21 Eylül 2017 Perşembe

  • 3,509 TL
  • 4,185 TL
  • 145,70 TL
  • 104.295
KOCAELİ 28°

BURSA’DA İLK VE TEKTİ ŞİMDİ DE KOCAELİ’DE

Bursa’da ilk ve tekti Şimdi de Kocaeli’de

Röportaj-Yeliz KORAY

02 Temmuz 2017 Pazar 12:33 Kent Haberleri


Önce idealist bir anne, sonra prensip sahibi bir iş kadını O. 
Üstelik çok da hırslı. 
Ben dinlerken yoruldum ama o yorulmamış;
muhasebe, laboratuvar ve işletmeden sonra
46 yaşında Ziraat Fakültesi okumaya başlamış.
Çünkü, “Hiçbir zaman, hiçbir şey için geç değildir” sözünü hayat felsefesi edinmiş. 
Onun için iş hayatında durmak da, bunları yaparken anneliği ihmal etmek de yok!
Kimden mi bahsediyorum?
Kısa zaman sonra adını sıkça duyacağınız başarılı iş kadını Zuhal Kankılıç’tan. 
Bursa’nın ilk ve tek gıda kontrol laboratuvarını açan Kankılıç, sağladığı başarıdan sonra ikinci yatırım için ilimizi seçti. 
Geçtiğimiz aylarda Kocaeli’nin ilk ve tek Özel Gıda Kontrol Laboratuvarı’nı Körfez’de hizmete açan Kankılıç’ı gelin birlikte tanıyalım… 

Zuhal Hanım Kocaeli’de genellikle herkes birbirini tanır ama siz kısa süre önce bir yatırım yaparak aramıza katıldınız. Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Tabii ki. Ben 1970 yılında Trabzon'da dünyaya geldim. Babam tarih öğretmeni, annem terziydi. Beş kardeş olarak çok mutlu bir ailede büyüdük. İlk, orta ve lise öğrenimimi Trabzon'da tamamladım. Daha sonra üniversite imtihanlarına girdim. İlk kez ailemden ayrılarak muhasebe yüksekokulunu okumak için başka bir şehre gittim. Ana kuzusu olarak yetişmiş bir kızın, kendi ayakları üzerinde durması ne kadar zormuş o zaman anladım. 
Anladığım kadarıyla aile kavramına çok önem veriyorsunuz.  
Evet. Bugün geriye dönüp baktığımda kardeşlerimle büyüdüğümüz, bahçe duvarlarından lavantalar sarkan o evin, mis kokulu sokağımızın ve mutlu aile yaşantımızın hayatımı nasıl şekillendirdiğini görebiliyorum. Çünkü; mutlu bir çocukluk dönemi, sağlam bir geleceğin temelini oluşturuyor. 
Peki, bu mutlu çocukluğun mimarı olan anne ve babanızın, karakterinize nasıl katkıları oldu?
Babamın tarih öğretmeni oluşu; dünya ve Türk tarihine bakış açımı şekillendirirken, annemin terzi oluşu, yaptığım iş ne olursa olsun, o işi bir sanatçı hassasiyeti ve edasıyla yapmam gerektiğini öğretti bana. Onlardan ayrı kaldığımda da haklarımı savunmayı, kendime güvenmeyi öğrendim. 
Tekrar öğrenim hayatına dönersek, şuan yaptığınız işle muhasebe bölümü pek ilgili değil. Bu açığı nasıl kapattınız?
Maalesef bitirdiğim yüksekokulla, çalışmak istediğim sektörün hiç bir alakası yoktu. Belki hümanist yapım gereği, belki de eşim doktor olduğundan sağlık sektörü inanılmaz derecede ilgimi çekiyordu. Tekrar üniversite imtihanlarına girip, laboratuvar yüksekokulunu bitirdim. Daha sonra yetersizliğimi fark edip, lisans tamamlama programından işletme fakültesini bitirdim. 

