23 Kasım 2017 Perşembe

  • 3,909 TL
  • 4,636 TL
  • 162,39 TL
  • 105.878
KOCAELİ 28°

CEKETSİZ OSMAN DİYENLERE SERT YANIT VERDİ

Ceketsiz Osman diyenlere sert yanıt verdi

1954 yılında Trabzon Akçaabat’ta dünyaya geldi. Babasını kaybettiğinde 8 yaşındaydı. O günden itibaren boyundan büyük tezgahlarda balık satıp hem ailesini geçindirdi hem de okudu. 1971 yılında ODTÜ’ye ön kayıt yaptırmaya gittiğinde, hayatının 30 yılını Ankara’da geçireceğini bilmeden, “Burada yaşanır mı?” dedi. 1975 yılında bir arkadaşını ziyaret etmek için İzmit’e geldiğinde ise gönül bağı bağlanmış olacak ki acemi birliğini Karamürsel’de, usta birliğini Gölcük’te tamamladı. Kocaeli’ye yerleşip Refah Partisi İl Başkanı olduğunda 29 yaşındaydı. Sağ cenahta ilk akla gelen siyasetçilerden ve başarılı müteahhitlerden biri oldu. Bir dönem Refah Partisi’nden bir dönem de Fazilet Partisi’nden milletvekili seçilen Pepe, 14 sene önce Kocaeli’de AKP’yi kurmak için kolları sıvadı. TBMM’nin 22. ve 23. döneminde Kocaeli Milletvekili seçilerek Çevre ve Orman Bakanlığı yaptı. Partinin önde gelen isimlerinden biriydi ama “Ceketsiz Osman” denilerek 2B arazileri ile mal varlığı gündemden düşmedi. AKP’nin 3 dönem kuralına bile takılmayacağı düşünülen Pepe, 3. dönem aday olmadığı gibi İzmit’i de terk etti. İstanbul’a taşındı, orada iş yapmaya başladı. Peki, neydi onu ansızın İzmit’ten de siyasetten de koparan? AKP’ye mi küsmüştü, partililere mi kırılmıştı?Kocaeli’de kendisini ağırladığımız Osman Pepe’ye merak ettiklerimizi sorduk, O, tam bir siyasetçi edasıyla cevapladı. Çünkü birilerine kırgın olsa da, kendisine haksızlık yapıldığını düşünse de kelimelerle iyi oynadı, bazen ters köşe yaptı! Allah’tan keyfi yerindeydi de siyasetten özel hayatına kadar pek çok şey konuştuk. Lafı fazla uzatmadan sizleri ucu açık, kafada soru işaretleri bırakan ama içinde onlarca mesaj barındıran söyleşiyle baş başa bırakıyorum…

30 Eylül 2016 Cuma 10:09 Güncel

1954 yılında Trabzon Akçaabat’ta dünyaya geldi.
Babasını kaybettiğinde 8 yaşındaydı.
O günden itibaren boyundan büyük tezgahlarda balık satıp hem ailesini geçindirdi hem de okudu. 1971 yılında ODTÜ’ye ön kayıt yaptırmaya gittiğinde, hayatının 30 yılını Ankara’da geçireceğini bilmeden,
“Burada yaşanır mı?” dedi.
1975 yılında bir arkadaşını ziyaret etmek için İzmit’e geldiğinde ise gönül bağı bağlanmış olacak ki acemi birliğini Karamürsel’de, usta birliğini Gölcük’te tamamladı.
Kocaeli’ye yerleşip Refah Partisi İl Başkanı olduğunda 29 yaşındaydı.
Sağ cenahta ilk akla gelen siyasetçilerden ve başarılı müteahhitlerden biri oldu.
Bir dönem Refah Partisi’nden bir dönem de Fazilet Partisi’nden milletvekili seçilen Pepe, 14 sene önce Kocaeli’de AKP’yi kurmak için kolları sıvadı.
TBMM’nin 22. ve 23. döneminde Kocaeli Milletvekili seçilerek Çevre ve Orman Bakanlığı yaptı. Partinin önde gelen isimlerinden biriydi ama “Ceketsiz Osman” denilerek 2B arazileri ile mal varlığı gündemden düşmedi.
AKP’nin 3 dönem kuralına bile takılmayacağı düşünülen Pepe, 3. dönem aday olmadığı gibi İzmit’i de terk etti. İstanbul’a taşındı, orada iş yapmaya başladı.
Peki, neydi onu ansızın İzmit’ten de siyasetten de koparan?
AKP’ye mi küsmüştü, partililere mi kırılmıştı?
Kocaeli’de kendisini ağırladığımız Osman Pepe’ye merak ettiklerimizi sorduk, O, tam bir siyasetçi edasıyla cevapladı.
Çünkü birilerine kırgın olsa da, kendisine haksızlık yapıldığını düşünse de kelimelerle iyi oynadı, bazen ters köşe yaptı!
Allah’tan keyfi yerindeydi de siyasetten özel hayatına kadar pek çok şey konuştuk.
Lafı fazla uzatmadan sizleri ucu açık, kafada soru işaretleri bırakan ama içinde onlarca mesaj barındıran söyleşiyle baş başa bırakıyorum…

