banner29

Fahri Örengül, 'Bu sistem cumhurbaşkanını kral yapar, ülkeyi kaosa sürükler'

banner31

CHP'nin önde gelen isimlerimden olan Av. Fahri Örengül, “Bu sistem cumhurbaşkanını kral yapar, ülkeyi kaosa sürükler” dedi.

Fahri Örengül, 'Bu sistem cumhurbaşkanını kral yapar, ülkeyi kaosa sürükler'
09 Kasım 2017 Perşembe 13:55

banner32
banner15

Referanduma sayılı günler kala bir "Evet" bir de "Hayır"cıların sesine kulak verelim istedik. Referandumda "Hayır"ı savunanlardan birisi olan Avukat Fahri Örengül, gazetemize süreci değerlendirdi. "Evet" seçeneğini destekleyenlerden biri olan Emine Macit Zeybek de neden "Evet" denmesi gerektiğini yine gazetemize anlattı. Şimdi sizi Fahri Örengül röportajıyla başbaşa bırakıyoruz. Yarın ise Emine Zeybek Macit'in görüşlerini bu satırlardan okuyabilirsiniz.

 

Sayın Örengül, partiniz CHP gibi sizde anayasa değişikliğine ısrarla ‘hayır’ diyenlerdensiniz. Önerilen değişikliğin çağdaş olmadığını mı düşünüyorsunuz?
Bu sisteme girmeden önce dünyada bilinen 3 sistemin olduğunu söylemeliyim. Bunlar başkanlık sistemi, yarı başkanlık sistemi ve parlamenter sistemdir. Başkanlık sisteminin tipik örneği ABD, yarı başkanlık sistemi örneği ise Fransız sistemidir. Parlamenter sistemin tipik örneği de İngiltere ve Türkiye gibi ülkelerdir. Üç sistem de demokratiktir. Bir ülke bunlardan hangisini seçecekse çağdaş olanı seçmek zorunda. Mevcut anayasamız önerilenden daha çağdaş olmasına rağmen çok ciddi değişiklikler gerektiren ve güçlendirilmesi gereken bir sistem. Böylece çok daha çağdaş hale gelir. 


Israrla karşı çıktığınız şey nedir?
Yasama yürütme ve yargının bağımsız ve eşit güçte olması gerekir. Yürütmenin; yani cumhurbaşkanının denetlenebilir olması lazım. Bir suçun yargısal denetiminin sağlanmış olması lazım. Bunun için de yargının bağımsız olması şart. Bağımsız bir yargı tarafından denetlenebilen başbakan ve cumhurbaşkanı olduğu zaman o ülkede hukuk devleti var demektir. Eğer denetim mekanizması işlemiyorsa o zaman çağdaş bir sistem değildir. O sistem, demokratik olmaktan çıkar totaliter sisteme kayar.


ÜÇ Y BAĞIMSIZLIĞI
Birçok siyaset bilimcinin de önermediği bir sistem bu. İster başkanlık, ister yarı başkanlık, ister parlamenter sistem olsun; yasama yürütme ve yargı bağımsızlığı ile bunların güçlerinin eşitliği ve otomatik kontrol mekanizması varsa, denetlenebilir yapıdaysa önerilen sistemlerdir. Ama Türk siyasi sistemine uygun bir sistem değildir. 


“TARİHİMİZDE BAŞKANLIK ANLAYIŞI YOK”
Ayrıca her ülkenin kendine özgü bir siyasi tarihi vardır. Mesela ABD’de eyalet sistemi var. Her eyaletin yasası ve cezaları farklıdır. Eyaletlerin kendi parlamentoları vardır. Oradaki başkan, ülkeyi dışarıda temsil eden sembolik ve çok denetlenebilen bir yapıdadır. Ama Türkiye’de eyalet sistemi yok. Bizim siyasi tarihimizde başkanlık sistemi anlayışımız yok. Bizde disiplinli partiler vardır ve liderci partilerdir. Türk sistemi daha gergin ve stresli bir sistem. Bir de biz ani kararlar alan insanlarız. Teklif edilen sistemde ani kararlar ülkeyi feci noktalara götürür. 


