerden çıktı, kim uydurdu bilmiyorum ama şu Çanakkale Savaşı’ndaki o meşhur menü var ya, işte saçmalık dediğim bu, hatta saçmalığın dik alası…

Çanakkale Savaşı'nı ne kadar zorlu şartlarda kazandığımıza dünya şahit... Başka Mustafa Kemal olmak üzere, o kahramanlarımız olmasa şimdi hangi ülkenin boyunduruğu altında inim inim inliyor olurduk, bilinmez. Tarihin nasıl şekil alacağını kestirmek güç. 

Çanakkale savaşı sadece bu ülkenin tarihini değil, pek çok ülkenin tarihinde çok önemli bir dönüm noktası.

Çanakkale Savaşının önemini anlatmaya benim ne dimağım yeter, ne de bu sayfa… 
 

Ama ne hikmetse biz bu kahramanlık destanının için boşaltmak için elimizden geleni yapıyoruz. Türlü türlü hurafeler, saçma sapan anlatımlar, olmayan bir sürü şeyi sanki olmuş gibi göstermeler, daha neler neler…
 

Mesela şu yemek faslı gibi. Hani Çanakkale’de Mehmetçik açlığa mahkum olmuş, kuru ekmek, çorba hoşafla beslenmiş ya…  
 

Listeyi okuyunca hepimizin için cız ediyor, pek çok öğün boş geçiliyor. Kuru ekmek ve üzüm hoşafından ibaret bu “ibretlik” liste, hepimizin yüreğini acıtıyor.
 

Bizlerde her yıl Çanakkale şahitlerinin anısına kuru ekmek yiyip, hoşaf içiyoruz. Şehitlerimizi anmak elbette güzel, ebette çok onurlu ama böyle saçmalıklar olmaz.
 

O çok meşhur yemek listesi koskocaman bir yalan, uydurma. Çanakkale Savaşında hiçbir asker açlık çekmedi. Hiç bir birlik erzak sıkıntısı çekmedi.
 

Askeri arşivlerde Çanakkale Savaşı ile ilgili tonlarca belge var. O belgeler içinde askerin nasıl giydirildiğine, silahına ve iaşesine kadar her bilgi mevcut. Ama hiçbir belgede o uyduruk liste yok.
Hoşaf içtiği söylenen 43. Alay 1. Piyade Taburu 1. Bölük var ya, aslında o da yok. Çanakkale Savaşı’nda böyle bir birlik bile yok. Birde tarih olarak 1917 yılında bahsederler. İşin acı tarafı ise Çanakkale Savaşı 1915 yılını Aralık ayı sonlarında bitmişti.

 

Çanakkale Savaşı'nda askerlerimiz hiç açlık çekmediği gibi, onlara sık sık etli yemek verilmekteydi. Savaş şartlarında olarak öğün atlamış birliklerimiz dışında, yemek sıkıntısı hiç çekilmedi. 
Dönemin önemli gazetelerinden İkdam gazetesi 16 Temmuz 1915 tarihli sayısında bakın Çanakkale cephesini nasıl tarif ediyor;

 

“Bugün İstanbul’dan hareket eden bir zat, mevki-i harbin (savaş alanının) hangisine gidecek olursa olsun, güzergâhında müteaddid (çok sayıda) erzak ambarları ve bu ambarların dâhilinde, sundurmalarında, civarında yığılmış erzak çuvallarının, yağ tenekeleri ile fıçılarının âdeta birer tepe teşkil ettiğini görür. Seyahatine devam ettikçe gece gündüz yollarda kıtalara çay, ayran, ekmek veren askerî çayhanelere, erzak kafilelerine rast gelir. Arabalarla, develerle taşınan, hiçbir zaman arkası kesilmeyen erzak kafileleri kâmilen (tamamen) orduya gider. Bu âli (yüksek) himmetler sayesinde ordumuz muharebede iaşe hususunda zerre kadar sıkıntı çekmemektedir.”