Sizi uzun zamandan beri görmüyorum. Nerelerdesiniz sayın bakanım?
Aslında buralardayım. 15 günde bir İzmit’e gelirim, dostlarımı ziyaret ederim ama basında çok yer almıyorum.
Birkaç ay önce ameliyat olduğunuzu duydum, sağlığınız nasıl? Sizi zayıflamış görüyorum.
Midemle ilgili küçük bir operasyon geçirdim şimdi iyiyim. Zayıflığım spordan, her gün yürüyorum bazı günler 10 kilometre yürüyorum.


Bakan olduğunuz dönemde Kocaeli’de ciddi bir ağırlığınız vardı. AKP’de daha çok ve önemli görevlere gelmeniz beklenirken neden ansızın siyaseti de İzmit’i de terk ettiniz?
Ben siyaseti amatörce yapmış biriyim. Siyaset benim mesleğim değil. Siyaseti 30 sene kamu hizmeti olarak yaptım. Bugün var yarın yok gibi. Avrupa’ya gittim, ünlü politikacılarla görüştüm ve yakından tanıdım. Onların siyasete bakışı bizimkisi gibi değil. Biz biraz farklılaşıyoruz.

Ne gibi?
Mukayese edersek bizde sanki siyasetsiz hayat mümkün değilmiş gibi tarif ediliyor. Hâlbuki öyle değil. Mesela dün bir arkadaşım geldi şaşırdı beni görünce. Çünkü halk gibi yaşıyorum, son derece rahat şekilde bir yere oturup çayımı yudumluyorum. Ama siyasette her şeyiniz kısıtlı.


“SİYASET ÖMÜR BOYU YAPILMAZ”
Siyasette belli bir yere gelmişseniz karşınızda son derece yapmacık insanlar, rol yapan insanlar oluyor. İstiklal Caddesi’ne çıktık birkaç sene önce. Köşeden biri çıktı, “Osman Pepe değil mi? Hoş geldiniz” dedi. Yani önemli olan gök kubbede hoş bir seda bırakmak. Eyvallah diyebiliyorsan çok önemli. Bugün geldiğim yerde halimden memnun ve mutluyum. Ama siyaseti ömür boyu yapılacak yerler olarak görmedim.

“KOLTUKLAR EMANETTİR”
Koltuklar bize milletin emanetidir. Ona helal getirmeden teslim ettiysek ne mutlu bize. Bunun kararını verecek olan da millet ve tarihtir. Geriye dönüp baktığımda daha milletvekili olmadan İzmit’te güzel işler yapan sayılı müteahhitlerden biri bendim. Pek çok sektörde iş yapma becerisini ortaya koymuş biriyim. Allah yüzümüzü kara çıkartmadı. Şimdi çocuklarımızla beraber İstanbul’da iş yapmaya devam ediyorum.
Yine inşaat sektöründe misiniz? Bir restoran açtığınızı duymuştum.
Yine inşaat sektöründeyim. Restoran henüz açmadım ama açabilirim.

