21 Kasım 2017 Salı

  • 3,927 TL
  • 4,614 TL
  • 162,19 TL
  • 103.912
KOCAELİ 28°

GÖRMEYEN VİCDANLARA İNAT GÖRMEYEN GÖZLERİYLE AVUKAT OLDU

Görmeyen vicdanlara inat görmeyen gözleriyle avukat oldu

Sadece bir gün, ya da bir saat gözlerinizi kapatıp neler yapabileceğinizi hiç düşündünüz mü?Yemek yapmak, okula-işe gitmek ya da kıyafetlerinizi giymek ne kadar imkânsız geldi değil mi?Emre Beyi tanıdığımda aklımdan geçenler bunların onda biri bile değildi aslında.Yıllar önce bastonu ve kulaklığıyla otobüse bindiğinde dikkatimi çekmişti. İki gözü de görmeyen biri otobüse binmişti, ineceği durakta inmiş yoluna devam etmişti üstelik! Bir tesadüf sonucu bu kişinin avukat olduğunu öğrendiğimde ise azmine olan hayranlığım bir kez daha artmıştı. Seneler sonra da olsa onunla tanışıp röportaj yaptığım için kendimi şanslı hissederken; anlattıklarını dinleyince sağlıklı bireyler adına utanç duydum! Kalaycı’nın deyimiyle o bugünlere gelirken ‘Pişmiş tavuğun bile başına gelmeyenleri’ yaşamış; hatta daha da fazlasını!Yaşadıklarına inat okumaktan da, hayatın tadını çıkarmaktan da hiç vazgeçmemiş. Öyle ki evde yalnız kalabiliyor, kimsenin yardımı olmadan işe gidiyor, sayısız enstrüman çalıyor, şarkı söylüyor hatta yemek bile yapıyor! Yanlış okumadınız, biz gittik hiç elimizi sürmeden yalnız başına yaptığı et soteyi yedik!Lafı hiç uzatmadan sizleri; her satırında hayata dair ders çıkartacağınız avukat Mehmet Emre Kalaycı’nın hayat hikayesiyle baş başa bırakıyorum… Söyleşimizi gözlerinizle değil; yüreğinizle okumanız dileğiyle…

30 Eylül 2016 Cuma 10:09 Güncel

Sadece bir gün, ya da bir saat gözlerinizi kapatıp neler yapabileceğinizi hiç düşündünüz mü?
Yemek yapmak, okula-işe gitmek ya da kıyafetlerinizi giymek ne kadar imkânsız geldi değil mi?
Emre Beyi tanıdığımda aklımdan geçenler bunların onda biri bile değildi aslında.
Yıllar önce bastonu ve kulaklığıyla otobüse bindiğinde dikkatimi çekmişti.
İki gözü de görmeyen biri otobüse binmişti, ineceği durakta inmiş yoluna devam etmişti üstelik!
Bir tesadüf sonucu bu kişinin avukat olduğunu öğrendiğimde ise azmine olan hayranlığım bir kez daha artmıştı.
Seneler sonra da olsa onunla tanışıp röportaj yaptığım için kendimi şanslı hissederken; anlattıklarını dinleyince sağlıklı bireyler adına utanç duydum! Kalaycı’nın deyimiyle o bugünlere gelirken ‘Pişmiş tavuğun bile başına gelmeyenleri’ yaşamış; hatta daha da fazlasını!
Yaşadıklarına inat okumaktan da, hayatın tadını çıkarmaktan da hiç vazgeçmemiş.
Öyle ki evde yalnız kalabiliyor, kimsenin yardımı olmadan işe gidiyor, sayısız enstrüman çalıyor, şarkı söylüyor hatta yemek bile yapıyor!
Yanlış okumadınız, biz gittik hiç elimizi sürmeden yalnız başına yaptığı et soteyi yedik!
Lafı hiç uzatmadan sizleri; her satırında hayata dair ders çıkartacağınız avukat Mehmet Emre Kalaycı’nın hayat hikayesiyle baş başa bırakıyorum…
Söyleşimizi gözlerinizle değil; yüreğinizle okumanız dileğiyle…


Emre Bey biraz kendinizden bahseder misiniz?
Aslen Trabzonluyum ama doğma büyüme Kocaeliliyim. 28 yaşındayım. Babam Ömer Kalaycı da annem Nermin Kalaycı da emekli öğretmen. 4 kardeşin en küçüğü benim.

