23 Ağustos 2017 Çarşamba

  • 3,497 TL
  • 4,110 TL
  • 145,05 TL
  • 108.594
KOCAELİ 30°

HOŞÇA KAL SAVAŞ AMCA…

Hoşça kal Savaş Amca…

Hoşça kal Savaş Amca…

05 Haziran 2017 Pazartesi 16:19 Röportajlar

Röportaj-Yeliz KORAY

Aslında röportajı Ocak ayında yaptım.  

Amacım 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle ilimizin duayen gazetecisi Savaş Poyraz ile bir araya gelmek, onu dinlemekti. 

Kolay değil, meslekte 56 yılını devirmiş, 50 yıldır aralıksız yazı yazmıştı Savaş Amca. 

Evine davet etti, gittik. 

Yürüyüş Yolu manzaralı pencere kenarında yağmuru ve asırlık çınarları izleyip, kahvelerimizi yudumladık. 

Eskilerden bahsettik, anılarını dinledik, gazeteciliği konuştuk.

O, son röportajı olduğunu, ben de onu son kez dinlediğimi bilmeden…

Röportaj yaptıktan bir hafta sonra aramızdan ayrıldı Savaş Poyraz. 

Öyle sessiz sedasız; yaşadığı hayat ve aklımızda kaldığı gibi güzel kavuştu Mevla’ya.

Kocaeli bir değerini, basın da duayen bir gazetecisini kaybetti. 

Acısı öyle tazeydi ki yayınlamak için bekledik. Unutmak değil de, alışmak, kabullenmek için bekledik.

Ölümünün üzerinden yaklaşık 5 ay geçmişken Onu bir kez daha saygıyla anmak için sizi Savaş Amca’nın son röportajıyla baş başa bırakıyorum.


savaş poyraz


Savaş Amca, meslekte kaçıncı yılını doldurdun?

Gazetecilikte 56 yılı doldurdum. 50 yıldır da aralıksız yazıyorum.


Ne zaman başladı yazma aşkı?
İlkokul son sınıfta şiirle başladım yazmaya. Hatta Türkiye’de çıkan ‘Yelpaze’isimli bir derginin yarışmasında birinci olmuştum. Bugün 82 yaşındayım ve hala yazıyorum. 



Birincilik getiren şiiri merak ettim.
Çok kısa bir şiirdi. Sanırım yağmurdan etkilenerek yazmıştım. Şöyleydi;
Dün gece gökyüzü ağladı üstüme
Dün gece gökyüzü maviye hasretti

Ben de yeşile…



Hala şiir yazıyor musun, kaç şiirin var?

Hala yazıyorum. Bir kitabı dolduracak kadar; bine yakın şiirim vardır.



“BABAM ATATÜRK’ÜN KORUMASIYDI”
Savaş Amca, mesleki yönünün yanında bir de İzmit aşığı olarak biliyoruz seni.Kaç yıldır İzmit’te yaşıyorsun?

Aslında İstanbul Kasımpaşa’da doğdum ben. 11 yaşında geldim İzmit’e. Babam polisti. Hatta Atatürk’ün korumasıydı. Ata’mız hayatını kaybedince İsmet İnönü babamı köşke aldı. Ama Ankara’ya alışamadık. İnönü’nün eşiyle annem görüşürlerdi. İstanbul’a tayinimiz için rica etti annem. Önce İstanbul’a sonrada Kocaeli’ye geldik. 



SUBAY OLACAKTI GAZETECİ OLDU

Gazeteci olmaya o yaşlarda mı karar vermiştin?

Aslında İstanbul’da Gazetecilik Okulu’nda okudum ama asıl gayem diploma sahibi olmaktı. Çünkü subay olmak için en az 2 yıl okuyup diploma almış olmam gerekiyordu. Lakin mesleği sevdim. Hatta okulda gazete çıkartmaya başladım. 1960 yılında spor yazarı olarak tam anlamıyla mesleğe girdim. 


 Geçtiğimiz yıllarda Eski Dostlar, Dökülen Yapraklar ve İz Bırakanlar isimli 3 kitap kazandırdın bize. Yeni yılda imzanı taşıyan başka kitaplar da okuyacak mıyız?

Evet, diğer 3 kitabımda olduğu gibi yine İzmit’i anlatan 2 yeni kitap daha açıkacak. Şuan yazıyorum. 


“ESKİDEN İNSANLAR BİRBİRİNİ SEVERDİ”
Neden hep İzmit’i yazıyorsun, nedir bu kadar özlem duyduğun şey?

