banner383
banner373


ADD Cumhuriyetin her zaman bayrağı oldu


Gökhan Karabulut

Gökhan Karabulut

10 Eylül 2019, 16:55

O dönemleri çok iyi anımsıyorsunuzdur. Her sabah Türkiye şafak operasyonlarıyla uyanıyordu.  

Artık sabah saatlerinde düzenlenen şafak operasyonları sıradan hale gelmişti.

ABD kuklası zehir önce Atatürkçü aydınlarımızı, Türk Silahlı Kuvvetlerini ve Atatürkçü Düşünce kuruluşlarına operasyon yaptı sonra döndü yol yürüdükleri iktidarı soktu.

O dönem Atatürkçü Düşünce Derneğinin Genel Başkanlığını Şenol Eruygur Paşa yapıyordu. Kocaeli Şube Başkanı ise Bozkurt Uslu’ydu.

Önce Eruygur paşayı aldılar, bayrak gibi karşılarında dikilen ADD ilk çökertilecek sivil toplum kuruluşuydu.

Eruygur paşayı içeri attılar, içeride sağlığını kaybetti, ADD yıldırmaya çalıştılar, üzerinde hukuk baskısı kurarak itibarsızlaştırmaya çalıştılar.

Fakat Atatürkçü Düşünce Derneğine itibarsızlaştırma hamlesi yapanlar sıvışarak Türkiye’den kaçtılar.

Kurdukları Bumerangın içerisinde yok oldular, olmayan şahsiyetlerini, kişiliklerin bir kez daha kaybettiler.

ADD bugün yine dimdik ayakta, Cumhuriyetin bekçisi olarak görevini yapıyor.

İzmit Belediyesi’nin ev sahipliğinde yapılan organizasyonda sahne alan DJ Kardelen Başak hakkında suç duyurunda bulunan ilk ve tek Atatürkçü kuruluş oldu.

O dönem biz gazeteciler dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık, Cumhuriyete operasyon yapılıyor dedik, bizim arkamızdan da iş çevirmeye çalıştılar, iftira atmaya kalkıştılar lakin atmaya çalıştıkları iftirada boğuldular.

Şahsımı o dönem Ergenekon, Balyoz, Casusluk Davası gibi ipe sapa gelmez operasyonların ‘gizli tanığı’ iftirasıyla savunduğumuz değerler üzerinden vurmaya çalıştılar. Tıpkı 15 Temmuz darbe sonrası olduğu gibi!

Ergenekon, balyoz gibi saçma sapan operasyonlarla it, kopuk gizli tanık gösterilerek değerli insanları içeri attılar. Yetişmiş insanlarımızı, vatanına bağlı insanları ölüme terk ettiler kodeslerde

Kalemimizi kırdılar, yanlış bilgilerle, yönlendirmelerle savunduğumuz değerleri savunan dostlarımızı karşımıza dikmek istediler.

Beceremediler…

Herkesin bir hesabı olduğu gibi Allah’ın da hesabı olduğunu unuttular.

Bu ülkede milli durmak kadar zor bir gömlek yok…

Türkiye’nin değerlerini savunmak zordur bu ülkede…

Kodese atılırsın, cinayete kurban gidersin, itibarsızlaştırılmaya çalışırlar, kısaca zordur kardeşim MİLLİ durmak…

Hayatım boyunca siyasi algılara kapılmadım, iktidarların, muhalefet partilerin kurmak istediği algılara yenik düşmedim, doğru tektir ve onu savundum.

Fakat bu ülke için görevimiz bitmemişti. İktidarın bir zamanalar yere göğe koyamadığı FETÖ ile amansız mücadele ettik.

Polisiye ve hukuksal baskılarla önümüze geçmek istediler. Hakkımızda soruşturmalar açtılar, yıldırmaya çalıştılar…

Yine beceremediler…

Gücün yanında durmak kolaydır, önemli olan Türk milletinin değerlerinin yanında durmaktır.

Biz en zoru seçtik ve en onurlu duruşu ortaya koyduk.

O ne der, bu ne der diye bakmadık, bakmayız…

Bugün Türkiye çok zor bir dönemden geçiyor, sapla samanın karıştığı bir dönemdeyiz.

Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarını anımsayın, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk kurdurduğu Hakimiyet-i Milliye, yani ulusun egemenliği gazetesini…

Hakimiyet-i Milliye Milli Hükümetin resmi gazetesi olmuştu.

Önemliydi o günlerde Hakimiyet-i Milliye.

Toplumun bilinçlenmesi, düşmana karşı direncin, moral ve motivasyonunun artmasında en önemli kaynak vazifesi görüyordu.

Bugün, medya çift başlılığa sürüklenmiş durumda. Yayın kuruluşlarının birçoğu mevcut iktidarın elinde, diğer basında muhalefetin borazanlığını yapıyor.

Gazeteler, yayın kuruluşları siyasi partilerin arka bahçesi haline gelmiş durumda. Her biri kayığına bindiği siyasi organizasyonun düdüğünü çalıyor.

Gazeteciler, gazeteciliği bırakıp yayın kuruluşlarında siyasete soyunmuş durumdalar.

Kısaca gidişat iyi değil, gazetecilere olan güven neredeyse yüzde 0 düzeyinde.

Okuyucu kapma savaşı gazeteciliğe olan güveni neredeyse bitirme noktasına getirdi.

Ve okuyucu, izleyici artık yayın kuruluşlarını politik görmek istiyor. Hazırlanan yeni medya düzeni okuyucuda politize etmiş durumda.

Ya ondan olmalısın ya da bundan.

Okuyucular çok haklı, kurulan düzene bilmeyerek odun taşımak zorunda kalıyorlar.

Sonuç olarak; Yolumuz uzun, Türkiye’nin muasır medeniyete giden yolda görevimizi en iyi şekilde yapmak zorundayız.

Geleceğimiz olan evlatlarımıza en güzel yurdu emanet etmek boynumuzun borcu.

Bizde bu borcu yerine getirmek için canla başla mücadele edeceğiz, başka şansımız yok…


 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ersoy Kandemir - 5 gün önce
Yıllarca ADD derneklerine söylediği lafı bırakmayan ahlak yoksunlarında en ufak bir utanma belirtisi görmem bir ADD üyesi olarak!
Avatar
Hüseyin - 4 gün önce
Gokhan bey yazınızdan dolayı tebrik ediyorum. Başkan Taylan BINGÖL'ü de takip etmenizi öneririm. Göreve geldiği günden bu yana başarılı hatta başarılı ötesi bir mücadele gösteriyor. Gerek Kocaeli Kitap Fuarına gelen Atatürk düşmanlarını püskürtmesi gerekse bu DJ hakkındaki tutumu takdire şayan.