22 Kasım 2017 Çarşamba

  • 3,966 TL
  • 4,661 TL
  • 163,70 TL
  • 104.736
KOCAELİ 28°

ŞİZOFRENİ HASTALIĞI NEDİR VE NASIL ÖNLENİR

Şizofreni Hastalığı nedir ve Nasıl Önlenir

Şizofreni, genellikle genç yaşlarda başlayan, kişinin dış dünyadan uzaklaşarak içine kapandığı; duygu, düşünce ve davranışlarda önemli bozuklukların ortaya çıktığı, beyin yapı ve işleyişinde değişikliklerin oluştuğu, kronik seyirli biyolojik bir beyin hastalığı olarak tanımlanabilir. Şizofrenin, genetik yatkınlığı olanlarda, çeşitli risk etkenlerinin bir araya gelmesiyle oluştuğu varsayılmaktadır. Ne tek başına genetik yeterlidir ne de tek başına risk etkenin oluşmasıyla şizofreni oluşur. Çevresel faktörler arasında en sık görülen sebeplerin başında günümüzde esrar kullanımı gelmektedir.

30 Eylül 2016 Cuma 10:09 Güncel

Şizofreni, genellikle genç yaşlarda başlayan, kişinin dış dünyadan uzaklaşarak içine kapandığı; duygu, düşünce ve davranışlarda önemli bozuklukların ortaya çıktığı, beyin yapı ve işleyişinde değişikliklerin oluştuğu, kronik seyirli biyolojik bir beyin hastalığı olarak tanımlanabilir. Şizofrenin, genetik yatkınlığı olanlarda, çeşitli risk etkenlerinin bir araya gelmesiyle oluştuğu varsayılmaktadır. Ne tek başına genetik yeterlidir ne de tek başına risk etkenin oluşmasıyla şizofreni oluşur. Çevresel faktörler arasında en sık görülen sebeplerin başında günümüzde esrar kullanımı gelmektedir.

Şizofreni Tarihçesi
Şizofreni insanlık tarihinin başlangıcından beri var olduğu düşünülen bir hastalıktır. Milattan önce ikinci yüzyılda bile şizofrenik belirtilerden bahsedilmektedir. Yüzyıllar boyunca şeytan ve doğaüstü güçlerle ilişkilendirilmiş olan bu hastalık, hastaların çoğu zaman toplum dışına itilmesine, kendilerinden korkulmasına ve çeşitli işkencelere maruz kalmalarına neden olmuştur.
İlk tanımlama ise 19. Yüzyılda Pinel tarafından yapılmış bu hastalar “ düşünce yeteneği ortadan kalkan ya da bozulan hastalar” olarak tanımlanmıştır.

Kadınlarda Daha Sık Görülür
Şizofreni dünyanın hemen hemen yerinde benzer oranlarda görülmektedir. Yaşam boyu görülme oranı yüzde 0,5-1,5’tir. Yani kabaca yaşam boyu görülme oranını yüzde 1 olarak kabul edilir.
Cinsiyet bakımından belirgin farklılık olmamakla birlikte kadınlarda daha sık görülür.
Başlangıç yaşı erkeklerde 20-35 yaş arası iken kadınlarda 30-40 yaş arasında en sık ortaya çıkma yaşıdır ama hemen hemen her yaşta başlayabildiği varsayılır. Sosyoekonomik seviye düştükçe görülme sıklığı 5 kat daha fazlalaşır.