‘Tek adam’ endişeniz de burada başlıyor sanırım?
Evet, mevcut parlamenter sistemde cumhurbaşkanı teamül olarak parti genel başkanına hükümeti kurma görevi veriyor. Görevi alan kişi Bakanlar Kurulu’nu oluşturur ve TBMM’de güvenoyuna sunar. Önerilen sistemde yürütmeyi bizzat cumhurbaşkanı yapacağı için güvenoyu ve gen soru olmayacak. Başkan, meclise danışmadan ister dışarıdan isterse vekillerden bakan atayacak. Milletvekilinden atarsa yedek milletvekili devreye girecek.  


O zaman bakanlar kime karşı sorumlu olacak?
Bakanlar meclise karşı değil cumhurbaşkanına karşı sorumlu olacaklar. Üstelik isteği kadar seçtiği bakanı istediği zaman azledebilecek cumhurbaşkanı. Mesela bakanlar hakkında yolsuzluk iddiası olduğunu varsayalım. Gen soru verilemeyeceği için meclis içi denetim olmayacak. 


“İSTERSE SİSTEMİ KOMPLE DEĞİŞTİRİR”
Başkanın, Kanun Hükmünde Kararnamelerle ülkede yeni tüzel kişilikler oluşturma hakkı da ayrı bir tehlikedir. Merkezi idareyi yeniden yapılandırabilecek. Hatta isterse sistemi bile komple değiştirebilir. Cumhurbaşkanı ülkeyi KHK’lerle yönetecek. 


Önerilen sistemde meclisin statüsü ne olacak peki?
Meclis kanun yapabiliyor, gen soru yapamıyor ama bakanlar kurulu ile ilgili denetleme mekanizması var. Bunun da şöyle bir eksi yönü var. Şuanda 10’da 1 çoğunlukla gen soru verilirken yeni sistemde cumhurbaşkanı ve bakanları soruşturmaya tabi tutmak için yüzde 50 çoğunluğu geçmeniz lazım. Bu da 600 vekilin olduğun bir mecliste en az 300 vekil demek. 


YÜZDE 50 ÇOĞUNLUK ENGELİ
Sağduyuyla hareket edilmez mi diyorsunuz?
Elbette. Çünkü cumhurbaşkanı aynı zamanda partinin genel başkanı ve siyasi olacak. Kendi partisi adına propaganda yapacak. Halk nezdinde iki seçim birlikte değerlendirilecek. Bunun için cumhurbaşkanı mutlaka mecliste egemen olacak. 300 oyu bulmak imkansız. Meclis ne cumhurbaşkanını nede Bakanlar Kurulunu denetleyemeyecek. 


Gerekli çoğunluk yani 301 vekil imzası bulunursa?
Velev ki çoğunluk bulundu. Bu sefer de komisyon oluşturmak için çoğunluk gerek. İktidarın çoğunluk olduğu bir komisyondan ‘yargılanabilir’ kararı çıkabilir mi?


Çıktığını farz edelim?
 Farz edelim ki çıktı. Bu sefer de meclisin 3’te 2 çoğunluğu aranıyor ki bu da 400 vekil demek. Bu tabloda 400 vekil imkansız.  

“BABAM OLSA KABUL ETMEM” 

Başkanlık sistemini isteyen Cumhurbaşkanı AKP’den değil de sizin üyesi olduğunuz CHP’den olsaydı da aynı tepkiyi verir miydiniz?

Babam olsa, kardeşim olsa hatta kendim de olsa kabul etmem bu sistemi. İnsan şaşar beşerdir, pohpohlanmaya çabuk gelir ve güç kullanmayı sever. Bu gücü kimseye vermemek lazım. Mustafa Kemal Atatürk’e en güçlü lider olduğu zamanda bu teklif yapılmış ama o kabul etmemiştir. “Çağdaş demokrasi istiyoruz” demiştir. 


