25 Mayıs 2017 Perşembe

  • 3,567 TL
  • 4,001 TL
  • 144,21 TL
  • 97.811
KOCAELİ 20°

İZMİT BELEDİYE BAŞKANI NEVZAT DOĞAN: BOTOKS YAPTIRMADIM

İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan: Botoks yaptırmadım

Kendinden emin duruşlu, bakımlı ve karizmatik.

30 Eylül 2016 Cuma 10:10 Güncel

Kendinden emin duruşlu, bakımlı ve karizmatik.

Bir bakıyorsunuz siyah kemik çerçeve gözlük takıyor, sakal bırakıyor…

Bir bakıyorsunuz pembe pantolonla ya da spor salonunda çektiği fotoğrafı paylaşıyor.

Koyu renk takım giyinen sıradan siyasetçilerin aksine renkleri de seviyor, yeni trendleri takip etmeyi de!

Öyle ki girdiği her ortamda önce tarzı konuşuluyor, baştan aşağı süzülüyor.

Bayanlar “ne kadar karizmatik” diye aralarında fısıldaşırken; erkekler kıskandığından mı bilinmez, “Hadi oradan diyor”, ama kendisini takip etmekten de vazgeçemiyorlar.

55 yaşına rağmen dinamik, sportif ve genç kalkmayı başarabilen bu isim bir dönem milletvekilliği yaptıktan sonra iki dönemdir İzmit Belediye Başkanlığı yapan Nevzat Doğan’dan başkası değil.

Meslek hayatına girdiğim günden beri tanıdığım ve tarzını yakından takip ettiğim Doğan, evinin kapılarını Koz Haber Gazetesine açtı. Biraz siyasetten, biraz özel hayatından ve tabi ki kendisine yapılan eleştirilerden bahsederek keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Nevzat Doğan’ı eleştirenler, sevmeyenler hatta hakkında dedikodu yapanlar buyurun Doğan’a kulak verin.

Merak ettiklerinizi biz sorduk, o açık yüreklilikle cevapladı.

Nevzat Bey öncelikle şunu sormak istiyorum; sizi neden sevmiyorlar?

Beni gerçekten tanıyan insanların beni sevmediğini düşünmüyorum. Ama ilk aday olduğum süreçte özellikle CHP tarafından “insanlara yukardan bakıyor, kendini beğenmiş” şeklinde propaganda yapıldı. Duruşumla alakalı böyle bir izlenim almış olanlar olabilir ama aksine çok eğlenceli biriyimdir. Çocukken nasılsam, öğrenciyken nasılsam şimdide öyleyim. Bu söylemlerin aksine kamuoyu araştırmalarında halkın beğendiği ilk üç isimden biri ben oluyorum. Demek ki soğuk biri değilim, sıcakkanlıyım. Bu bir algı meselesidir.

“İNSANLARA TEPEDEN BAKMIYORUM”

Özellikle AKP içinden de sizin hakkınızda dedikodu yapan, olumsuz eleştirenler var. Bunlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sevmemek ayrı eleştirmek ayrı bir şey bence. Mesela herkes sizi seviyor mu, hayır. Partililer de dahil insanların hakkımda rahatça eleştiri yapması bence güzel bir şey. Bu beni sevmedikleri anlamına gelmez. Haksız yere eleştiren varsa da şunu söylemek isterim. Ben AKP’nin kurucularından biriyim. Onlar meydanda yokken ben il başkan yardımcısıydım. Recep Tayyip Erdoğan’a inandığım ve sevdiğim için 40 yaşından sonra siyasete girdim. İlk parti binasına taşınma, ilk mitingi yapma gibi ciddi çalışmalar içinde ben vardım. AKP felsefesini, temel kuruluş prensiplerini, muhafazakâr demokrat kimliğini iyi algılayan ve koruyan biriyim. İnsanlara tepeden bakan biri değilim.

Gerçekten sert bir yapınız yok mu yani?

Ben çocuk doktoruydum. Sert olmam mümkün mü? Zaten ruhumda yok olsa da bu mesleği yapan yumuşar. Söylediğim gibi aslında çok eğlenceli biriyim.

Nevzat Doğan: Peki beni sevmediklerini neye dayanarak söylüyorsunuz. Mesela ne gibi eleştiri alıyorum.

-Mesela en son duyduğum botoks yaptırdığınız için sakal bıraktığınızı söylediler. Gerçekten yüzünüze botoks yaptırdınız mı?