“İNCİNMELER OLDU”
Ansızın gitmenizin altında bir kırgınlık var mı?
Elbette siyasette incinmeler olur, oldu. Ama ben 60 yaşını bulmuş bir adamım. Çocukça davranamam. Hayata realist bakan biriyim. Bunları eşyanın tabiatına uygun buluyorum. Hayatımda hiç okumadığım kadar tarih kitabı okuyorum. Okuduğum pek çok kaynakla siyasetin, devlet idaresinin yüzyıllardır devam eden iniş çıkış ve kavgalarını gördüm. Ama geldiğim yerde hayata daha pozitif bakıyorum. Ben optimist bir adamım. Ama Allah’a şükrediyorum ki pek çok dostum arkadaşım var.


“OMURGASIZ BİRİ DEĞİLİM”
Bakan koltuğunu devrederken dedim ki, “Koltuk sayesinde edindiğim dostlarım da oldu düşmanlarım da. Dostlarımı size bırakıyorum düşmanlarımı alıp götürüyorum” Biliyorum ki siyasette yöneticilik yapan kişi, pek çok insanın ayağına basar. Ben inanıyorum ki doğruları yapmaktan kaçınmayan bir adamdım. İçimden geldiği gibi dobra konuşan biriyim. Omurgasız, kıvrılan, her şekle kolay giren bir adam olmadım, bundan sonra da olmam. Üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi; şimdi bundan sonra büyük sanatlar var, onu becerebilmek önemli. Tahammül kar ve kucaklayıcı olmak lazım ama artık hayat çok acımasız.

TAHT VE TACIN DOSTLARI…
Bu cümlelerin ardında bazı dostlara kırgınlık seziyorum
Siyaset şöyle bir şeydir; bir an etrafınızda pek çok insan olur ama onlar sizin tahtınızın ve tacınızın dostlarıdır. Onlar elden gidince dost da ahbap da yaren de kalmaz. Dostluklar akçeyle alınıp satılıyor. Günün çıkarlarının inşa ettiği bu dostluklar kumdan yapılan kaleler gibi. Ufak bir dalga alıp götürüyor. Diğerleri asırlar geçse de gitmiyor.
En çok kime kırıldınız?
En çok yıllara kırıldım (Gülerek…)


“AKP İSTEDİĞİ GİBİ OYUNU KURUYOR”
Şuan siyaset arenasında AKP ve muhalefet partilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
AKP almış götürüyor. Yüzde 50 almış bir parti. İstediği gibi oyunu kuruyor. Kimse kendisine müdahale edecek ne güç, ne proje ne de cesaret var. Muhalefet zaten un ufak, yerle bir tuzla buz olmuş; kendi kavgalarıyla uğraşıyorlar. Bu şartlarda Türkiye siyaset yelpazesine bakınca haritanın yarısı boydan boya AKP.

AKP’yi başarılı buluyor musunuz?
AKP 14. yılını dolduruyor. Bu ciddi bir başarıdır. Bunu kimse görmezden gelemez. Bilim insanları siyasi organizasyonların, devletlerin iyi yönetilmeleri halinde yıllar hatta yüzyıllar boyu sürebileceklerini ortaya koymuştur. Bugün AKP hem yerelde hem genelde büyük bir kudret ve güç sahibidir. Bunu iyi kullanırsa bundan sonraki süreç çok önemli.


Bundan sonraki süreçten kastınız terör sorunu mu?
Evet, çünkü Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı dönemlerini yaşadığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. Doğu ve Güneydoğuda yaşananların, bunların büyükşehirlere yansıtılmasının, Türkiye’nin karşısındaki uluslararası güçlerin, piyon dediğimiz taşeron örgütlerle yapılan terör saldırılarının Türkiye’nin bekasıyla çok yakından ilgisi var. Yaşananlar sıradan bir terör olayı değil daha küresel olaylardır. Orta ve uzun vadede ülkemizi yormak, güçsüz düşürmek ve istedikleri parçayı koparmak istiyorlar. İnsanların bunun farkında olması lazım. Bu tarihi dönemeçte AKP’nin boynunda çok büyük bir mesuliyet var.

