23 Kasım 2017 Perşembe

  • 3,906 TL
  • 4,628 TL
  • 162,37 TL
  • 106.270
KOCAELİ 28°

KOCAELİ PAZARLARINDA KAZAK SATAN BELEDİYE BAŞKANI KİM?

Kocaeli pazarlarında kazak satan Belediye Başkanı kim?

Pazarda Kazak Satan Çocuğun Belediye Başkanlığına Uzanan Hayatı…

30 Eylül 2016 Cuma 10:09 Güncel

Pazarda Kazak Satan Çocuğun Belediye Başkanlığına Uzanan Hayatı…

Ben kendisini Saraybahçe Belediye Başkanlığı yaparken tanıdım.
Mesleğe yeni başladığım yıllarda o da belediye başkanlığı koltuğuna yeni oturmuştu. O günlerden hatırladığım belediye işçilerinin borçlarıyla boğuşması ve şu meşhur kargaların Yürüyüş Yolu’ndan gitmesi için uğraşmasıydı.
Tüpçü olduğunu duyduğumda şaşırdığım anı da unutmamak gerek tabi.
– “Ee Sefa Sirmen de tüpçüydü. Demek ki bu tüpçülükte bir hayır var” diye aklımdan geçirmiştim.
Neyse sonra ne olduysa belediye başkan adayı gösterilmedi Yenice.
Kendisine yakışanı yaptı, gidip yine şirketinin başında oturdu.
Kişiliğini makamdan almadığı için hiç değişmedi.
O zaman da kapısını çalıp çayını içerdik, şimdi de!
Söyleşimiz de böyle başladı aslında. Ticaretten, siyasetten, özel hayattan konuşurken kendimizi röportajın tam ortasında bulduk.
İyi de oldu!
Onun hayatını, ticarete nasıl başladığını, siyasete nasıl girdiğini ve özel hayatını merak edenler varsa buyurun söyleşimize…

Başkanım biraz çocukluğunuzdan bahseder misiniz?
1952 yılında Yeniköy’de doğdum. Annem ev hanımı babam otobüs şoförüydü. İlkokulu Ulugazi İlköğretim Okulu’nda okudum. O zaman amcamın ve yengemin yanında kalıyordum. İlkokul 5. sınıfta ailem İzmit’e taşınana kadar sabah okula gittim, öğlen amcam Kasım Yenice’nin manifatura-konfeksiyon dükkanında çalıştım.

Paraya mı ihtiyacınız olduğu için mi küçük yaşlarda çalışmaya başladınız?
Hayır, parasızlıktan değil. Amcamın amacı bana hayatı ve ticareti öğretmekti. Allah razı olsun iyi de yaptı.
Kaç yaşına kadar çalıştınız?
O günden sonra hiç durmadım ki. Ortaokulu ve liseyi İzmit Lisesi’nde okudum. Hala hem okuyor hem de okuldan çıkınca amcamın dükkanında çalışıyordum. Hatta ilkokul 5. sınıftan itibaren şimdi kuru temizlemecilerin kullandığı elbise naylonlarından satıyordum pazarda. Ortaokulda da çocuk kazağı satmaya başladım. 2 yıl boyunca Çarşamba günleri Gölcük pazarında, Perşembe günleri İzmit pazarında Cuma günleri de Karamürsel ve Derince pazarında tezgâh açardım. Ortaokul sonlarında da İstanbul Mahmutpaşa’dan mal alamaya başlamıştım.

Amcanız ve yengeniz sizi çocuğu gibi seviyordu sanırım
Evet, çocukları yoktu ve beni evlatları gibi severlerdi. Yengem Ayşe Yenice’nin de çok emeği vardır üzerimde. Hala da çok yakınız. Allah razı olsun babam gibidir bana. Aynı binada oturuyoruz hep beraberiz. Akrabalarımızla yemek ticaret ayrı ama gönüllerimiz hep birdir. Her bayramda toplanır beraber kahvaltı yaparız.

“YENİKÖY’ÜN İLK ÜNİVERSİTE MEZUNUYUM”
Üniversiteyi nerede okudunuz?
İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümü mezunuyum. İlk girdiğimde kazandım ve hiç dersten kalmadan Haziran’da mezun olan çok az kişiden biriyim. Ayrıca Yeniköy’ün ilk sivil üniversite mezunu benim.

