25 Kasım 2017 Cumartesi

  • 3,944 TL
  • 4,709 TL
  • 163,18 TL
  • 104.539
KOCAELİ 28°

İŞTE ELEKTRİK KESİNTİLERİNİN GERÇEK NEDENİ

İşte elektrik kesintilerinin gerçek nedeni

Kocaeli’de adeta bir kriz neden olan elektrik kesintileri ile ilgili her kafadan bir ses çıkıyor.

05 Ocak 2017 Perşembe 12:18 Kent Haberleri

Kocaeli’de adeta bir krize neden olan elektrik kesintileri ile ilgili her kafadan bir ses çıkıyor.
Kimisi teknik arıza diyor, kimisi sabotaj ihtimali üzerinde duruyor, kimisi ise aşırı soğuk havaları neden olarak öne sürüyor.
İnanın bunların hiç biri değil…
Bugün yaşadığımız bu kaosun sebebi özelleştirmelerdir.
Şimdi bir incelemeyim bu konuyu etraflıca…
15 Temmuz 1970 tarihinde çıkarılan kanunla yurdun ihtiyacı bulunan elektriğin üretim, iletim, dağıtım ve ticaretini yapmak amacıyla, kamu iktisadi kuruluşu statüsünde, Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) kuruldu.
12 Ağustos 1993 tarihinde ise Türkiye Elektrik Üretim İletim A.Ş. (TEAŞ) ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) adı altında iki ayrı iktisadi devlet teşekkülü olarak yeniden yapılandırıldı.
1994'te TEAŞ ve TEDAŞ tüzel kişiliklerini elde etmelerinin ardından üretim ve iletim hizmetleri; TEAŞ'a, dağıtım hizmetleri ise TEDAŞ'a verildi.
Ayrıca 2001 yılının başlarında çıkarılan kanunla TEAŞ; Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) ve Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş. (TETAŞ) adı altında, üç ayrı iktisadi devlet teşekkülü şeklinde yeniden düzenlendi.
Durumu bu iken AKP’nin iktidara geldiği ilk yıllarda bir özelleştirme furyası başladı.
Kısaca sattılar her şeyi…
“Biz Milliyiz” diyenler, milletin vergisiyle emeğiyle kurulan kurumları teker teker sattı.
Böylece Türkiye'deki tüm elektrik dağıtım hizmeti kamudan özel sektörün eline geçti.
Elektriği artık devletin değil özel sektörün dağıtacağı şekilde ayarladılar.
Türkiye'nin elektrik dağıtımındaki özelleştirme serüveni böyle.
Bu serüven bitti bitmesine ama gel gelelim vatandaşın sıkıntısı bir türlü bitmedi.

 

Türkiye elektrik üretiminde çok ciddi şekilde ithal kaynağa bağımlı durumda. 2014 yılında elektrik üretiminin yüzde 62.6'sı ithal kaynağa dayanıyordu. 2015 yılında bu oran yüzde 54'e düştü. 2016'da da bu civarda olmasını bekliyoruz. Dolayısıyla ithal kaynaklı bir üretimle, bu tür üretimden kaynaklı sorunların, en ufak bir krizde yeniden ortaya çıkması kaçınılmaz. İthal kaynak bağımlılığında başat faktörümüz ise doğalgaz.


2014 yılında elektrik üretimimizin yüzde 48'i, 2015'te yüzde 38'i doğalgazdan karşılanmış durumda. Dolayısıyla doğalgaz santrallerinden gelen gaz eğer bir sıkıntıya uğrarsa, elektrikte de büyük sorunlar ortaya çıkacaktır. 14 Aralık itibariyle BOTAŞ'ın kamu ve özel elektrik üretim santrallerine gazı büyük oranda keseceğine dair haberler çıktı. Enerji Bakanlığından bu haberleri tekzip eden bir açıklama gelmedi. Ve tam da bu arada bir hareketlenme oldu, fiyatlarda da ciddi artış söz konusu oldu. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Enerji Birimi Koordinatörü Olgun Sakarya, Ali Ufuk Arikan'ın sorularını böyle yanıtladı.

 

VATANDAŞ TAZMİNAT TALEP EDEBİLİR

Bu kesintiler sonrası İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ ve Sakarya'da birçok sanayi bölgesinde üretim durma noktasına geldi. Bu sürecin yol açtığı ekonomik faturaya ilişkin veriler neler?

Bu kesintilerin ulusal boyutta çok ciddi ekonomik kayıplara neden olduğunu biliyoruz. Sanayi temsilcilerinden birçok telefon alıyoruz bu süreçte. Hepsi de kesintinin kaynağının ne olduğunu öğrenmek istiyor. Bakanlığın kamuoyunu tatmin edici bir açıklama yapmaması düşündürücü. İstanbul'da bir sanayi temsilcisinin verdiği bilgiye göre, sanayi bölgelerine gaz kısıtı uygulaması elektrik kısıtına neden oluyor. Bu durum tabii büyük bir ekonomik fatura oluşturuyor.