Barış sürecini doğru buluyor musunuz yoksa hata mıydı? Sizce PKK’ya fazla taviz mi verildi?
O sürecin bir takım aksama ve yanlışları elbette olmuştur. Cumhurbaşkanımız da Başbakanımızın da beyanları öyle ama yanlıştan dönmek de bir erdemdir. Türkiye hiç bu kadar zora düşmemişti. Rusya ve birçok Batılı devletler karşımızda. PKK’ya destek veriyorlar. Olay üç tane baldırı çıplaktan ibaret değil. En az 6 bin kişi var karşımızda. Üstelik sadece Türkiye’den değil civar ülkelerden ve Avrupa’dan gelen profesyonel insanlar da terörün içinde. Ülkenin başına nasıl çorap ördüklerini görmek lazım. Devleti idare edenlere dua ediyorum; Allah muvaffak etsin.

AKP ŞIMARDI MI?
1 Kasım seçimlerinden sonra AKP milletvekili İlyas Şeker ile röportaj yapmıştık. 7 Haziran’ı değerlendirirken; PKK’ya verilen taviz ve bazı AKP kadrolarının şımardığı izlenimiyle halkın kendilerini cezalandırdığı söylemişti. Parti kurucusu olarak AKP’nin şımardığını ve PKK’ya yüz verildiğini düşünüyor musunuz?
İlyas arkadaşımızın dediklerini aynen paylaşıyorum, katılıyorum. Ama parti 7 Haziran’da vatandaşın mesajını aldı, yorumladı ve değerlendirdi. Hatasız kul olmaz. Hatasız Allah’tır. Süreç hatalıydı ve dönüldü. “Yüzde ısrar etme 90 da olur. İnsan dediğin noksan da olur. Kusursuz dost arayan dosttan da olur”


Bakan olduğunuz dönemde Kocaeli’de adeta partinin patronuydunuz. Kadrolarda ciddi bir ağırlığınızın olduğunu hatırlıyorum. Peki, şu an yereldeki mevcut kadroları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Patronluk kelimesini doğru bulmuyorum. O kelime bazı insanları yakıştırmasıdır. Şu anda şirketlerimizde bile kendimi patron olarak görmüyorum. Paylaşmayı, bölüşmeyi, müzakere etmeyi, yetki paylaşmayı önemsiyorum. ‘Ben ne dersem doğrudur’ demek yanlış. Mesela çocuklarım benden daha iyi biliyorlar bazı şeyleri. Dünyayı daha iyi takip ediyorlar çünkü. Tepeden bakmam haksızlık olur. Elbette kadrolar yenileniyor. Bu işin tabiatında var. Çırak ustayı geçmiyorsa gelişme olmaz.


Yani…, nasıl değerlendiriyorsunuz Kocaeli kadrolarını?
Çırakların ustayı geçmesi lazım. Kocaeli’deki AKP’yi de böyle değerlendiriyorum.
Çok ucu açık cümleler kullanıyorsunuz. Sormak istediğim mevcut il başkanı Şemsettin Ceylan’ı eski il başkanı Mahmut Civelek’i, belediye başkanlarını beğeniyor musunuz, onlarla görüşüyor musunuz?
Hepsiyle görüşüyorum. Mahmut’la da Şemsettin’le de Fikri Beyle de. Son kongrede beraberdik zaten. Kocaeli’de 30 sene politika yapmış biriyim. Kimseyle kavgalı gürültülü değilim. Kimseye küskünlüğüm yok. Ne kendi partimle nede diğerleriyle.


“AYNI SUYLA İKİNCİ SEFER YIKANMAM”
Siyasete dönüş yapmayı düşünüyor musunuz?
Baksanıza geldim sizinle röportaj yapıyorum.
AKP’den geri dönmenizle ilgili bir teklif aldınız mı peki?
Bazı kapıları kapattım, bazı gemileri yaktım. Ben yıkandığım suda bir defa yıkanırım ikinci sefer aynı suyla yıkanmam.