Üniversitede de ticaret devam etti mi?
Evet. Mesela defterler çok pahalıydı; 6-6,5 lira arasındaydı. Eminönü’nden toptan defter aldım. Tanesi 4 lira olan defterleri arkadaşlarıma 4,5 liraya sattım. Artık basılmayan bir fizik kitabımız vardı. O kitabı sadece ikinci el bulabiliyorduk ve pahalıydı. Aynı dersi gören üst sınıfta okuyan inşaat mühendisi bölümünden abiler vardı. Onların da yardımıyla elinde bu kitap olanları buldum. 20 liraya aldım, arkadaşlarıma 22,5 liraya sattım.

Onların haberi var mıydı ticaret yaptığınızdan?
Tabii ki vardı. Ben ticareti dürüst ve ahlaklı yapanlardanım. Defter aldığımda da fizik kitabı aldığım da da söyledim. Hatta daha ucuzunu alıp kendilerine satacağımı söyleyerek isimlerini yazıyor kitap-defter alıyordum. Ben aileme fazla yük olmadan okudum. Onlardan da para alıyordum ama harçlığımı kendim çıkartıyordum.

Üniversiteden sonra ne yaptınız?
Yüksek lisans düşünmeye başladım. Amcamın Almanya’da bir arkadaşı vardı, o yardımcı olacaktı. Babam da izin verince hem iş bulurum hem de yüksek lisans yaparım diye Almanya’ya gittim.
Tam petrol krizinin başladığı yıldı. Orada 9 ay kaldım.

İş buldunuz mu?
Mercedes fabrikasına gidip Türkiye’de Mercedes’te stajımın yarım kaldığını Almanya’da devam etmek istediğimi söyledim. 3 ay orada hem staj yaptım hem de 500 Mark para aldım.

Gerçekten Mercedes’te stajınız yarım mı kalmıştı?
Hayır, staja alsınlar diye yalan söyledim.

Neden geri döndünüz Almanya’dan?
Krizden dolayı iş bulamayınca da Türkiye’ye döndüm. İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsüne kayıt oldum. Harvard metodu uyguluyorlardı, çok faydalı oldu. 2 yıl gece bölümüne gittim.

İlk şirketinizi de aynı yıl açtınız sanırım
Evet, aynı yıl, yani 1975’te İzmit’te ilk mühendislik büromu açtım. 1980’ de de kardeşim ve yeğenlerimle Çağdaş Tesisat’ı kurduk. 1994 yılına kadar da devam etti. O yıl çalışanlarımızı da ortak yaparak TESMAK Makine’yi kurdum. Fabrika boru, havalandırma, makine montaj ve doğalgaz tesisat işleri yaptık. 4 ortaktık. Oradan 2014 yılında ayrıldım.

Tüpçülüğü ne zaman yaptınız?
Evet, 1991 yılında Aygaz bayisi oldum. 2004 yılına kadar da devam ettim. Sefa Sirmen İpragaz, onun yeğeni Can Ulusoy’da Aygaz bayisiydi. Can Ulusoy kardeşimin ilkokuldan sınıf arkadaşıydı. Çok iyi kazandım bu işten ve 6 ay sonra kamyon aldım. Bu kamyonla nakliye işi yaptık.

“BABAM SİYASETE GİRMEMİ İSTEMİYORDU”
Siyasete nasıl girdiniz?
O dönem RP’de il başkanı Alaattin Köksal’dı ama ben Osman Pepe sayesinde girdim. Pepe, kardeşimin askerlik arkadaşıydı. Aynı zamanda tesisat işleri yaptığı için meslektaşımdı. Babam siyasete girmemi hiç istemiyordu ama girdim.

“ALİ AYAZ’I ÖNERDİM”
1994 seçimlerinde Saraybahçe Belediye Başkan adayı olmamı istediler ama hem işleri yoğundu hem de hazır değildim kabul etmedim. Ali Ayaz’ı önerdim. Ama isterseniz meclis üyesi yazın beni dedim. O yıl hem meclis üyesi oldum hem de il yönetimine girdim.

O dönem kimler adaydı?
Saraybahçe’de CHP’li Hikmet Erenkaya adaydı ve kazandı. Büyükşehir’de de Meral Akşener, Osman Pepe ve Sefa Sirmen yarıştı. Sirmen kazandı, Pepe 2. oldu.