Botoksla hiç işim olmadı. Ama saç ektirdim. Bizim ailede yanakların dolgunluğu irsidir. 97 yaşındaki annemin fotoğrafına bakın. O da mı botoks yaptırdı?

“SAKAL BANA YAKIŞIYOR”

AK Parti her kesime hitap eden bir partidir. Partimizde AK Partilili olan şöyle giyinir, böyle sakal bırakır gibi bir sınırlama yoktur. Ben bu eleştirileri kayda değer bulmuyorum. Ne yani sakal bırakanları dışlayacak mıyız? AK Parti anlayışında sağlıklı bir duruş değil bu. Çağdaş bir partiyiz ve gelişime açığız. Ben öğrenciyken de sakal bırakırdım. Sakalı severim ve bana da yakıştığını düşünüyorum. Çocuk doktoruyken pek bırakamazdım çünkü çocuklar ürküyor. Ama tatillerde bırakırdım.

O zaman tarz için sakal bıraktınız diyebiliriz

Sakal bırakmamın asıl sebebine gelince; gençlerle olan mesafemizi daraltmamız gerektiğini düşünüyorum. Yeni neslin nabzını iyi tutmalıyız. Bizi hala kendilerine uzak görüp kategorize ettiğimize inananlara aslında bu çizgimizi de gösteriyoruz. Sakal, aslında gençlere ‘biz size yakınız’ mesajıdır. Bakın şimdi gençlerin yüzde 90’ı sakallı. Yaşlıların yüzde 90’ı sakallı. Belki de inançtan dolayı nedenlerim vardır. Sakal peygamber efendimizin sünnetidir her şeyden önce.

“İZMİT’İ TEMSİL EDİYORUM”

Badem bıyıklı, bir beden büyük ceket, ütüsüz pantolon, kaymış bir kravatla mı dolaşmalıyım? Böyle bir belediye başkanı ne kadar sempatik olur? Ben öncelikle İzmit halkını temsil ediyorum, partimi temsil ediyorum. Türkiye’nin milli geliri en yüksek olan ilinde, en göz önündeki ilçenin belediye başkanıyım. Her zaman şık ve bakımlı olmalıyım.

Gerçekten sıradan bir belediye başkanı gibi giyinmiyorsunuz. İmajınız için bir danışmanınız var mı?

Hayır, hep kendim beğenirim. Ama modayı ve yeni trendleri takip ederim. Bu konuda hayal gücümün çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Mesela bir insan üstüne giyip “bu olmadı” diye çıkartır değil mi? Ben daha giymeden üstümde hayal ederim. Uyumu yakalarım. Zaten belli mağazalar vardır onlara gidince son trendleri görme imkanınız var.

Hayal gücünüzü ev dekorasyonunda da kullanıyorsunuz sanırım

İç mimarlara haksızlık etmek istemem ama en az onlar kadar dekorasyon konusunda iddialıyım. Söylediğim gibi hayal gücüyle ilgili bir şey. Hastanemizin boyası, giriş kısımları ve odalarında benim yaptığım şeyler vardır mesela. Hatta bazı arkadaşlarım evini ya da ofisini düzenlerken benden fikir alırlar zevkle yaparım.

Hep böyle bakımlı mıydınız peki?

Evet. Ben çocukluğumdan beri bakımlıyım ve kılık kıyafetime dikkat ederim. Bakın anne ve babamın kucağında bir çocukluk fotoğrafım var. Annem ve babamın ayağında çamurlu lastik ayakkabılar var. Yani normal bir köylü ailesi. Ama bana takım giydirmişler, kravat ve mendil takmışlar.

Size daha mı değer veriliyordu?

Evin en küçüğü bendim. 9 kardeştik ama 2’si ölmüş. Annem beni 40 yaşından sonra doğurmuş. Bu nedenle evin en popüleri ben olmuşum. Hep el bebek gül bebek büyütmüşler, süslemişler beni.

Üniversite döneminde nasıldınız?

Hacettepe Tıp Fakültesi’nde okuyan birkaç köylü çocuğundan biriydim. Annem okuma yazma bilmezdi. Üniversite arkadaşım vardı. Şuanda Türkiye’nin en önde gelen profesörlerinden biridir. İsmi Derya Balbay. O, üniversite yıllığımıza hakkımda “kendinden emin duruşlu, taranmış saçları, takım elbiseli, iş adamı tavırlı diye” sözler yazmıştı. Yani ben bir köylü çocuğu olarak üniversite yıllarımda da böyleydim.