Görme engeliniz doğuştan mı?
Evet, annem ve babam akraba olduğu için doğuştan iki gözümde yüzde 90 görme kaybıyla dünyaya geldim. 3 yaşımda bir ameliyat oldum ama maalesef sol gözüm yüzde 100 görmemeye başladı. Sağ gözüm de yüzde 5 görüyor artık.

O zaman şuanda karşınızda oturan beni ne kadar görebiliyorsunuz?
Bir silüet olarak karşımda birinin durduğunu karartı olarak görüyorum sadece.

Anne-babanızın akrabalık derecesi nedir?
Annem ve babam teyze çocukları.

Diğer kardeşlerinizin engeli var mı?
Hayır yok. Üç ablam var, ikisi hemşire biri kimyager.

Okul hayatınız nerede başladı?
İlkokul çok parçalı oldu. Önce İstanbul Veysel Vardar Görme Engelliler Okulu’na yazıldım. Okul yatılıydı ve haftada bir eve geliyordum. Babam beni okula götürüp getirmek için okulundan izin almıştı. Üstün başarılı olduğum için ikinci sınıfı okumadan üçüncü sınıfa gittim. Daha sonra kaynaşmalı eğitim almak için 4.sınıfta Derince’de annemin görev yaptığı Cumhuriyet İlkokulu’na geldim. 6.sınıftayken deprem oldu ve Eskişehir’e halamın yanına gittim; orada okudum. 8.sınıfta evimizin tadilatı bitti ve Kocaeli’ye döndüm. Şuanda ismi Şükrü Aracı olan eski ismiyle Necatibey İlköğretim Okulu’na yazıldım. Liseyi de 19 Mayıs Lisesi’nde okudum. Mezun olduğum yıl Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandım.
Görme engelli birinin oldukça zor bir bölümü kazanması doğrusu takdire şayan!

Başarınızın sırrı zeki olmanız mı yoksa çok mu çalıştınız?
Başarının 4-5 bileşkesi var aslında. Birincisi tabii ki zeka. İkincisi çok çalışmak. Sonra lojistik destek. Yani anne babanın bilinçli olması. Son olarak hedef koymak diyebiliriz.

Sizin lojistik desteğiniz nasıldı?
Annemin ve babamın hakkını ödeyemem. Babam zaten yıllarca benimleydi. Şoförüm gibi her yere getirip götürdü beni.


“HEDEFİM AVUKAT YA DA PSİKOLOG OLMAKTI”
O zaman da hedefiniz hukuk muydu?
Ben insanlara yardım etmeyi çok seven biriyim. Aşırı korumacı ve savunmacı bir yapım da var. O yüzden ya hukuk ya da psikoloji okumayı kafama koymuştum.

Engelli olmayan bireyler bile onlarca zorluk yaşarken siz eğitim hayatınızda nasıl engellerle karşılaştınız?
Yatılı okulda psikolojik olarak sorunlar yaşadım. 7 yaşındaydım ve annem babam yanımda değildi. Sudan çıkmış balık gibiydim. Eskişehir’de okurken de buna benzer sıkıntılar yaşadım. Tam ergenlik dönemiydi ve bazı arkadaşların haddini aşan davranışları vardı.

“BOYNUMA KEMER ATTILAR”
Ne gibi?
Gözlerim görmediği için arkamdan sanki bir ata ip atar gibi boynuma kemer atıp kendilerine çekerlerdi. Sözlü ya da el hareketleriyle buna benzer şakalar yaparlardı.

Çocuklar gerçekten çok acımasız. Röportajımızı okuyan ailelerin çocuklarına vicdanlı olmalarını öğütlemelerini diliyorum. Peki, durumu okul yönetimine anlatıp, şikayet etmediniz mi?
Okul daha çok zengin aile çocuklarının geldiği, torpilli bir okuldu. Şikayet etsem de ‘üsteleme’ derlerdi. Görmediğim için her zaman en ön sırada oturup dinlemek zorundaydım. Öğretmenim beni en ön sıraya aldığında yanındaki arkadaşıyla ayrılmak zorunda kalan sıra arkadaşım türlü zulümler yapmıştı bana.

