23 Kasım 2017 Perşembe

  • 3,919 TL
  • 4,635 TL
  • 163,64 TL
  • 105.964
KOCAELİ 28°

CEMAAT MAĞDURU İŞADAMI HİMMET VERMEDİ HAPSİ BOYLADI

Cemaat mağduru işadamı himmet vermedi hapsi boyladı

             2010 yılında şirketlerine operasyon yapılan Cimşit kardeşler yıllar sonra ilk kez dergimize konuştu.

30 Eylül 2016 Cuma 10:09 Güncel

             2010 yılında şirketlerine operasyon yapılan Cimşit kardeşler yıllar sonra ilk kez dergimize konuştu.

Emniyet müdürlüğünde kendilerinden cemaatin derneğine himmet adı altında 500 bin dolar para istendiğini belirten Caner Cimşit, “Kabul etmediğimiz için tutuklanıp cezaevine gönderildik” dedi.

Türkiye sizleri çok yakından tanıyordu. 2010 yılında Türkiye’de hizmet alımında sayılı firmalardan biriydiniz; ilk on firma arasında yer alıyordunuz. Peki, o yıl ne oldu?
İhaleye fesat karıştırmak suçlamasıyla gözaltına alındınız, örgüt suçuyla yargılandınız, neler söyleyeceksiniz?

Operasyon bize 2009 yılında yapıldı. O yıl, evlerimize, işyerlerimize baskın yapıldı. İşyerlerimizdeki bir çok evrak ve dokümana el konuldu. 2010 yılında ise gözaltına alındık. İhaleye fesat karıştırma ve örgüt kurma iddiasıyla. Biz Cimşit ailesi olarak Türkiye’de hiçbir ihaleye fesat karıştırmadık. Biz 3 kardeşiz ve girdiğimiz tüm ihaleler ortada, bilirkişi raporları ortada. Katıldığımız ihalelerde devlet 17 milyon TL kar sağlamış.

“CEMAAT BİZİ YANINDA GÖRMEK İSTEDİ”
Operasyonun siyasi yapıldığını mı düşünüyorsunuz?
Operasyonun 2 ve 3 ayağı vardı. O dönem ticari rakiplerimiz işin içindeydi. Cemaatin buradaki abileri ile devlet memurları düzeyinde tatsız görüşmelerimiz oldu. Kocaeli’de gerek ekonomik gerek cemiyet hayatında hatırı sayılı bir karşılığımız vardı. Bizleri ticaretimizle yanlarında görmek istediler. Bu yapının mütevelli heyeti bizi içine almaya çalıştı. Cemaatin iş adamları toplantısına sürekli davet ettiler. Ben o yıllarda bile Fethullah Gülen ismine sıcak bakan bir insan değildim. Bizi içlerine alamayınca kumpas kurdular, asılsız ihbar mektuplarıyla itibarımızı zedelediler. Üstelik delil bile yoktu ama delil yarattılar.

“EMNİYET’TE 500 BİN DOLAR HİMMET İSTENDİ”
Bu iddialarınız oldukça vahim, biraz daha açabilir misiniz?
Evraklarımıza el konulduktan kısa bir süre sonra bu yapılanma içerisinde bulunan isimler beni emniyete çağırdılar. Elimi kolumu sallayarak arabayla emniyete girdim. Kimse benden kimlik istemedi ve kapıdan kimse kimliğimi almadı. Kaçakçılık şubesine çıktım. Müdürün odası olduğunu düşündüğüm bir odaya aldılar beni. Amir pozisyonunda olduğunu bildiğim bir polis bana dönerek, “Bize iş vermedin başına iş aldın” dedi. Amirin bu sözüne karşılık tebessüm ettim. İdrak edemedim tam olarak ne dediğini. Bu amirlerin içerisinden biri bana, “Bu işler burada çözülür, burada yemek nasıl hazırlanırsa adliyede öyle pişer, senin işini burada çözeriz, bunlar hallolur.” dedi.
Siz ne yaptınız peki?

Bende bunun üzerine alnımın açık olduğunu hukuksuz bir iş yapmadığımızı söyledim. Nasıl çözüleceğini sordum. ‘BİZİM DERNEĞE 500 BİN DOLAR BAĞIŞ YAP’ dediler. Makbuz vermeyeceklerini düşündüğüm için onlara makbuz verirseniz size 500 bin dolar vermeye hazırım dedim. Makbuz veremeyeceklerini dile getirdiler. Para vermeyi reddettim. Sonra amirin biri bana dönerek, “Senle sonra görüşeceğiz” dedi. Cemaatlerinin derneğine para vermediğim için sorgulandığımı daha iyi anladım.