Peki, AKP tarafının ‘başkanlık sistemine fiili olarak zaten geçtik’ şeklindeki açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Madem fiili olarak geçtik neden değişikliğe ihtiyaç duyuyorlar? Bu cümle bile çok tehlikelidir dikkat edin. Dünyada halkoyuyla cumhurbaşkanı seçen bir sürü ülke var. Kanunlara uyması gereken birinci insan da cumhurbaşkanıdır. “Ben halkoyuyla seçildim. Bu yetkiler bana az, genişletiyorum” deme hakkına sahip değil. Bu düşünce anayasayı inkar etmektir.


Mecliste belki de MHP’nin vermesi muhtemel fire nedeniyle açık-kapalı oy tartışmasını izledik. Sizce referandumda MHP tabanının oyu ne olur?. 
Ben MHP Genel Merkezi ile tabanın anayasa değişikliğiyle ilgili aynı fikirde olduğunu düşünmüyorum. Bu nedenle referandumdan ‘evet’ oyu çıkmayacak.


“İŞE GÖRE ADAM MI ADAMA GÖRE İŞ Mİ?”
AKP ve MHP şu anda ortak karar alıyor gibi gözükseler de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu kaygılarımızı daha önce dile getirmişti. “Profili düşük biriyle bu ülke yönetilmez. Cumhurbaşkanı anayasal sınırları zorladı. Ya yetkiyi aşmasın ya da onun istediği düzeye getirelim” demişti. Klasik bir söz var ya, “işe göre adam mı, adama göre iş mi?” Doğrusu işe göre adam seçmektir ama önerilen sistem adama göre iş.  


Peki, önerilen değişiklikte hukuki alanda gördüğünüz en büyük tehlike nedir? 
Tabii ki HSYK seçimi. Cumhurbaşkanının meclis dışında yargısal denetime tabi tutulması lazım. Ama bunun için önerilen sistemde 3’te 2 çoğunluk şartı var. Farz edelim ki çoğunluk bulundu ve Yüce Divan’a sevk edildi. Yüce Divan’ı kim oluşturuyor? Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 5 üyesini cumhurbaşkanı seçiyor. 6 üyeyi meclis seçiyor ama orada da çoğunluk kendisinde olduğu için değişen bir şey yok. Adalet Bakanı Müsteşarı doğal üye oluyor ki bakan da cumhurbaşkanının seçtiği onun emrinde biri oluyor. Yani HYSK da onun atayacağı hakimler ve savcılar da cumhurbaşkanının emrinde olacak.


Mevcut sistemde cumhurbaşkanının yargılanmasıyla önerilen sistemdeki yargılanma şartları gerçekten çok farklı. Adalet Bakanı da bunun ‘halk lehine’ olduğunu sık sık dile getiriyor. Sizin endişeniz nedir?


“TOTALİTER BİR SİSTEM”
Eski anayasaya göre Yüce Divan sıfatıyla ancak ‘vatana ihanet’ suçuyla yargılanabilirdi cumhurbaşkanı. Yeni sistemde başkan bütün eylemlerinden sorumlu olacak ama yargısal denetimi yapacak kişileri kendisi ve partisi kanalıyla meclis atayacağı için riski olmayacak. Düşünsenize kendisi ve partisinin atadığı yargıçlar cumhurbaşkanını yargılayabilir mi? Bu şuna benziyor. Ben suç işliyorum ve beni yargılayacak hakimi zaten ben tayin ettim. Bana ceza vermesi mümkün mü? Yargısal denetim yoksa bu totaliter bir sistemdir. 


“REİSE UYGUN ANAYASA”
Nereden bakarsanız bakın önerilen anayasa Reise uygun bir anayasa. Patronaj ağırlıklı bir sistem. Buradan demokrasi çıkmaz. Düşünün yargıyı, iktidar atadığına göre gidip onlara “ya şunu hakimi savcıyı arar mısınız? Allah aşkına bize bi yardımcı olsun” denilecek. Yüzde yüz vicdanlı hakim arayacağız. 