İlk adaylığınız ne zaman oldu?
1995 yılında meclis üyeliğinden istifa ederek Saraybahçe Belediye Başkan adayı oldum bu kez. Necati Çelik büyükşehir; Abdullah Köktürk’te Bekirpaşa adayımızdı. Üçümüzde kaybettik.

AKP’ye nasıl geçtiniz?
AKP burada 14 kişiyle kuruldu. İlk genişlediğinde ben de aralarına katıldım ve il yönetim kurulu üyesi oldum. Partiye girdiğimde il başkanı Nihat Ergündü ama ben ondan sonra il başkanı olan Fikri Işık’ın yönetimindeydim.

“4 BİN OY FARK ATTIM”
Seçildiğiniz belediye başkan adaylığı da bu süreçte başladı sanırım
Evet, 2004 yılı yerel seçimlerinde Saraybahçe Belediye Başkan aday adayı oldum. İlyas Şeker, Zekeriya Özak, Dr. İbrahim Kahraman da aday adayıydı. Hem kamuoyu yoklamaları hem de parti içi temayülde en fazla oyu ben aldım. Seçimi de kazandım ve 4 bin oy fark attım.

Rakibiniz kimdi?
Rakibim CHP’li Metin Alan’dı. Kendisi 25 yıllık dostumdur. Hatta onu AKP’ye davet ettim gelmedi.

Öyle mi? Neden gelmedi peki?
Evet, o zaman bakan olan Vecdi Gönül ile Metin Alan’ın belediyedeki makamına gittik, ziyaret ettik. Kendisine AKP’de siyaset yapmayı teklif ettik ama gelmedi. Çünkü bağlı olduğu bir parti var kolay değil bu işler.

“KIRILDIM”
İkinci dönem için neden sizi aday göstermediler?
5 belediye kapatılıp yerine İzmit Belediyesi olunca ortaya iki isim çıktı. Kamuoyunda ya Abdullah Köktürk ya da ben aday olacağım şeklinde bir algı oluştu. O dönem Nevzat Doğan 7. sırada milletvekili seçilemediği için onu aday yaptılar. Sanırım ikimizin de gönlü kalmasın istediler.

Kırıldınız mı?
Tabii ki kırıldım ama partimi sevdiğim için Doğan’ın kazanması için mahalle mahalle gezdim. Onlara Nevzat Doğan’ı teslim ettik.

“BEN DE KÖKTÜRK DE FARK ATARDIK”
Doğan sanırım az bir farkla kazandı seçimi. Siz olsaydınız fark atar mıydınız?
Ben fark atardım. Sadece ben de değil Abdullah Köktürk’te ciddi fark atardı. Çünkü Nevzat Doğan az bir farkla kazandı. Hatta insanlar şok olmuştu o zaman.

Doğan ile aranız nasıl? Sizi ziyarete geldi mi?
Belediyeyi kendisine teslim ederken 50 metre ilerde işyerim olduğunu ve kendisine her zaman destek olmaya hazır olduğumu söyledim. İlk 5 yıl hiç gelmedi. İkinci döneminde bir kere geldi.

Siz ona gittiniz mi?
Ben meclis üyelerimle beraber onun gelişine cevap verdim. O dönemki meclis üyelerimizle her ay ailelerimizle birlikte yemekli toplantı düzenliyoruz. Hatta şimdi ev toplantıları da yapmaya başladık. Neden bu mesafe sizce?
Demek ki bizden fikir almaya ihtiyacı yok.

Nevzat Doğan’ın beğenmediğiniz yönü nedir?
Beğenmeme demeyelim de onun yerinde olsam halka ve çalışanlarıma daha yakın olmaya çalışırdım.

Uzak olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Belediye arz makamıdır. Kendinizin değil, milletin dediğini yapmak zorundasınız. Üçyol’da yapılan ve daha sonra yıkılan sütunlar gibi…

Doğan’ın beğendiğiniz bir yönü var mı?
Çalışkan biri.