Erzak ve gıda maddeleri cephe gerisine kadar getirilmiş ve her gün düzenli olarak belirlenen miktarda malzemenin dağıtımı gerçekleştirilmişti. Çanakkale’de bir askere ortalama şu miktarlarda erzak verilmişti: 900 gram ekmek, 250 gram et, 150 gram bulgur, 20 gram zeytinyağı, 20 gram tuz, 9 gram sabun.

Osmanlı Genelkurmayı da Çanakkale Cephesi’nde iaşe durumunun gayet iyi olduğunu, hatta birinci siperde muharebe eden nefere kahve ikramı bile yapıldığını resmi yazıyla bildirmişti. 
Cephedeki tek sorun aslında yemek kıtlığı değil, var olan yemeklerin soğuması ve dökülmesi sorunuydu.

Düşmana açık hedef olmamak için fırınlar mümkün olduğu kadar cephe gerisine, vadilerin içine kurulmuştu. Burada pişen yemeğin karavana ile cepheye taşınması esnasında soğuması, dökülmesi veya top atışlarından dolayı içlerine çerçöp ya da toz kaçması sorundu.

Şartlar elverdiğince askere günde en az iki öğün olarak iki üç çeşit yemek dağıtılıyor; çay, kahve ve sigara eksik olmuyordu. Kuru üzüm ve kuru fındık gibi çerezlerin dağıtıldığını da yine askeri kayıtlarda mevcut.

Size illa bir yemek listesi lazımsa hemen onu da vereyim.

Çanakkale Cephesi’nde teğmen rütbesiyle katılan ve şehit olan İbrahim Naci’nin günlüğünde askere verilen yemekleri yazmış. Bakın o listede neler var;

“1 Haziran 1915: İaşe pek mükemmeldi. Bazen asker günde üç defa yemek yiyordu.
14 Haziran 1915: Akşam 6.35’te askere fasulye yemeği dağıttırdım. Bu yemek pek leziz olmuştu.
16 Haziran 1915: Öğle yemeğini fasulye, papara hoşaf olarak yedim. (…) Akşam yemeğini fasulye, pilav ve hoşaf olarak yedim.
19 Haziran 1915: Öğle yemeği semizotu, ciğer yahnisinden ibaretti.”

Evet hoşaf var ama sadece hoşaf değil…

Bunun yanında yine savaştan kalan pek çok günlükte benzer listeler, yemeklerle ilgili çok sayıda bilgi mevcut.
 

Maalesef dedikodu tarihçiliğin çok alıştırıldık. Birilerinin uydurduklarını tarihi gerçeklik diye öğrendik, öğretildik. Merak edip iki kitap okumaktan yoksun kalınca cahilliğimize yenildik.
 

Tarihimiz en önemli savaşlarından biri olan Çanakkale Savaşı şehitlerimizi anmak için hoşafa ihtiyacımız yok. Mehmetçik, tarihin en şanlı ve mukaddes zaferlerinden birini armağan etmişti ülkesine. Bunun gurur yeter bize.
 

Ruhları şad olsun…
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hasan Ağır - 1 ay önce
Birde 250 bin kişinin değil Genel kurmay belgelerinde şehit sayısının 55 bin civarında olduğunu yazsa ididn.Aynı yalan 90 bin Sarıkamış şehidinin hurafe olduğu gibi ordu mevcudu 30 bin kişi.
Avatar
Gökhan Onater - 1 ay önce
Tebrik ediyorum Sayın Davutoğlu. O hoşaf listesi, İlhan Selçuk'un Yüzbaşı Selahattin'in Romanı'nda geçer, gerçektir ama orası Çanakkale değildir. Hicaz civarları gibi anımsıyorum. Bir de 250 bin şehit yalanı var. Gerçekte Çanakkale şehidimiz 75 bin civarındadır.