 

AKP ve MHP tabanının ‘hayır’ diyeceğini düşündüğünüz için mi referandumdan umutlusunuz?
Evet, benim için Anayasanın geçmemesi sürpriz olmaz. AKP zaten iktidar sarhoşluğu içinde. AKP’li vekiller de neye imza attığını bilmiyor. Velev ki yeniden milletvekili olmaları için baskı oldu. Bu sefer de referandumdan geçmeyecek. Çünkü AKP’ye oy veren ama radikal dinci olmayan, çağdaş ve demokrasiden yana olan geniş bir kesim de var. Onların bu tehlikeyi fark edeceklerini düşünüyorum. MHP tabanı içinde aynı fikirdeyim.  Sert bir seçim olacak. 


“DEMOKRASİ ÖNEMLİ BİR SINAV VERECEK”
Mevcut durumumuz eski ‘Milliyetçi Cephe’ye döndü. AKP ve MHP tabanı öyle düşünmese de hala çoğunluk ellerinde. Basının da yüzde 90’ı AKP etkisinde. Türk demokrasisinin önemli bir sınav vereceğini düşünüyorum. Kimse Türk halkını hafife almasın. Türk insanı hiç yanılmaz. Sadece anlatmak lazım. 


Peki, bu sistemin hiç mi artısı yok?
Düşünün hastasınız ve tedavi görüyorsunuz. 10 tane ilacınız var. 9’u çok iyi ama biri tehlikeli. O zaman ölürsünüz. Bu da ona benziyor. Seçilme yaşını 18’e indirdiler. Bu kötü bir şey değil. Bunun gibi birkaç iyi şeyi sunup ana temayı unutturuyorlar. 


Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürekli terörün bitmesi ve ekonomik istikrar için ‘başkanlık sistemi’ni işaret ediyor. Bizim görmediğimiz ama ülkemizi düzlüğe çıkarak bir değişiklik görecek miyiz?
Tam tersi. Çünkü bu baskıcı bir sistem. Toplum bir süre sonra patlar. Türk milli takımı yıllardır dünya şampiyonu olamıyor. Dünyanın en büyük teknik adamını getir, yine olmaz. Çünkü sahada o oynamayacak. Erdoğan tek başına ne yapacak? Ülkenin parası, borcu, kaynakları, turizmi belli. Bir kişi neyi değiştirebilir? Ortak akıl olmalı. 


“GÜVEN ÖNEMLİ AMA KONTROL DAHA ÖNEMLİ”
Erdoğan zaten 14 yıldır doğal başkan. İstediği her şey yapılıyor. Ne değişti? “Açılım” dedi açtı kapattı. Rus uçağı düşürüldü, kim düşürdü bilinmiyor. Çünkü ortak akıl yok. “Esad’ı devireceğim” dedi. Türkiye neler kaybetti? Çok sevdiğim bir Alman atasözü vardır. “insanlara güvenmek çok önemlidir ama kontrol daha önemlidir” Halk Erdoğan’a güvenebilir ama kontrol daha önemlidir. 

 

“İSTERSE REJİMİ DE DEĞİŞTİRİR”
Anayasa değişikliği ve başkanlık sistemine ‘hayır’ diyecek kesimin bir korkusu da rejim değişikliği. Bir hukukçu gözüyle Türkiye’de rejim değişikliği tehlikesi var mı? Şu an sahip olmadığı yetkileri Anayasaya rağmen kullanan bir lider var. Ona, istediği yetkileri verdikten sonra bunları da kullanırken sahip olmadığı yetkileri kullanmayacağının garantisi var mı? Bunu örneklersek; mesela cumhurbaşkanı anayasanın ilk 4 maddesine dokundu. Başkanın mecliste çoğunluğu varken nasıl 301’i bulup engel olacaksınız? Anayasa Mahkemesi’ni de kendisi oluşturuyor. Değişir mi rejim? İsterse tabii ki değişir. 