Öğretmenlerin davranışı nasıldı peki?
Maalesef öğrencilerden farklı değildi. Söylediğim gibi hep ön sırada oturmak zorundaydım. Bir edebiyat öğretmeni vardı beni en arka sıraya oturturdu. Lisede bir öğretmenim “Senin burada ne işin var? Kendin gibilerin okuluna gitsene” diyerek aşağılamıştı beni. Hatta gözümden dolayı bir rahatsızlık yaşamıştım. Raporum olduğu halde 5 olan ders notumu sözlüde düşük gösterdiler. Bu nedenle okul birincisi olamadım.

“EMRE’Yİ ÇALIŞTIRSAN NE OLACAK?”
Görmeyen biri nasıl not alır, ders çalışır?
Arkadaşlarımdan defterlerini alıyordum. Annem onları kabartma yazı için elle temize geçiriyordu. Daha sonra ekranda yazılı olanları seslendiren programların olmasıyla bilgisayar kullanmaya başladım.

Dershanelerde sıkıntı yaşadınız mı?
Evet, Kavram Dershanesi dışında hiçbir kurum beni kabul etmedi. Sorumluluk almak istemediler. Orada bile bazı öğretmenler “Emre’yi çalıştırsan ne olacak? Ona zaman harcayana kadar işe yarayacak bir öğrenciye zaman ayır” diye benim de duyacağım şekilde aşağılayıcı sözler sarf ettiler.

Görme engelliler üniversite sınavına nasıl giriyor peki?
Üniversite sınavında bir öğretmen soruları okur ve söylediğimiz şıkkı işaretler. Sesli hesap makinası kullanma hakkımız da vardır.

Derece aldınız mı?
Evet, Türkiye 3 bin 200. sü oldum. TÜBİTAK’tan da özel burs kazandım.

Her gün Derince’den Umuttepe’ye gittiniz öyle mi?
Annemle birlikte 2-3 hafta kampüse çalıştık önce. Yani ineceğim yer, kampüse gideceğim mesafeler falan… Hepsini ezberledim. Ama annem 2 ay benden habersiz arkamdan takip etmiş beni.

Kaç yılda bitirdiniz hukuk fakültesini?
Üniversiteyi 4 yılda, bölüm 9. su olarak bitirdim. Çok düzenli çalıştım.

Şuanda İŞKUR avukatı olarak çalışıyorsunuz. KPSS ile mi girdiniz?
Evet, KPSS’den 82 almıştım.

Avukatlık stajı için sorun yaşadınız mı?
Evet, kimse bana güvenmediği için staja almak istemedi. Uzun süre yer bulamadım. “Ne işimize yarayacak?” şeklinde söylemleri olmuştu.

Peki okulda-dershanede ve avukatlık stajında seni aşağılamaya çalışan bu insanların karşısına çıkıp “Bakın ben avukat oldum” demek istemez misiniz?
Hayır, çünkü şuanda iş hukuku alanında ilimizde birinciyim. Bir davadan çıktığımda dün bana o sözleri söyleyen bir avukatın gelip benden fikir alması en güzel cevaptır sanırım.

Yüzünü mutlaka merak ediyorsunuzdur. Nasıl biri olduğunuzu ne kadar biliyorsunuz?
Yüzümü insanların tarif ettiği kadar biliyorum. Yüzümün yuvarlak olduğunu, esmer olduğumu söylüyorlar. Bir de engelli olmasaydım gözlerim mavi olacakmış.

“İLK ALLAH’I GÖRECEĞİM; SİZDEN ŞANSLIYIM”
Bir saniye bile olsa birini görme hakkınız olsa kimi görmek isterdiniz?
Annemi görmek isterdim. Ama ben aslında gören insanlardan daha şanslıyım. Çünkü sizler Allah’ın katına çıkana kadar çok kişi görmüş olacaksınız. Ben ise ilk Allah’ı göreceğim. O yüzden şikayetçi değilim.