Masanızda hala 40 katlı bina projesini görüyorum. İçinizde uhde kalan “Keşke şunu yapma zamanım olsaydı” dediğiniz ne var?
Üniversiteye kadar giden teleferik ve Perşembe Pazarı alanına 40 katlı kule projesini yapmak isterdim. Proje hala masamda. Keşke yapabilseydik. İzmit’in sembolü olacaktı.
Orhan Mahallesi’ndeki antik tiyatro ve İzmit’in tarihi evleri içinde proje yapmak isterdim. O evlerin imar tadilatıyla yeniden hayat bulması için çalışma başlatmıştım ama yarım kaldı.

İzmit’in en büyük sorunu trafik sizce nasıl çözülmeli?
BAÇ meydanından yerin altından ya da üstünden Viyadük olursa iyi olur. Cumhuriyet Parkı, Alemdar ve İnönü caddelerine de aynı şekilde alt geçit yapılması bu sorunu çözer.

Metronun güzergahını beğeniyor musunuz?
Metronun gidiş-geliş güzergahı olsa daha iyi olurdu. Geliş İnönü gidiş Ankara Caddesi gibi.

İlerleyen zamanlarda siyasette aktif bir görevde görecek miyiz sizi?
Aktif görevim yok ama her zaman teşkilatlarla beraberim. Hatta aktif şekilde içindeyim. Adaylık konusunu zaman gösterir.

Milletvekili adayı olmayı düşünüyor musunuz?
Hayır, ben hep belediye başkanlığını tercih ettim. Çünkü ben icraat adamıyım. Başarım da ondan kaynaklanıyor. Marmara Bölgesinde kalite belgesi alan ilk belediye olduk. Hatta personellerimiz bizi teftiş ediyordu. Proje grupları oluşturmuştuk.

İşçi borçları sizi uğraştırdı değil mi?
Evet, 5.4 trilyon işçi borçlarını ödedim. Sendikayla beraber büyük pazarlıkla 70 daire karşılığında borçları ödedik. Hatta o dönem ihale yapmadan verdim diye müfettiş geldi. “Ne yapayım” dedim. 10 yıldır birikmiş işçi maaşları vardı. Faizleriyle beraber boyumuzu aşmıştı.
CHP’de o dönem önünüze engeldi sanırım
Burada Salim Kukul ve Mehmet Bektaş’ı rahmetle anmak isterim. CHP’nin hayır oyuna karşı Salim Kukul ve Bektaş evet oyu vermişlerdi.

“BELSA PLAZA DOĞAN’A KISMET OLDU”
Belsa Plaza’nın belediye hizmet binası olması da sizin döneminizde oldu değil mi?
Evet, Belsa Plaza’nın yeni hizmet binamız olması için Büyükşehir ile büyük pazarlıklar yaptım ama Nevzat Doğan’a kısmet oldu.

Biraz da özel hayata girersek; eşiniz Nesrin Hanım ile nasıl tanıştınız?
Görücü usulü oldu. Nesrin hanım belediye hal müdürlüğünde çalışıyordu. Şefi de benim dayımdı. Bir gün Nesrin hanımı alıp amcamın dükkanına geldi dayım. Onların durumdan haberi varmış ama ben bilmiyordum. Birbirimizi beğendik, yeni neslin değimiyle elektrik aldık. Aslında çok defa kader bizi karşılaştırmış ama ilk defa o gün birbirimizi gördük. 9 Ekim1977’de de evlendik.

Kader sizi nerelerde karşılaştırmış?
Nesrin Hanım benim sınıf arkadaşımın kız kardeşiymiş. Hatta abisinin düğününe gitmişim. Aynı ortamda bulunmuşuz ama dayım bizi tanıştırana kadar birbirimizi görmemişiz.

Mutlu bir evliliğiniz var mı?
Çok şükür mutluyuz. 3 çocuğumuz 4 de torunumuz var.

En huzur bulduğunuz yer neresi?
Evim ve arkadaşlarımla sohbet ettiğim yerlerdir. En çok dinlendiğim yer ise Yeniköy’deki bahçem. Ceviz, kiraz, elma, armut ve erik ağaçlarım var.

Herkesin bir emeklilik hayali vardır. Sizin de o bahçede sakin bir hayat sürme hayaliniz var mı?
Hayır, hiç öyle bir hayalim yok. Ben hep çalışacağım.