 

“600 VEKİL SEMBOLİK OLACAK”
Bahsettiğiniz yetkileri üst üste koyunca milletvekilleri çok pasif görevde olmuyor mu?
Evet, çünkü fiilen kanun yapma yetkisi de cumhurbaşkanında olacak. Mesela meclis kanun çıkarttı ve cumhurbaşkanına gönderdi. Cumhurbaşkanı veto edince o kanunu 301’i vekil imzası bulmadan tekrar gönderemiyorsunuz. Bütçeyi bile başkan yapıyor Bakanlar Kurulu değil. Mesela meclis bütçeyi kabul etmedi veto edebiliyor ama geri gelince yine 301 i bulmak zorunda. 600 vekil sembolik olacak. 

 

“MECLİSİ FESHETME YETKİSİ VAR”
Osmanlıda padişahın meclisi feshetme yetkisi vardı, burada da aynısı olacak. Cumhurbaşkanının tek başına meclisi feshetme yetkisi var ama meclisin cumhurbaşkanını feshetme yetkisi yine 3’te2 çoğunluğa; yani 400 milletvekiline bağlı. AKP ‘liler de diyor ki feshedince kendi de seçime gitmek zorunda. Tamam da cumhurbaşkanı siyasi olacağı için çıkıp yine propagandasını yapacak. Üstelik yeniden seçilince dönemi de uzayacak. 


Bu söyledikleriniz hep kötü senaryolar. Ya iyi kullanılırsa?
Allah geçinden versin ama Anayasa’yı Tayyip Erdoğan için yapmıyoruz. Erdoğan’dan sonra olmadık bir adam gelse ne yapacaksınız? Çok tehlikeli bir sistem. 

 

“TÜRK TİPİ DEĞİL ORTADOĞU TİPİ”
Bu sistemi ABD sistemiyle de yarı başkanlık olan Fransa’yla da karıştırmayın. ABD’de bakanlar, senatoda onaylanmadan bakan olamaz. Hatta senatodan geçmeden konsolos bile atanamıyor. Bizde başkan direk kendisi atayacak bakanı. Türk tipi demek Atatürk Cumhuriyetine saygısızlık olur. Bize önerdikleri olsa olsa Ortadoğu tipi bir sistem. 


Ne olsa anayasa değişikliğine evet dersiniz?
Şu önerdikleri anayasayı dünya çapında ünlü 3 anayasa hukuk profesörü gelsin, bağımsız rapor versin kabul edeceğim. Partime rağmen evet derim. Ama meclis ve yargısal denetim olmayan bir yapıya evet demem. Benimle ilgili soruşturma açılması için 3’te 1 imza yeterli, HSYK atamalarında yetki istemem; yetki, siyasi partilerin gücü kadar olsun, yargı kendi içinden seçecek özgürlükte olsun, yargılanmaktan korkmuyorum derse, denetimi zorlaştıracak maddeleri kolaylaştırırsa,  ‘iyi niyetli’ derim. Ama onda bir çoğunlukla gen soru verilen bir sistem varken 301’i bul diyorsa bunu kabul edemem. 


Türk tipi başkanlık sistemine benzer bir sistem ya da bizim gibi parlamenter sistemden başkanlığa geçmiş Türkiye’ye denk bir ülke var mı aklınızda kalan?
Anayasa konusunda en güvenilir neresi varsa gidin bakın; böyle bir örnek yoktur. Belki din ağırlıklı Endonezya’da vardır. 


“OLMAYAN YETKİLERİ KULLANIYOR, NASIL GÜVENEYİM?”
Sizin gibi mesleği avukat olan ama anayasa değişikliğine evet diyen çok sayıda meslektaşınız var. Sizce bu konu bardağın dolu-boş tarafını görmekle mi ilgili, siyasetle mi ilgili?