“EN POPÜLER BELEDİYE BAŞKANI BENİMDİR BELKİ DE”

Sürekli halkın içindesiniz. Onlardan aldığınız izlenim nedir?

Halktan çok olumlu eleştiri alıyorum. İnanın onlar beğenmezse kendimi gözden geçiririm. Sizce 13 belediye başkanı içinde neden sadece sizin her yaptığınız göze batıyor, eleştiriliyor? En popüler belediye başkanı benimdir belki de.

Peki kıyafetinizi bile neden eleştiri konusu yapıyorlar?

Yukarı çıkan insanlar taşlanır.

Bayanlar tarzınızı beğenirken yalnızca erkeklerin eleştirdiğini görüyoruz. Sizi kıskanıyorlar mı? O kelimeyi kullanmak istemiyorum ama insanın bilinçaltında rekabet vardır. Her yaptığımı takip eden ve konuşan insanların bana ilgilerinden dolayı konuştuklarını düşünüyorum. Bana sempati duyduklarını, kendilerine yakın hissetmek istediklerini düşünüyorum. Tabi kendilerine yakın görmüyor olabilirler de. Ya da siyasi beklentiler farklıdır. Sizinle beraber olmayan, beraber yürümek istemeyen birilerinin methiyeler dizmesini bekleyemezsiniz. Ayrıca zevkler ve renkler tartışılmaz.

Duygusal biri misiniz?

Evet, duygularımı çok yoğun yaşarım. Hiç tanımadığım birinin acısını bile yaşar, ağlarım. Ama çok ağır duygusal koşullarda bile demir gibi durabilirim. Mantığım devreye girince çelik gibi olurum. Mesela deprem olağanüstü koşullar yarattı. Bazı yöneticilerin zafiyetleri ortaya çıktı. Ben 1 ay hastanede yattım. Hatta akşamları çadırları gezip insanları muayene edip ilaç verdim. Tüm süreci üstlenmiştim. O tür koşullar insana ya enerji veriyor ya da insanı off durumuna sokuyor.

En son ne zaman ağladınız?

En son meclis üyemiz Engin Uztürk’ün vefat eden oğlu Sefa için ağladım.

“RANTI KESİYORUZ”

Bir de özellikle size yüklenen ve her şeyinizi eleştiren basın var karşınızda. Onlar neden sevmiyor sizi?

Onlar basın mı? Bakın ben kimseden övgü beklemiyorum ama bozuk saat bile günde iki defa doğru gösterir. Ben şehrin ve halkın menfaatlerini düşünüyorum. İş adamlarının ya da bazı çıkar çevrelerinin ayaklarına basıyoruz. Rantı kesiyoruz, zıplayıp duruyorlar. Halkın olanı halka veriyoruz. Herkese kendini beğendiremezsin. Ben bu konuda duruşumu hiç bozmadım ve taviz vermedim vermem de.

“İSTERSEM METHİYELER DİZDİRİRİM”

İstersem hakkımda her gün methiyeler dizdiremez miyim? İnanın bu çok kolay. Bunun için bütçe de var imkan da. Ama o zaman Nevzat Doğan olmam ben. Bunlar olacaktır. Siyasi bedelleri göze alarak hizmet ediyorum. Herkese mavi boncuk dağıtamam. Her türlü tehdide karşı duruşum asla değişmeyecek. Ne gibi tehditler alıyorsunuz? “Şunu yazarız, bunu çizeriz gibi şeyler” Boyun eğmeyince de yalan yanlış uydurma haberler, haksız dedikodular, seviyesi düşük eleştirilerden başka bir şey yapmıyorlar. İnanın ciddiye almıyorum. Ben hepsini Allah’a havale ediyorum.

“BANA HIRSIZ DİYEMEZLER”

Bana baskıcı, adaletsiz, hırsız, beceriksiz, para konusunda hassasiyeti olmayan, iş yapmayan, tembel diyemezler. Bu şekilde eleştiri almıyorum zaten. Böyle olsa işte o zaman yanlış bir şeyler var demektir. Çok şükür hakkımdaki eleştiriler bunlar değil.

“KİRLENMİŞ BİR İSİM KAÇ LİRAYA TEMİZLENİR?”