ÖNCE AİLE VE ÇOCUK SONRA İŞ
İş hayatına nasıl atıldınız?
Dünyada olmayıp, sadece Türkiye'de olan ‘yaşamı sıralama’ kavramı vardır ya! Hani doğarsın, büyürsün, okursun, iş sahibi olursun, evlenirsin, çocukların olur, miadını doldurup ölürsün. Bu sıralamada bir hata yapan herkesin toplumca yargılandığı bir dönemde büyüdük biz. Elbette sıralamayı bozmayarak; okulu bitirir bitirmez evlendim. Dünya güzeli iki evlat sahibi oldum. Kızım 4,5, oğlum 3 yaşına gelip de, bana olan fiziksel ihtiyaçlarının azaldığını fark ettiğimde iş hayatına atılmaya karar verdim. 1994 yılında Bursa’da Kanima Sağlık Hizmetleri adında bir şirket kurup, şirket bünyesinde Analiz Tıp Laboratuvarı’nı açtık.

Kanima’nın özel bir anlamı var mı?

Evet şuan kullandığım soy adım ile İmamoğlu olan kızlık soyadımın birleşimidir Kanima.
Bursa’da nasıl bir başarı yakaladınız?

O günlerde küçük bir işletme olarak kurmuştum aslında tıp laboratuvarını. Üstelik Bursa’da ilk ve tekti. Ama bugün teknolojinin getirdiği tüm imkanları kullanarak, güvenilir ve emin adımlarla ilerleyen, tüm Bursa halkına hizmet veren bir işletme haline geldik.
Gıda Kontrol Laboratuvarı’nı sonra mı kurdunuz?
Evet. Kurum olarak vizyonumuz; insanların hasta olmadan önce bize gelmelerini sağlayıp, rutin kontrollerini yaptırmaları olsa da, Türkiye’de yerleşmiş zihniyetleri kırmak maalesef çok zor oluyor. Çünkü insanlar sağlıklarının kıymetini hasta olduktan sonra anlıyorlar. Tam da bu düşünce kapsamında, insan sağlığını korumak adına yeni bir sektöre adım attım. Bursa' da ilk ve tek olan Özel Gıda Kontrol Laboratuvarı’nı kurdum. 

KOCAELİ’DE İLK VE TEK
Peki, kısa zaman önce Körfez’de kurulan Kocaeli Özel Gıda Kontrol Laboratuvarı da Kocaeli’de tek mi?
Evet, Kocaeli’de de ilk ve tek şirketiz. 
Laboratuvarınızın hedef kitlesi nedir? 
Sağlığını düşünen herkes. Bugün evlerimize giren tüm gıda maddelerinden, içtiğimiz suya, yazın girdiğimiz havuzun steril olup/olmadığına varana kadar sayısız konuda hizmet veriyoruz. Oteller, catering firmaları, marketler, gıda üreticileri, ithalat ve ihracat ürünlerinin kontrolü gibi hemen her gıda ürününde analiz yapıp çözüm önerileri sunuyoruz.
Kocaeli’yi sanayi kenti olduğu için mi tercih ettiniz?
Bu da nedenler arasında tabii. Biz, Bursa'ya verdiğimiz hizmeti, başka illere de verebileceğimizi fark ederek, ikinci laboratuvarı Kocaeli'de kurduk. Bursa’ya yakın olması da bir tercihti tabii.

“HER DURUM İÇİN B PLANI OLMALI”
Başarı çıtasını yükselten bir işletmek olarak bunu neye borçlu olduğunuzu sorsam…