Hiç görmeyen ünlü ressam, ya da hiç duymayan ünlü müzisyenleri düşünürsek; engelli bireylerin genellikle ciddi bir yeteneği oluyor diyebiliriz. Sizin var mı bir yeteneğiniz?
Evet, benim de müzik yeteneğim var. Bağlama, klarnet, piyano gibi çok sayıda enstrüman çalıyorum. Sesim de güzel, bunun için TSM, Caz, Pop ve opera gibi pek çok alanda özel eğitimler aldım. FOX TV’de ‘Sesi Çok Güzel’ isimli yarışmaya katıldım. Sertap Erener’in yarışmacısı oldum. Çok iyi müzik arşivcisiyim. 400 plaktan ve bin CD’den oluşan müzik arşivim var. Bunlardan birçoğunda sanatçıların imzası da var. 13 yıldır da profesyonel olarak özel gecelerde, davetlerde sahne alıyorum. Diş Hekimleri Odası, Tabipler Odası, Kocaeli Barosu gibi…
Ayrıca Akbank Caz Festivali kapsamında Aksanat günlerinde sahne aldım. Babylon gibi önemli sahnelerde şarkı söyledim. Yüzün üzerinde sahne performansım var. Şarkı söylemek olmazsa olmazımdır. Haftanın 2 günü koro çalışmam hala var. Bunlar bana terapi oluyor.

En sevdiğiniz sanatçılar kimler?
Türkiye’de Orhan Gencebay. O bence büyük bir deha ve müthiş bir müzisyen. Ülkemize çok sesliği getirmiş. Yabancılarda ‘Mobi’ Aynı zamanda fizik ve felsefe profesörüdür. Müzikal dehalara hayranım. Erkek seslerde Andrea Bocelli, görme engelli Stevie Wonder ve Zeki Müren hayranıyım. Kadın seslerde Lara Fabian’ı severim. Yeni nesil müzik tarzlarından hoşlanmıyorum.

Ablalarınız destek oldular mı size?
İki ablam erken evlendi. Onların ekonomik yardımları oldu ama en küçük ablam ikinci annem gibiydi. Ders çalışmama da çok yardımı olmuştur.

Hiç aşık oldunuz mu?
Evet, bu zamana kadar 8-9 ilişkim oldu ama 2 defa aşık oldum. Biri 18 yaşında lise yıllarımdaydı. Sanal bir arkadaşlıktı. İkincisi yaz aşkıydı. Ortak noktamız müzikti; beraber şarkı söylerdik.

“SEVGİLİLERİMLE DEĞİL AİLELERİYLE SORUN YAŞADIM”
Neden ayrıldınız peki, sorun görmemeniz miydi?
Kız arkadaşlarımla değil ama aileleriyle sorun yaşadım. Çünkü kendi ayaklarımın üzerinde duracağıma kızlarına iyi eş olacağıma inanmadılar. Kızlarının zorluk çekmesini istemediler.

Aslında siz ve sizin gibi görme engeli olanların gerçek aşkı yaşadığını düşünüyorum. Çünkü dış görünüşüne değil karakterine aşık olup, hislerinizle hareket ediyorsunuz. Gözünü, saçını, yüzünü görmediğiniz bir kadının neyi etkiyor sizi?
Karakter ve zeka önemli benim için. Özellikle zeki kadınları severim. Çata çat konuşan, üreten, zeki bir kadının dekolteye ihtiyacı yoktur. Mesela ben çok kitap okurum, kelime dağarcığım çok geniştir. Sevdiğim kadın da öyle olmalı.


Kitapları nasıl okuyorsunuz?
Görme engelliler kütüphanesi var. GETEM ve 6. Nokta Görme Engelliler Derneği’nin bununla ilgili sesli kitap programları var.