Çocuklarıma bile hep söylediğim bir şey var. Size büyük servetler falan bırakmayacağım ama çok önemli şeyler bırakacağım. Şeref ve haysiyet gibi. Aldığım her işi başarıyla yapmam ve belediye başkanlığının onuru benim için servetlere değer. Yoksa kirlenmiş bir ismi kaç liraya temizleyebilirsin? Koltuklar değer alınan değil verilen yerler olmalı. İnsan koltuktan kalktıktan sonra da aynı ağırlıkta olmalı.

Muhalefetin eleştirilerine kulak veriyor musunuz?

Hayır, verilecek gibi değil çünkü. Bakın çorba çeşmesi yaptığımızda başta CHP olmak üzere diğer partilerden eleştiri aldım. Ben hiç önemsemedim ve sadece o çeşmenin halkı ne kadar memnun ettiğini, ne kadar hijyenik olduğunu önemsedim. Çorba çeşmesini muhtaçlık olarak nitelemek halka haksızlıktır. Bir köşede durup gizlice insanları izledim ve çorba alanların yüzündeki mutluluğu gördüm. Bu da bana yetti.

“KAR YAĞINCA ELEŞTİRMEK MODA OLDU”

Son olarak sizi kardan dolayı eleştirdiler. “Kar yağdı, başkan yurt dışında” diye. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eleştirecek bir şey bulamayınca kardan eleştiriyorlar. Bakın Barselona’ya gittim. Kar fotoğrafı paylaştım. O fotoğraf şehrin ortasında çekilmiş bir fotoğraftı. İnsanlar mutlu oluyorlar. Ama kentimizde sudan kardan siyaset yapıyorlar. Bunun için kaybediyorlar. Yalova’dan tuz getirmişler falan…Bunlar çok komik.

Gerçekten önlem alınmadı mı sizce?

Hayır, hiçbir yol kapanmadı, 3 ton tuz kullandık. Ama muhalefet sanki büyük bir afet olmuş, yollar kapanmış gibi abarttı. Şehir kara alışkın değil. Karın tadını çıkartmak varken kar yağınca eleştiri yapmak moda oldu.

Yahyakaptan’ı görmezden geldiğiniz eleştirilerine ne diyeceksiniz?

İzmit’te yüzde 51 oy aldık. Yani Türkiye ortalamasının üzerinde. Halkın bu teveccühüyle her yere hizmet götürdük. Yahyakaptan tarihinin en güzel hizmetlerini bizim dönemimizde aldı. Yollarını, kaldırımlarını yeniledik. Parklar yaptık. Şimdi tramvay oradan geçecek. Haksız eleştiriler bunlar. Bir de çok yurt dışı seyahati yaptığınızı söyleyerek eleştiriyorlar. Evet yapıyoruz yapmaya da devam edecek. Hatta keşke daha sık yapabilsek. Fransa’da yerel yönetimler konseyi tarafından 12 yıldızlı belediye unvanı aldık. Özellikle Avrupa’yı, yeni gelişmeleri, şehirleşmeyi takip etmemiz şart. Meclis üyeleri dahil muhtarları bile götürüyorum. Şehrin karar alanları Avrupa’yı görmeli.

İzmit Belediyesi’nin borçları özellikle Sefa Sirmen ismi kullanılarak çok konuşuldu. Şuanda belediyenin borcu var mı?

Sadece vergi borçları var. O da 30 yıldan bugüne gelen borçlar.

Hakkınızda yapılan dedikodulardan biri de bir dönem daha İzmit Belediye Başkanı olmak istemediğiniz yönünde. Sizin gözünüzü büyükşehir belediyesine ya da milletvekilliğine diktiğiniz söyleniyor. Siyasi hedefiniz de bunlar mı var?

Bunları konuşmak için çok erken. Çeşitli spekülasyonlar şuanda var, olmaya da devam eder. Ama şunu söyleyebilirim; parti ne görev verirse onu yaparım. Şunu olayım diye bir hırsım yok.

Kocaeli’deki sağlık alanında yapılan çalışmalarda büyük emeğinizin olduğunu düşünüyor musunuz?