“NİHAR ERGÜN CEMAATÇİ DEĞİL”
Yine ucu çok açık bir cümle kurdunuz. Peki, AKP’den dışlandığınızı düşünüyor musunuz? Çünkü Nihat Ergün de siz de AKP kadrolarında etkindiniz. Ergün’ün cemaat bağlantıları yüzünden partiden koparıldığı iddia ediliyor. Ya sizin?
Öncelikle şunu söyleyeyim; Nihat Ergün’ün cemaatçilerle alakası yoktur. Üniversiteyi bitirdikten sonra onu siyasete alan kişi benim. Beraber uzun süre siyaset yaptık. Ergün’ün geçmişte de paralele paralelliği yoktur. Ama birileri söylemediğimiz şeyleri biz söylemişiz gibi addetmiştir. Yani ben benim söylemediğim şeyleri ben söylemişim gibi kurgulamıştır. Birileri mahallenin aşağısında bir yalan uyduruyor, yukarı çıkıyor uydurduğu yalana kendi bile inanıyor.


“CEKETİM OLMADIĞI GÜNLER OLDU”
O dönem mal varlığınızda ciddi artış olduğu ve 2B arazilerinde yapılan yolsuzlukların buna neden olduğu iddia edildi. Hatta size ‘Ceketsiz Osman’ yakıştırması yaptılar, hep mal varlığı üzerinden eleştirdiler. Partiden kopmanızda gerçekten bunların etkisi oldu mu?


Ceketim olmadığı günler vardı ama onurumun olmadığı hiçbir gün yoktu. Ben Allah’a şükür zengin bir adamım. Daha vekil olmamışken Demiryolu Caddesi’nde 2 tane binası olan biriyim. Hatta 1994 yılında Büyükşehir Belediyesine aday olduğumda Kocaeli gazeteleri ‘En zengin aday’ diye manşet attılar. Sonradan görme değilim. Siyasetle zenginleşenlerden değilim. Tam tersi siyaset benden aldı ben siyasete verdim.


“BÜYÜKŞEHİR VE KARTEPE BENİM ESERİM”
Yaptıklarımızı tarihe kayıt düştük. Mesela Kartepe ve Kent Ormanı. Kartepe benden önce 25 sene sürüncemede kalmıştı. Ben olmasam o iş olmadı, o kadar net söylüyorum. Ayrıca Kocaeli’nin tamamının büyükşehir olması da benim çabalarımla oldu. Benim dışımda hiçbir arkadaşım aynı düşüncede değildi. Gebze ve Kandıra kesinlikle dışarda kalıyordu. .


İddialar yüzünden partiden dışlandığınızı kabul etmiyorsanız neden 3. Dönem için aday olmadınız?
Aday olmadım çünkü ‘yeter artık’ dedim. Bektaşi’ye baba erenlere demişler ki, “Gömleğin kirlenmiş yıka” O da demiş ki “Yine kirlenecek” “Olsun yine yıkarsın” demişler. “Ben dünyaya gömlek yıkamak için mi geldim” demiş. Ben de bu düşünceyle ‘yeter’ demim. 2 dönem RP ve FP 2 dönemde AKP olmak üzere 4 dönem hakikaten çok çalıştım. Bir süre sonra kendinizi vakıf insanı gibi hissediyorsunuz. Ne çocuğunuzun büyüdüğünü görüyorsunuz ne de ailenizi. Bir baktım hepsi koca adamlar olmuş. İnsanın bir yerde kendi kendine nokta koymasını bilmesi lazım. Mesela şirketlerde bile 20 senedir imza atmam; çocuklar atıyor. Merak eden arkadaşlar da rahat olsunlar; politika düşünmüyorum.


“AKTİF SİYASETTE DÜKKANI KAPATTIM”
Asla mı?
Hmm… Bediüzzaman Said Nursi’nin söylediği gibi “euzu billahi mine siyaset” demiyorum. Şuanda şirketteki durumum da bir siyasettir. Evimde çocuklarımla, işyerinde çalışanlarımla yaptığım da hep siyasettir. Çünkü siyaset insanın ve toplumun sevk ve idaresiyle alakalı bilimdir, sanattır. Ama aktif siyasetle alakalı dükkanı kapattım.