Şizofreni Oluşumunda Risk Etkenleri
Doğum öncesi annenin yaşadığı streslerin riski arttığını gösteren pek çok çalışma vardır.
Yine gebeliğin ilk 3 ayında annesinin yetersiz beslendiği bebekler şizofreni gelişimi açısından artmış riske sahiptir. D vitamini azlığı da şizofreni gelişiminde risk etkenidir. Kış sonu ve bahar başlangıcında doğan bebeklerde şizofreni daha sık görülür. Düşük zekaya sahip, sosyoekonomik seviyesi düşük olanlarda, bekarlarda, kafa travması yaşayanlarda, madde ve alkol kullanımı sık olanlarda ve göç edenlerde şizofreni hastalığı daha sık görülmektedir.
Şizofrenide Genetiğin Etkisi
Şizofreni tek yumurta ikizlerinde yüzde 48 oranında görülmektedir. Yani tek başına sebebi genetiktir denilemez. Annesi veya babası şizofreni olanlarda 10 kat hem annesi hem babası şizofreni olanlarda 20 kat risk artışı vardır.

Şizofreni Tanısı Nasıl Konulur?
Şizofreni tanısı hastadan ve yakınlarından alınan bilgilerle muayenedeki belirtilerin birlikte değerlendirmesi ile klinik ortamda konulur. Şizofrenide tanı koydurucu bir görüntüleme yöntemi ve laboratuar bulgusu yoktur. Şizofreni pek çok belirti ve bulgudan oluşur. Hiçbiri tek başına tanı koydurucu değildir. Bu hastalarda gerçek dışı algılar ve düşünceler, toplumdan uzaklaşma, öz bakımda, düşünce üretiminde, soyut düşünme becerisinde ve duygusal ifadelerde azalma sık görülen belirtilerdir.
Gerçek dışı algılar halüsinasyonlar (varsanılar) dır. Şizofreni hastaların yüzde 50’sinde halüsinasyon görülür. Dış uyaran olmadan bir duyum algılanmasıdır. Örneğin kimse konuşmadığı halde ses duyma, bir şey yokken görüntü görme olur. Şizofrenide yaygın kanının aksine görsel halüsinasyon sık değildir, en sık işitsel halüsinasyonlara rastlanılır.


Yüzde 90’ında Sanrı Görülür
Gerçek dışı düşüncelere hezeyan Türkçe ifade ile sanrı denir. Şizofreni hastalarının yüzde 90’ından fazlasında görülür. Hezeyan ( sanrı) dış gerçeklik hakkında doğru olamayan bir kanıya dayanan, dış gerçeklerden yanlış çıkarsamalardan oluşan, diğer kişilerin inancına ve belirli bir kanıtın aksini göstermesine rağmen değiştirilemeyen yanlış kişisel inanışlardır. Bu inanışlar kişinin yaşadığı kültür ya da alt kültürü oluşturan üyeler tarafından da kabul edilmemesi gerekir. Kişi kendisine zarar verileceğine takip edildiğine, sürekli kendisine karşı planlar yapıldığına, aldatıldığına, sürekli kendisine çeşitli mesajlar verildiğine, kontrol edildiğine, aklının okunduğuna inanır ve yaşamını bu inançların çerçevesinde yaşar.
Görülen davranış bozuklukları, belirli bir amaç olmaksızın belli bir hareketin veya kelimenin tekrarlanması, dışarıdan izleyenlere tuhaf gelecek acayip davranışlar sergilemek, bir harekete başlayamamak, sürdürememek, çok az konuşmak, hareketsiz bir pozisyonun, sürekli olarak korunması olarak karşımıza çıkmaktadır.
Duygusal değişmeler ise kişinin duygulanımın hiç olmaması, göz iletişimin kurulmadığı, duruma uygun olmayan tepkilerin verilebildiği, zıt duyguların aynı anda yaşaması, çevresine karşı ilgisiz kalma olarak karşımıza çıkar.

Tamamen Düzelmez
Şizofreni kişilerde farklı gidişat gösterebilen bir hastalıktır. Tamamen düzelmese de büyük oranda iyilik haliyle gidebileceği gibi yıkımla gidip kişinin hayattan kopmasına yol açabilecek kadar ağır seyirli de olabilir. Yüzde 60-70 hasta genellikle tedavisine sadık kalma koşulu ile hayatını sağlıklı kişilere benzer şekilde sürdürebilir. Hastalık sırasında hastaneye yatışlar, hayat kalitesinde düşme ve intihar girişimleri görülebilir. Yüzde 10 hasta intihar sebebiyle hayatını kaybetmektedir. Gidişatı öngörmek tamamen mümkün olmasa da kimde nasıl gideceğini belirleyen bazı özellikler vardır.