Bilinen bir cümleyle cevap vereyim. En iyi yasayı kötü bir uygulayıcıya verirseniz çok kötü bir sonuç çıkar. En kötü yasayı da iyi niyetli bir uygulayıcıya verirseniz iyi bir sonuç çıkar. İngiltere örneğinde olduğu gibi. Yazılı bir anayasası olmamasına rağmen çok iyi işleyen demokrasileri var. Ama bizdeki örnek kötü. Şu an iktidar zaten olmayan yetkilerini kullanıyor çünkü. Bu durumda nasıl güvenebilirim? Eski Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül “bu yetkiler fazla” dedi mesela. Saygı duyuyorum. Ama şimdiki az diyor. Hatta yetkim olmasa da kullanıyorum diyor. 


Yeni sistemin koalisyonlara son verecek olması bizim için artı değil mi?
Demokrasinin bir tarifi de koalisyondur. Koalisyon; farklı fikirlerin bir arada olup ortak bir zeminde buluşması demek. Koalisyondan bıktık demek sadece algı yanılması. 1950’ye kadar CHP vardı, sonra 70’li yıllara kadar DP. ANAP da 9 yıl iktidardaydı. AKP 14 yıldır var. Nerede koalisyon? 80 yıllık dönemde koalisyonla geçen dönem 10 yılı geçmez. Ama 12 Eylülden önceki kötü dönem yüzünden kötü algı oluştu. Biz koalisyon döneminde Kıbrıs’a çıktık. Şimdi bu kadar güçlü müyüz? Irak, Suriye ve Güneydoğu politikaları hep tek parti dönemine ait. Almanya’da yıllardır koalisyon var. Almanya kalkınmıyor mu?


Peki, savunduğunuz sistemi masaya yatıracak olursanız neyi değiştirmemiz gerek?
Yetkim olsa ilk işim Siyasi Partiler Kanununu değiştirmek olur. Partilerde naylon üyeliğe son veririm. Hatta parti üyeliğinin seçim kurulunda yapılmasını sağlarım. Sahte üyeliğin karşılığı resmi evrakta sahtekarlık olmalıdır. Yani siyasetin kutsal bir iş olduğunu topluma anlatabilen bir kanuna ihtiyacımız var. Lidere bağlı olmayan, gerçek üyelerle çalışan, ön seçimle adayların seçildiği, yargı denetiminin olduğu, vekillerin özgür, genel başkana bağlı olmadığı bir sistem olsun, cumhurbaşkanı siyasi olmasın, herkesi kucaklasın. O zaman anayasaya falan ihtiyacımız olmaz. 

 

“BU ORTAMDA YAPTIĞIMIZ AKLA ZİYAN”
Kaldı ki şu anda Anayasayı tartışacak bir ortamda değiliz. Bu yaptığımız akla ziyan. Büyük sıkıntı içindeyiz, OHAL dönemindeyiz. İçte ve dışta savaş veriyoruz, ekonomik sıkıntılar var. Neden anayasayı tartışıyoruz anlamak mümkün değil. Erdoğan zaten başkan gibi istediğini görevden alıyor; Ahmet Davutoğlu örneğinde olduğu gibi. Kafalarının arkasında ne var ben de merak ediyorum. 


Son olarak ne söylemek istersiniz?
Ülkemizin KHK’lerle yönetilmesine, cumhurbaşkanı ve bakanların denetimsizliğine, yargının siyasallaşmasına, izin vermeyelim. Bu yetkiler, cumhurbaşkanını kral yapar, ülkeyi de kaosa sürükler. İfade ve basın özgürlüğünün olması, yargının bağımsız olması, dış ülkelerin kolayca bizi yönlendirmemesi, azınlık haklarının korunması için anayasa değişikliğine hayır diyorum. Bu çok tehlikeli bir sistem. Lütfen araştıralım, okuyalım ve öyle karar verelim. Bunu siyaseten; CHP kimliğimle söylemiyorum. Ülkemiz hukuken çok tehlikeli bir yere gidiyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.