Eskiden İzmit’in nüfusu 20-25 bindi. Şimdi 600 bine yakın. Herkes birbirini tanırdı, selam verirdi. Özellikle esnaflar birbirine çok bağlıydı, hep yardımlaşırlardı. İzmit’in bu kadar büyüyeceğini hiç tahmin etmemiştik. Nazmi Oğuz’un sinemaları vardı; yazlık bahçe sinemaları. Yokluk vardı ama yoksulluk yoktu. İnsanlar birbirine yardım ederdi. 1965’te ticaretle uğraştım; tüpçülük yapıyordum. 10 sene de futbol oynadım. Her çevreden tanıdığım vardı. Bu nedenle eski İzmit özlemim var. Bunu da yazarak yaşatmaya çalışıyorum.

Hazır eski günlere gitmişken eskiden gazetecilik nasıldı?

Eskiden 4 sayfalık gazeteler vardı. Rıfat Yüce’nin çıkarttığı Türk Yolu, Selahattin Terser’in çıkarttığı Hürsöz, Süreyya Sofuoğlu’nun çıkarttığı Demokrat Kocaeli, Saim Aşkın, FeridunÖzbay ve Metin Yüce’nin kurduğu Bizim Şehir gibi 4 önemli gazete vardı. Daha sonra Dündar Çiğit Özgür Kocaeli Gazetesi’ni kurdu. 4 sayfayı doldurmak için çok zorlanırdık. 


“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ YOK”
Eskiden daha özgürdü basın. Şuan basın özgürlüğü yok. Yandaş basın hiç bu kadar çok olmamıştı. Yandaş olmayanlar da zaten baskıdan yazamıyor. Bugün 187 gazeteci cezaevinde yatıyor. En geri kalmış ülkelerde bile böyle bir durum yok.

Peki, o yıllardan başlayarak meslek yaşamında en unutamadığın anın nedir Savaş Amca?

1 Mart Vapur Faciası ve 1999 Marmara Depremi. İkisi de ilimiz için faciaydı. Ve biz şans eseri yaşıyoruz. Çünkü deprem gecesi oğlumun evinde olmasaydık belki yıkılan evimizde ölmüş olacaktık.



Yoğun çalışma temposuyla gazetecilerin evlenmesi ya da evliliğini yürütmesi gerçekten zor. Ama eşiniz Şule Hanıma bakarken hala aşkla baktığınızı görüyorum. Gazetecilik ve İzmit’ten sonra en büyük aşkınızın Şule Hanım olduğunu söyleyebilir miyiz?
Evet söyleyebiliriz. Biz 51 yıldır büyük bir aşkla evliyiz. Severek evlendik. 



“SAVAŞ AMCANIZ ÇOK PEŞİMDEN KOŞTU”
Nasıl tanıştınız diye sorarken Şule Hanım söze girdi…
Savaş Amcanız çok peşimden koştu benim. O dönem ben enstitüde okuyordum.


Savaş Amca, Şule Hanıma yazdığın şiirlerden birini alabilir miyim?

Elbette. ‘Büyüyecek’ isimli bir şiir yazmıştım. Hatta o dönem bu şiir ‘anonim’ gibi dilden dile dolaştı.



Bende kalp büyümesi varmış.
Öyle söylüyorlar.
İçinde sen varsın bunu bilmiyorlar.

Bu kadar yazar-çizer ve özel hayatında mutlu bir insanı siyaset görmemiş olamaz. Siyasette neden yer almadın Savaş Amca?
Aslında bir dönem teklif geldiği için siyasete girdim. SODEP’in kurucularından biriydim. Ama siyasete ısınamadım ve yapılan yanlışları da görünce aktif siyasetten ayrıldım. Şuanda yalnızca CHP üyesiyim. 



Meslek hayatınızın başından bu zamanakadar birçok belediye başkanı, milletvekili, vali, bakan gördün. Aklında kalanen başarılı isimler hangileri?
Leyla Atakan derim. Çünkü çok samimi ve çalışkandı. Eskilerden bir de ErolKöse iyiydi. Siyaset dışında da aklımda kalan iki vali var. Ertuğrul Ünlüer veİhsan Dede. Şuanda başkanımız olan İbrahim Karaosmanoğlu’nu da insan olarakseverim.

İzmit tarihini anlatacak kadar dolu bir arşivin var.Bunları kitap haline getirmeyi düşünmüyor musun?

Düşünüyorum ama fırsat bulamadım.Özellikle torunum çok meraklı. Belki o bu arşivi değerlendirir. 



Son olarak büyük dersler almamız gerekenduayen bir gazeteci olarak, bizlere ne tavsiye edersin?
Eskiden gazeteler de gazeteciler de daha yapıcıydı. Gazeteciler kırıcı değildi.Bugünkü gazetecilerle kıyaslayınca daha iyi yazdıklarını da söyleyebilirim.Maalesef şimdi bunlardan eser yok. Kırıcı olmadan daha yapıcı haberler veyazılar yazmalarını öneririm. 

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ANKET

SONRAKİ HABER

KOTO ÜNLÜ’YÜ ZİYARET ETTİ

KOTO ÜNLÜ’YÜ ZİYARET ETTİ