Gözlerinizin açılma ihtimali yok mu?
En son birkaç sene önce yaptığım bir araştırmayla çok iyi bir doktora gittim. Dünyada sadece 50 kişiye yapılan bir ameliyat vardı. Gözümden bir kablo geçirilip fotoğraf makinası gibi belli bir alanı çekip beynime sinyal gönderecekti. Ama görsel hoşnutsuzluk yaratan bir ameliyattı. O yüzden istemedim. Şimdilik başka bir çözümü yok maalesef. Ama 15 yıl önce bu da yokmuş. 15 yıl sonra ne olur bilinmez.

Bu hayat dolu insanın gelecek hayali nedir peki?
Aslında hayallerim çok güzel ama şuanda sigortam nedeniyle zorunlu olarak çalışıyorum. Hayalim; gençlere müzik öğreteceğim, dünya mutfağından yaptığım yemek tariflerini sunacağım (butik kafe), hatta bir odasında hukukla ilgili danışmanlık hizmeti de vereceğim kültür merkezi açmak istiyorum. Psikoloji, eğitim, müzik, danışmanlık gibi çok sayıda şeyi kapsayan bir merkez olacak.


Çocukları sever misiniz, baba olmak istiyor musunuz?
Evet, kız çocuğumun olmasını çok istiyorum. Onu hakkıyla, terbiyeli yetiştirmek istiyorum.

Neden kız çocuk?
Erkek çocuklar daha duyarsız ve zevklerine düşkün. Kız çocukları aileye daha bağlı.

Tabi bunun için evlenmek gerek. Var mı ufukta bir evlilik?
Şuan yok ama evlenmek istiyorum. Kültürlü, üniversite mezunu, dürüst, ahlaklı ve kişilik sahibi bir kadın istiyorum. Dırdırcı kavgacı değil yapıcı olsun. Boyu kilosu ya da engelli olup olmaması hiç önemli değil. Yoluma yoldaş olsun, köstek değil. El ele bu hayatta yürüyelim. Birinin kahramanı olmak değil; el ele hayatı bölüşeceğim biri istiyorum.

Peki, insanları kafanda nasıl şekillendiriyorsunuz? Yani tanıdığınız bir ismi söylediğimde beyninizde canlanan ne oluyor?
Hislerle şekillere bürüyorum. Statülere önem vermiyorum. Mesela birini kavgacı diye kafamda kodluyorum diğerini neşeli.

Renkleri de mi bu şekilde şekillendiriyorsunuz?
Hayır, yüzde 5 gören gözümle renkleri görebiliyorum. Ama karmaşık olanları değil sade ve düz renkleri sadece.

Sizi ilk gördüğümde kimseye sormadan ineceğiniz durakta inmeniz çok şaşırtmıştı beni. Bunu nasıl yapıyorsunuz?
Otobüsün duruş-kalkış hatta kasislerini bile ezberliyorum. Kaç kere döndü, kaç kere durdu-kalktı hepsini ezberliyorum. Aslında keşke İstanbul’daki otobüslerde olan sistem burada da olsa. Orada her durakta otomatik anons yapılıyor. ‘Şu durağa geldik, yaklaşan durak ismi’ falan. Yeri gelmişken Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nden de aynı çalışmanın ilimizde olmasını isteyelim.

“PİŞMİŞ TAVUĞUN BAŞINA NE GELDİYSE…”
Bir örnek verir misiniz?
Mesela sırf belediyenin verdiği ücretsiz kartı kullanıyorum diye bir şoför beni E-5’in ortasında indirdi. Üstelik “seni taşımak zorunda değilim” diyerek bir de üstüne anneme küfrederek!

Gerçekten yaptı mı bunu? Umarım şikayet etmişsinizdir!
Evet yaptı. Hayatım boyunca pişmiş tavuğun başına ne geldiyse yaşadım. Şoför bana dedi ki “Kılığına kıyafetine bak. Neden ücretsiz biniyorsun?” Ben de; istersem bu otobüsteki herkesin otobüs ücretini verecek durumda olduğumu ancak bu bilincin oluşup şoförlerin tavrının bitmesi için kullanmaya devam edeceğimi söyledim. Şikayet ettim, maddi ceza aldı. Ama mühim olan bu durumu yaşamadan insanların bilinçlenmesi.