Kocaeli bugün sağlık alanında Türkiye’nin gözbebeğiyse iddia ediyorum büyük emeğim vardır. Kanser hastanesi, çocuk hastanesi, yanık merkezi açıldı. 37 sağlık ocağı açılışı kurdelesi kestim. 13 hastaneye ek bina yapıldı. Hepsinde naçizane emeğim vardır. Özellikle Sopalı Devlet Hastanesi ömrümün yarısını yedi. Orayı yeniden kurduk.

Özel hayat ya da siyasi hayatınızda örnek aldığınız biri var mı?

Örnek aldığım kimse yok.

Kendinizi beğeniyor musunuz?

Evet, her şeyden önce kendime güvenim var.

Spor yapıyor musunuz?

Evet, haftada 2-3 defa spor salonuna gidiyorum. Spor yaparken fotoğraf paylaşıyorum. Bunu neden yapıyorum. İnsanları spora teşvik ediyorum. Benim gibi toplum önünde olan insanların vatandaşa örnek olması lazım.

Peki spor salonunda duvardaki kadın fotoğrafını kaldırttığınız doğru mu?

Bakın işte, iki uç ve iki tutarsız eleştiri bu. Bir diyorlar ki botoks yaptırdığı için sakal bıraktı bir de kadın fotoğrafını kaldırttı. Neden kaldırtayım fotoğrafı?

En sevdiğiniz renk?

Kırmızı

Renkleri seviyorsunuz. Sosyal medyada pembe bir pantolonla fotoğraf paylaşmıştınız. Bu kadar eleştiri alacağınızı tahmin etmiş miydiniz?

Aslında o pantolon koyu bordoydu ben renkleriyle oynayıp pembe yaptım. Bunu bilerek yaptım. En çok beğeni alan fotoğraf o oldu.

Nevzat Doğan mutfağa girer mi, yemek yapar mı?

Mutfağa pek girip yapmıyorum ama girersem kendim için salata yaparım.

En sevdiğiniz yemek?

Yemek hiç seçmem, ne olsa yerim. Özellikle peynir-karpuz- ekmek; soğan-karpuz-üzüm-ekmek, ya da helva ekmek yemeği çok severim. Rahmetli babam inşaatlarda çalışırken öğlen yemeklerinde yanına giderdim. O zaman bu saydıklarımı yerlerdi. Ben de bayılırdım bunlara.

Burcunuz?

Aslan

En sevmediğiniz yönünüz?

Sevmediğim yönüm çok idealist ve mükemmeliyetçi olmam. Her şeyi tam istemem, hata kabul etmemem. Bu benimle çalışan ya da yaşayanları yoruyor. Ama son dönemlerde bu konuda daha toleranslıyım.

En sevdiğiniz sanatçılar?

Bayanlardan Ebru Gündeş ve Funda Arar’ı erkeklerde Mustafa Ceceli ve Ferhat Göçer’i severek dinlerim.

En son izlediğiniz film?

En son Delibal filmine gittim.

Kullandığınız parfüm? Tom Ford

KİTAP YAZIYOR

Kitap okur musunuz?

Evet zaman buldukça okurum. En son Leonardo Patrıngnanı’ın Hafıza kitabı ile İskender Pala’nın Mihmandar’ı okudum.

Kitap yazdığınız doğru mu?

Evet. Biyografi gibi olacak. Hayatım, mesleki ve siyasi tecrübelerime yer vereceğim. Bir takım kayda değer tecrübelerimi paylaşacağım. 200-300 sayfa olacak.

Ne zaman okuruz bu kitabı?

En az bir yıl sonra okuyabilirsiniz. Şuan hazırlık aşamasında.

Küçükken olmak istediğiniz meslek neydi?

Ben hatırlamıyorum ama şimdi görüştüğüm çocukluk arkadaşlarım onlarla oynamadığımı söylüyor. Oyunlar bana basit gelirmiş. “Ben doktor olacağım o oyunu oynamam” dermişim.

Bizlere evinizi açtığınız için teşekkür ediyoruz. Son olarak ne söylemek istersiniz?

Öncelikle yayın hayatına kısa süre önce başlayan derginize başarılar diliyorum. Kocaeli’ye çok kaliteli bir yayın organı kazandırdığınız için emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Sorularınıza verdiğim cevaplar umarım haksız eleştirilere cevap olmuştur. Ben halkın takdirini kazanarak çalışmalar yapmaya devam edeceğim.

Röportaj: Yeliz KORAY

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

SONRAKİ HABER

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN CANLI YAYINDA KONUŞUYOR

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN CANLI YAYINDA KONUŞUYOR