Bu arada çok bilinmez ancak vatandaşlar da elektrik kesintisi durumlarında bazı haklara sahip. İmarlı bir alanda yaşanan kesintilerin süresi ve sayısı belirtilen eşik değerleri aştıysa, tüketiciler bununla ilgili tazminat talebine sahipler. Ama bugüne kadar uygulandı mı diye sorarsanız, maalesef hayır...


Özelleştirmeler sonucunda elektrik alanında yaşanan tahribata ilişkin değerlendirmeniz nelerdir?


Özellikle dağıtım özelleştirmelerine göz attığınızda, bunun gerekçesi olarak bize bazı başlıklar sunulmuştu. Rekabet ortamında fiyatlar ucuzlayacak, tüketiciye olumlu olarak yansıyacak denildi örneğin... Siz bireysel olarak böyle bir şey yaşadınız mı?


Hayır yaşamadım...


Yine kayıp-kaçak oranı düşecek denildi. Bunun düşmesi bir yana yönetmelik değişiklikleri yapılarak bu muhafaza edildi. Elektrik tarifelerinde vatandaşın nereye, ne ödemesi yaptığını anlayamayacağı bir yapı kuruldu. Üstelik yasanın şeffaflık maddesine yaptığı vurguya rağmen bunlar yapıldı. Kesintiler azalacak, kalite artacak denildi. Tüm ülkede tam tersi bir tablo yaşanıyor. Dağıtım şirketlerinin kapısından içeri vatandaşı almıyorlar. Yani özelleştirmelerin başladığı dönemde öne sürülenlerle bugün geldiğimiz tablonun arasındaki fark, koskoca bir araştırmanın konusu olabilir. 



ALMANYA VE TÜRKİYE ÖRNEĞİ ÇOK ŞEY ANLATIYOR...


Elektrik üretimi konusunda AKP sık sık HES'i ve nükleeri çözüm olarak ileri sürüyor. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?


Şu an için yaklaşık 80 bin megawattlık bir üretim kapasitemiz var. Aralık ayının son günlerindeki maksimum talebimiz 40 bin megawatt oldu. Yani yarı yarıya diyelim. 40 bin megawattlık bir talebimiz var, 80 bin megawattlık bir arz kapasiteniz var. Teorik olarak bu böyle ama pratikte her zaman bu 80 bin megawattın emre amade olması mümkün değil. Buna karşın kolaylıkla yetebilecek bir kapasitemiz olduğu ortada. Bu tabloya baktığımızda aslında üretimde bir sıkıntı çekmememiz lazım ama doğalgazı kestiğiniz anda sıkıntı başlıyor. Yani üretim kaynak planlamasında büyük bir planlama eksikliğimiz var. Buna bağlı olarak iletimde de benzer sorunlar var. Bu plansızlığın sonucu boşa harcanan yatırım ve bu tür kesintilerle getirilen ek yük oluyor. Doğru bir planlama yapılırsa kurulu gücümüz rahatlıkla ihtiyacımızı karşılayacak durumda. Üstelik mevcut kurulu gücümüzün yarısı kadar yeni lisanslar verilmiş durumda, bunların hepsi inşa aşamasında.

 

Bunlar göz önüne alındığında nükleer santrale ihtiyaç olmadığı rakamsal olarak ortada. Kaldı ki henüz daha hiç değerlendiremediğimiz rüzgar ve güneşimiz var. Rüzgarda 5 bin megawattlık bir kapasiteye ulaştık, güneşte ise daha çok başlardayız. Almanya güneş yoksunu bir ülke bizle kıyaslandığında ama 40 bin megawatt güneşten üretim yapıyor, bir o kadar da rüzgardan. Yani sadece güneşten bizim ihtiyacımız kadar üretim yapıyor. Biz bu iki başlıkta çok yüksek potansiyele sahibiz ama ne yazık ki kullanmıyoruz...

 

EMO'nun yaşanan bu krize karşı çözüm önerisi nedir?


​Biz elektrik sektöründe öncelikle kamu yararını temel alıyoruz. Elektrik sektörü kamu yararını temel alan politikalarla sürdürülmeli. Üretim, iletim ve dağıtım arasındaki organik bağın korunması gerektiğini düşünüyoruz. Bu başlıkları şirketlerin ticari kaygısına teslim etmenin büyük bir hata olduğunu düşünüyoruz. Elektrik üretiminde yerli ve yenilenebilir kaynakların mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini savunuyoruz.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ANKET

SONRAKİ HABER

Apartman boşluğuna sıkışan yavru martıyı itfaiye kurtardı

Apartman boşluğuna sıkışan yavru martıyı itfaiye kurtardı