Bir engelli olarak kentimizdeki eksikleri sizden iyi bilen olamaz. Bunlardan bahseder misiniz?
Kocaeli engelliler için yaşanması zor bir il. Öncelikle göreme engelliler için yola bazı noktalar, çizgiler yapmışlar. Bunların belli standartı yok. Bir kültür merkezi, cami ya da durağa gitmek istediğimizde dengesiz çizgiler bizi yanıltıyor. Şehir içinde hareket etmek çok zor. Yürüyüş Yolu dar, hem arabalar hem de bisikletler için ayrılan yol var ama bizim için yok. Sürekli ezilme riskimiz var. Esnaflar da kalan kaldırımı kapatıyor.

Peki, hangi şehri ya da ülkeyi görmek ya da hangi ülkede yaşamak isterdiniz?
Barselona’da yaşamak isterdim. Çünkü orası 1996 yılında radikal bir karar aldı ve belediye başkanı “Barselona’yı engelli turizm merkezi yapacağım” dedi. Dünya üzerindeki 800 milyon engelliden 100 milyonunun turizme para ayırdığı saptandı. Rampaları, sesli butonları engellilere göre yapıldı. Elektrik direkleri yeraltına taşındı. Türkiye’nin yılda 10-20 milyon turizm geliri varken, Barselona’nın bu yolla 6 milyon dolar geliri var. Üstelik cinsel taciz oranlarının sıfır olduğu, dört mevsim bahar, tarihi yerleri olan bir kent. Bir de Milano’yu merak ediyorum. Milano’da pizza ve makarna yemeyi isterdim.

Yemek demişken…yemek yapar mısınız?
Hem de nasıl…Yaklaşık 10 yıldır yemek yapıyorum. Her yemeği yaparım.

Peki temizlik?
Çok ince temizlik yapamam ama yüzeysel temizlik yaparım. Temizliğe yardımcı biri var. Ayrıntılı temizliği o yapıyor.

Ailenizle yaşıyorsunuz ama uzun süre yalnız kaldığınızı söylediniz. Zor olmuyor mu evde kimse yokken yemek yapmak, üstünü giymek, işe gitmek…?
Her şey yerli yerinde olursa zor değil. Bu yüzden yeniye adapte olmam zor; eskiye bağımlıyım. Çünkü her şeyin yerini biliyorum şimdi. Yeni bir ev ya da yeni bir şehirde yaşamayı yadırgarım. Bu yüzden başka bir şehirde yaşamayı kolay kolay göze alamam.


Başta okulda yaşadığınız sorunlar, sonra büyüklerde de aynı sıkıntıları yaşamanızdan yola çıkarsak son olarak topluma nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Aileler çocuklarını çok iyi yetiştirsin. Toplum engellilerden kaçmasın. Özel eğitimden ziyade kaynaşmalı eğitim olmalı ki engelli toplumdan dışlanmasın. Şehirler engellilere göre planlanmalı. Bir de insanlar bize engelli olduğumuz için samimi yaklaşmasınlar. Normalde bir insana nasıl davranıyorlarsa bize de öyle davransınlar.
Fotoğraf altı yazıları
2- Tam bir müzik aşığı olan Kalaycı’nın 400 plak ve bin CD’den oluşan büyük bir müzik arşivi var.
5- Hukuk Fakültesi’ni 4 yılda bitiren Kalaycı, mezun olmanın mutluluğunu annesi, babası, ablası ve akrabalarıyla paylaşarak bu anı ölümsüzleştirmiş.
6- Hiç kimse olmasa bile hayatını idame ettirebilecek durumda olan Kalaycı, bizi evine misafir ederek et sote yaptı.
9- Ünlü sanatçı Sertap Erener’in yarışmacısı olarak FOX TV’de yayınlanan Sesi Çok Güzel yarışmasına da katılan Kalaycı, aynı zamanda onlarca enstrüman da çalabiliyor.

Röportaj-Yeliz KORAY


YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ANKET

SONRAKİ HABER

Cemaatin Parası Kocaeli’de hangi kuyumcuya yatıyor?

Cemaatin Parası Kocaeli’de hangi kuyumcuya yatıyor?