Çok mu çalışkansınız?
Evet, hatta bir anımı anlatayım. Ben her zaman işime herkesten önce gelirim. Bu belediye başkanlığımda da böyleydi. Bir Cumartesi günü belediyeye üstelik mesai saatinden de önce gelmiştim. O zaman başkan yardımcım Yaşar Bey ve fen işleri müdürüm Sedat Bey eşim Nesrin hanıma şaşkınlıklarını iletince eşim de onlara şöyle demiş; “Biz yeni evlendiğimizde bir sabah uyanamamıştık. Saat 09:00’da kalkınca Halil Yenice ‘Ben bu saatten sonra işe gitmeye utanırım’ dediği için kendi işine bile gitmedi. Allah size kolaylık versin”

Sizi tanımayan, sevmeyen esnaf yok diyebiliriz. Bunu daha çok neye bağlıyorsunuz?
Başta da dediğim gibi ticareti dürüst ve ahlaklı yaptım. Bir de hep yardımsever oldum ama bunu gizli yapmayı tercih ettim. Varyemez değil; varsa birlikte yemeyi sevenlerdenim.

Kendinizde en beğendiğiniz özelliğiniz nedir?
Kararlı olmamı seviyorum. Bir de hislerimin kuvvetli olması diyebilirim.

Sevmediğiniz özelliğiniz?
Haksızlığa hiç gelemediğim için aniden sinirlenirim ama hemen toparlarım.

Bu yaşa kadar öğrendiklerinizden bir özet yapacak olsaydınız ne söylerdiniz?
İtibar çok zor kazanılır ama kolay kaybedilir. Ticarette dürüst olursanız para kazanırsınız. Siyasette makam için yapılmaz. Etik değerlere uymak gerekir.

Bir de ‘kısmet açan çay’ınız vardı sizin. Nedir bu çayı ünlü yapan?
Aslında kış çayı olarak yapılan; içinde ıhlamur, havlıcan, zencefil, karanfil ve tarçından olan bir çay. Burada çalışan kızlarımız o çayı taze yapsınlar diye “bakın bu çay kısmet açar taze yapın içelim” derdim. Hepsi de kısa sürede eş bulup evlenince böyle bir espri oldu aramızda.

Ergün Berdan’dan sonra iyice ünlü oldu sanırım
Evet, o zaman Sarımeşe Belediye Başkanı olan Ergün Berdan bekardı. Belediyeye beni ziyarete gelmişti. Ona da dedim ki bu çaydan iç 3 ay garantisi var kısmetin açılacak. 1,5 ay sonra nişanlandı. Hala da mutlu bir evliliği var.

Keyifli sohbet için teşekkür ederim. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Koz Dergisi çok başarılı bir şekilde yayın hayatına devam ediyor. Bana da yer verdiğiniz için teşekkür ederim. İzmit halkına sevgilerimi sunuyorum.
……………………………………………………………..
Yenice’nin biriktirdiği ve bir kitap haline getirmek istediği anılarının arasında kızı Berna Yenice’nin yazdığı şiirler de var. 1999 seçimlerinde aday olduğu sırada kızının kendisine moral verdiği şiirini sizlerle paylaşıyorum.

Babama…
Yepyeni bir yola açılıyorsun
Esasında bu senin için bir yol değil
Sen başından beri aileni doyururken onca insanı da doyurdun
Ekmek tutturdun aç olana
Ağlayanları gülüşlerinle teselli ettin
İnsanlara kendinle insanlığı sevdirdin
Ya şimdi…?
Şimdi sadece bir basamak daha üste çıkacaksın
Öğretmen olacaksın yeri geldiğinde
Yeri geldi mi doktor, avukat
Yeri geldi mi halk!
Bir anahtar verecekler eline
Bir sarayın kapılarını açacaksın
Önce halkın girecek sonra sen
Önce İzmitliyi doyuracaksın, sonra kendin
İzmit sana geliyor, sen Saraybahçe’ye…
Ailenin reisiyken 150 bin insanın reisi olacaksın
Saraybahçem bir ışıktı bin ışık doğacak biliyorum
Dillerde Halil Yenice
28 Mart geliyor, saray yankılanıyor
Alkışlar kopuyor
Başkanım koltuk değil halk seni bekliyor…

Röportaj-Yeliz KORAY

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ANKET

SONRAKİ HABER

Kocaeli Valilik kompleksi karşısında ölümle sonuçlanan ağır trafik kazsı

Kocaeli Valilik kompleksi karşısında ölümle sonuçlanan ağır trafik kazsı