Şizofreninin iyi ve kötü seyir göstereceğini düşündüren belirteçler şunlardır;
Hastalık öncesi kişiliğinin sağlıksız olması, işlevselliğinin bozuk olması, düşük zeka seviyesine sahip olma, düşük sosyoekonomik seviyeye sahip olma, erkek cinsiyet, hiç evlenmemiş olmak, ailede şizofreni hastası olması, hastalığın sinsi başlangıçlı olması, hastalığın 30 yaşından sonra başlamış olması, alkol ve madde kullanımına sahip olma, tedavi uyumunun iyi olmaması, tedaviye geç başlanması ve yetersiz sosyal destek olan hastalarda hastalık daha şiddetli ve yıkıcı seyretmektedir. Şizofreninin iyi seyir göstereceğini düşündüren bulgular ise kötü seyredeceğini düşündüren bulguların tam tersleridir diyebiliriz. Yani hastalık öncesi kişiliğinin sağlıklı olması, normal zeka seviyesine sahip olma, evli olması, alkol ve madde kullanmıyor olmak ve 30 yaşından sonra başlaması gibi…

Şizofreni Nasıl Tedavi Edilir?
Tüm hastalıklarda olduğu gibi tedavinin en temeli doktor-hasta ilişkisi ve bu ilişkinin niteliğidir. İlaç tedavileri ve psikoterapilere psikososyal beceri eğitimlerinin eklenilmesi en uygun tedavi seçeneğidir. Bu tedaviler ile yüzde 40-60 hasta hayatına sorunsuz veya minimal sorunlarla devam edebilmektedir. Tedavide en büyük sorun tedaviyi reddetme, ilaç kullanmak istememe olarak karşımıza çıkmaktadır. Eski ilaçlarla yan etkiler sık olsa da artık yeni ilaçlar ile çok daha az yan etki ile hastalar tedavi edilebilmektedir.


Damgalamayın, Dışlamayın…
Şizofreni, kişinin kendi ruh ve beden sağlığının, davranışlarının, çevresine uyumun bozulduğu süreğen, yinelemelerle giden bir hastalıktır. Kişi bu hastalıkla uğraşırken aynı zamanda hastalığın sonucu oluşan diğer fiziksel hastalıklarla da uğraşmak zorunda kalır. Şizofreni hastaları diyabet, hipertansiyon, yüksek sigara kullanımına bağlı akciğer, dil, damak, soluk ve yemek borusu kanseri, bronşit, astım ülser, kalp hastalıkları gibi pek çok hastalığa karşı artmış riskle karşı karşıyadır. Bu hastalar aynı zamanda kazalara daha fazla uğramaktadır. Ruhsal sorunu olanların toplumdan dışlanmadığı tarihsel bir geçmişimiz olduğu halde, günümüzde ruhsal sorunu olanların damgalanması ve dışlanması da toplumsal boyutta soruna yol açmaktadır. Damgalama ve dışlama ruh sağlığı sorunu olanların tedavi başvurusundan kaçınmasına yol açmaktadır. Yetersiz tedavi ise hem kişinin kendisi hem yakın çevresi hem de toplum acısından ciddi sorunlara ve hayat kalitesinde düşmeye neden olur. Günümüz çağdaş tıbbın elinde bu şizofreni hastalığını tedavi etmek için pek çok seçenek vardır. Her hasta ve hasta yakını ulaşabileceği bir hekim veya kurum bulmalı ve onunla tedavisini sürdürmelidir.

Psikiyatri
Uzman Dr. Uğur Zeren

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ANKET

SONRAKİ HABER

Ah Mari! Mari, Mari, Mari…

Ah Mari! Mari, Mari, Mari…