“SENİ TUTUKLAYACAĞIM”
Bu konuşmanın üzerinden 5-6 ay geçtikten sonra kardeşlerimle beraber toplam 35 kişi gözaltına alındık. 2009 yılında evraklarımıza el konuluyor akabinde benimle emniyette böyle bir konuşma yapılıyor ve 5-6 ay sonra da gözaltına alınıyoruz. Emniyette verdiğim 19 saatlik ifademin ardından savcılıktaki sorgum 2,5 dakika sürdü. Kocaeli Adliyesi’nde ifademi alan savcı bana bir teklifte bulundu, “Seni tutuklayacağım, işlerini yürütecek biri varsa onu serbest bırakabilirim” dedi. Mahkemeye çıkmadan benim kalemim kırılmıştı yani. Savcı kendini hâkimin yerine koymuş kesinlikle tutuklanacağımı söylemişti. 3 kardeş ihaleye fesat karıştırmak ve örgüt kurmak suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildik. 40 klasörden oluşan dosyamızı mahkeme başkanı 45 dakikada okuyarak karar verdi. İlk çıktığımız mahkemede ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldık. Emniyetin cemaat ayağı boşa çıkınca Kocaeli Vergi Dairesi devreye girdi ve bizlerin şirketlerine 12-13 milyon TL’ye varan bir cezai işlem yaptı. O dönem inanılmaz iğrençlikler yaşadık ve sesimizi duyuramadık. Hak etmediğimiz muameleye uğradık. Bizleri o gün manşetlere taşıdılar, itibarımız zedelendi. Maddi olarak yıkıldık ama rızıkların kefili Allah’tır. Bugün yine dimdik ayaktayız. İddia ediyorum yargının içerisinde bugün hala görev yapan savcı Metin Aslan, cemaatin yargı ayağındaki isimdir.

“GEÇ KALINMIŞ BİR MÜCADELE”
AKP bugün ‘Paralel Yapı’yla ilgili operasyonlar yapıyor. Milli Güvenlik Kurulu’nda alınan karar doğrultusunda yapılan mücadelenin eylem planını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Geç kalmış bir mücadele. Paralel yapı öyle bir yapı ki yeri geldiğinde devletin en üst kadrosuna operasyon yapabilecek ağa sahipti. Bunu 17-25 Aralık tarihinde yaşadık ve gördük. Bana göre 17-25 Aralık cemaatin en büyük kumpasıydı. Ortada bir yolsuzluk soruşturması olduğunu düşünmüyorum. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dik duruşu sayesinde bu gün mücadele ediliyor. Bu yapı askeriyeyi, emniyeti ve yargıyı dize getirmişti ama siyasi ayağını dize getiremediler. Siyasi erk ele geçmiş olsaydı Gülen’in Türkiye’ye molla olarak geleceğini düşünüyorum. Yurt dışındaki istihbarat örgütlerinin sistemi olacaktı bu molla rejimi. Paralel yapı PKK, TİKKO, EL Kaide terör örgütü kadar tehlikeli bir örgüt. Türkiye’de çok sağlıklı operasyonların yapıldığını söyleyemem. Bu yapının baş aktörleri Afrika’ya, ABD’ye, Avrupa’ya kaçtılar. Bir dönemlerin kudretlisi Zekeriya Öz kaçtı mesela. Bu ülkenin istihbaratı, polisi, askeri, savcısı neredeydi bunlar kaçarken?

“DEVLETİN BİZE ÖZÜR BORCU VAR”
Paralel yapının devlet kadrolarına yerleşmesinde iktidarın bir kusuru yok mu sizce?
Burada siyasi erki suçlamak çok yersiz, bunlar mantar gibi zaten devletin kılcal damarlarına sızmıştı. Bu ülkenin yatak odasına girdiler, kozmik odasına girdiler. Fethullah Gülen cezaevine girmeden bu yapı çökmez. Siyasi erkin ve kurumların hiçbir kusuru yoktur. Yargı da emniyet de kötü değil, içine sızanlar kötüdür. AKP’yi suçlayamayız çünkü örgüt bakanlık düzeyinde partinin içerisine sızdı. Ben vicdanen böyle bakıyorum hadiseye. Lakin devletin biz ve bizim gibilere bir özür borcu olduğunu düşünüyorum. Mustafa Pehlivanoğlu gibi asılmadık belki ama biz bu ülkede garip kaldık, yetim kaldık. Ben bugün hala bu kumpasın cezasını çekiyorum. Yerel mahkemeden aldığımız beraat kararı Yargıtay’da olduğu için GBT sorgumda terör örgütü lideri gözüküyorum. Türkiye bugün bağırsaklarını temizliyor. İşte her dönem bu topraklarda insanlar bedel ödedi. Allah’ımıza şükürler olsun ki canımız ve evlatlarımızla bu bedeli ödetmediler. Ben, bize karşı yapılan operasyonların sadece küçük bir yapı taşıyım.

“BİZ BİR DÖNEMİN SESSİZ ÇIĞLIYDIK”
Biz bir dönemin sessiz çığlığıydık. Amaçları bizleri cezaevine attırarak, bunu siyasilerin yaptırdığını düşündürtmekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı en iyi biz anlarız. Çünkü o da bizim gibi mağdur edilmeye çalışıldı. Bugün bu ülkede paralel yapı mağdurları derneği kursanız milyonlarca kişiye ulaşırsınız. Biz bu ülkeyi böldürtmeyiz. Çözüm birilerini suçlayarak olmaz. Bu yapıyla mücadele eden kim olursa olsun sorgusuz sualsiz bu insanların yanında elif gibi dimdik durmalıyız. Vatanın bölünmez bütünlüğü ve çocuklarımızın geleceği için bunu yapmalıyız. Kurtuluş Savaşı ruhu ile hareket etmeye mecburuz. Suriyeli’nin gidecek toprağı var ama bizim yok.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ANKET

SONRAKİ HABER

Kötü karne getiren çocuğa nasıl davranılmalı?

Kötü karne getiren çocuğa nasıl davranılmalı?