AKP’nin son yaptığı olağanüstü kongreyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Sesli dile getirilmese de pek çok kişi Ahmet Davutoğlu’na haksızlık yapıldığını düşünüyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
AKP’nin son kongresi güzel oldu.


Davutoğlu’na haksızlık yapıldı mı sizce?
Baya kalabalık bir kongreydi, iyi bir kabine oluştu. MKYK’yı da beğendim. Yolları açık olsun.

Gerçekten tam bir siyasetçisiniz. Yine net bir cevap alamadım. Peki, en beğendiğiniz siyasetçi kim?
Bill Clinton

Neden?
Son derece başarılı bir siyasetçiydi.

Türkiye’den yok mu?
Türkiye’de Tayyip Erdoğan’ın siyasetteki başarısını kimse yadsıyamaz. Bu realiteyi sev ya da sevme gerçek bu. Bugüne kadar sağ cenahta 1950’den sonra en başarılı kişi Erdoğan’dır. Bazıları hasetlik yapıyor, “O gitsin de Türkiye biterse bitsin” diye. Bunu söyleyenlerin insanlıktan nasibini almadığını düşünüyorum. Bir kişiyi sevmemek onu hesapsız kitapsız konuşmaya sevk etmemeli.


Erdoğan ile görüşüyor musunuz?
Sıkıntımız yok, görüşüyorum ama sık değil.


Kocaeli’de en beğendiğiniz siyasetçi kim?
Zor soru. Elbette var ama birini söylesem diğer arkadaşlar gücenecek. Benim söylemem doğru olmaz.

Peki, birazda özel konulara girersek Osman Pepe’nin bir günü nasıl geçer?
Spor yapıyorum, kitap okuyorum. Daha çok tarih kitapları okuyorum. Osmanlı, Türk ve İslam tarihine ilgi duyuyorum. Çocuklarımla beraber şirket işleriyle ilgileniyorum. 4 torunum var, onları seviyorum. Lisanımı geliştirmek için yabancı hocalarla politika konuşuyorum.

“İLK GÜNDEN DAHA ÇOK AŞIĞIM EŞİME”
Siyaseti bıraktığınıza göre eşinize daha fazla zaman ayırıyorsunuzdur. Birgül Hanım ile aranız nasıl?
Çok iyi Allah’a şükür.


Kaç yaşında evlendiniz, hala aşk var mı aranızda?
25 yaşında evlendim. Biz 40 yıldır evliyiz. İlk günden daha çok aşk var aramızda. Karımı ilk evlendiğim zaman da böyle sevseydim yaşayamazdım herhâlde.


İlk günden daha fazla aşkı neye borçlusunuz?
Birgül Hanım benim karım, çocuklarımın anası, hayat arkadaşım, yılları beraber yaşadık, aynı nefesi alıp verdik. İyi bir eş hayatı insana cennet yapar.


Severek mi görücü usulü mü evlendiniz?
(Gülerek..) Evlilik severek ama görüp de sevdim.


Kendinizde en beğenmediğiniz yönünüz nedir?
Elbette birey olarak sevmediğim taraflarım var. Mesela daha mülayim olmayı arzu ederdim. Ama Allah böyle yaratmış. Onun verdiği her şey başım gözüm üstünde. Zaten bu huyumdan şikayet de etmem.
Karadenizli birinin mülayim olması beklenemez zaten.
Ben 8 yaşında balık pazarında hamsi satarak başladım hayata. Babam ben ilkokula başlamadan ölmüştü. Yani hayata çok erken başladım.


Son olarak Kocaeli halkına ne söylemek istersiniz?
Nüfus cüzdanımda Trabzon yazıyor olabilir ama gönlümde Kocaeli yazar. Çenesuyu’nu içtik bir kere. Buradan kopmuş değilim. Herkese selamlarımı iletiyorum.

Röportaj-Yeliz KORAY

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ANKET

SONRAKİ HABER

TEM Otoyolu karpuz tarlası

TEM Otoyolu karpuz tarlası