Rekabetçi olmamaya derim. Özellikle sağlık sektöründe bulunan her firmanın, rekabetten çok iş birliği yapması gerektiğini düşünüyorum. Rekabet ancak yaptığın işi herkesten daha iyi yapma yönünde olmalıdır. Bir de umutsuzluğa düşmemek diyebilirim. Bana göre bir işveren umutsuzluğa düşme lüksüne sahip değildir. Her durum için bir B planı olmalıdır. Hatta alfabedeki harf sayısınca yedek planları olmalıdır. Çünkü sorumluluğu sadece kendisine ve ailesine karşı değil, tüm çalışanlarına ve ülkesine karşıdır.
Bir kadın girişimci olarak, kadınların iş hayatındaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Geçmişe bakınca kadınların başarılı olduklarını ispat etmek için erkeklerle rekabet ettikleri bir dönem olduğunu görüyorum. Ama bugün ağır fiziksel güç isteyen meslekler dışında, kadınların her iş kolunda en az erkekler kadar başarılı olduklarını görüyoruz. Bu anlamda çalışan insanları kadınlar ve erkekler diye kategorize etmek istemiyorum. Çalışan her kadın için şunu söyleyebilirim ki; kadının iş yaşamıyla, ev yaşamını karşılaştıramazsınız. İki ayrı kutupla karşılaşmanız muhtemeldir. Bir yanda anne ve eş olmanın verdiği müşfik bir karakter, diğer yanda iş hayatı gereği hırslı, tuttuğunu koparan, gerektiğinde sert olabilen, prensip sahibi başka bir karakterle karşılaşabilirsiniz. 
“KADIN DAYANIŞMASI YOK”
İş hayatındaki kadın dayanışmasını yeterli bulmuyorum. Kadınların, erkeklerle olan rekabeti zamanla azalmaya başladığı halde, hemcinsleriyle olan rekabeti devam etmektedir. “Saygı ve Sevgi“ çerçevesinde bu tür sorunların da ortadan kalkacağını umut etmek durumundayım.
İş ve aile arasında başarı sağlayan bir kadın olarak kendinize edindiğiniz bir hayat felsefesi var mı?
Evet var. Tüm hayatımı ‘hiçbir zaman, hiçbir şey için geç değildir’ prensibi üzerine kurdum. Mesela, bugün 46 yaşında olup Süleyman Demirel Üniversitesi’nde Ziraat Mühendisliği öğrenimi görüyorum. Yaptığım iş bunu gerektiriyordu ve kendi kendime “asla geç değil'' dedim. Hayatımı, yaşadığım her andan keyif alarak, pozitif düşünerek, enerjimi ailemdeki ve çevremdeki tüm insanlara hissettirerek dengede tutmaya çalışıyorum. Yine de mutlak denge diye bir şeyden bahsedilemez. Muhakkak ki işin veya ailenin o andaki durumu gereği ne yapılması gerekiyorsa, onu yapmaya çalışıyorum. 

Bu nedenle başta eşiniz olmak üzere ailenizden sınırsız bir destek görüyorsunuz sanırım
Evet. Zaten işine aşık olup başarılı olmuş her insanın, arkasına baktığınızda ailesini görebilirsiniz. Çünkü onlar ayak bağı değil, destek olurlar.
Sizin gibi hırslı bir kadının mutlaka ileriye dönük hedefleri de vardır. Sizin sıradaki hedefiniz ne?
Şimdilik yaptığımız işi en iyi şekilde yapmanın telaşı içerisinde olsam da, geleceğe yönelik hayallerim içerisinde güzellik ve kuaför salonunu açmak var. Çünkü bu benim gençlik hayalimdi. Daha sonra da çevre laboratuvarı kurmak var.

“KADININ EN ÖNEMLİ GÖREVİ ANNELİK”
Son olarak, sizin gibi iş hayatına adım atmayı planlayan ya da işinde büyümek isteyen kadınlara ne önerirsiniz?
Yeni girişimci hanımlara öncelikle riskleri göğüslemeye hazır olup, korkusuzca ve emin adımlarla ilerlemelerini tavsiye ederim. Ne iş olursa olsun yaptıkları işin en iyisi olmaya çalışsınlar. Hayat felsefemde olduğu gibi ''hiçbir şey için geç değildir” prensibiyle geleceğe bakmalarını, her şeyden önce iyi birer anne olmalarını tavsiye ediyorum. Bir kadın Cumhurbaşkanı bile olsa, en önemli görevi anne olmaktır. Kadınlar çocuklarını ihmal etmemeli. Geleceğe binlerce insanı istihdam edecek bir işletme bırakabilirsiniz ama muhakkak ki bu önemli hizmetin yanında “O” işleri hakkıyla yönetebilecek hayırlı ve ahlaklı bir nesil de bırakmalıyız ardımızda.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ANKET

SONRAKİ HABER

Cebeci'de büyük kavga

Cebeci'de büyük kavga