17 Kasım 2017 Cuma

  • 3,876 TL
  • 4,571 TL
  • 160,67 TL
  • 106.239
KOCAELİ 28°

AYRI BEDENDE BULUŞAN RUH İKİZLERİ

Ayrı bedende buluşan ruh ikizleri

Bu kentte Yalçın Ergen’i tanımayan yoktur sanırım. Mimarlar Odası’nın 6 yıl başkanlığını yapan; doğrularından hiç taviz vermeyen, duruşu belli nadir insanlardan biridir. Onu hep mesleki söylemlerinden ve başarılarından; zaman zaman da siyasete davet edilmesinden tanıdık. Aynı zamanda kentimizin müzmin bekarlarından biri de olan Ergen, geçtiğimiz yıllarda bir sürpriz yaparak dünya evine girdi. Sürpriz diyorum çünkü güzel eşi Neşe Ergen’i tanıyana kadar onun bile aklından evlilik geçmiyordu.Evlendi, hatta Yaman isminde bir de çocuk sahibi oldu. Evlilik ve baba olma sorumluluğu yaramış olacak ki işinde de başarıdan başarıya koşan Ergen’in özel hayatını merak edip sizler için Kartepe’deki evine konuk olduk. Hayat arkadaşlığının yanında iş arkadaşlığı da yapan Ergen çiftinin nasıl tanıştığını, evlenmeye nasıl karar verdiklerini ve ERGSAN şirketinin başarısını konuştuk. Bu arada Neşe Hanımın hazırladığı muhteşem yemek masasından tarif almayı da ihmal etmedik…

30 Eylül 2016 Cuma 10:09 Güncel

Bu kentte Yalçın Ergen’i tanımayan yoktur sanırım.
Mimarlar Odası’nın 6 yıl başkanlığını yapan; doğrularından hiç taviz vermeyen, duruşu belli nadir insanlardan biridir.
Onu hep mesleki söylemlerinden ve başarılarından; zaman zaman da siyasete davet edilmesinden tanıdık.
Aynı zamanda kentimizin müzmin bekarlarından biri de olan Ergen, geçtiğimiz yıllarda bir sürpriz yaparak dünya evine girdi.
Sürpriz diyorum çünkü güzel eşi Neşe Ergen’i tanıyana kadar onun bile aklından evlilik geçmiyordu.
Evlendi, hatta Yaman isminde bir de çocuk sahibi oldu.
Evlilik ve baba olma sorumluluğu yaramış olacak ki işinde de başarıdan başarıya koşan Ergen’in özel hayatını merak edip sizler için Kartepe’deki evine konuk olduk.
Hayat arkadaşlığının yanında iş arkadaşlığı da yapan Ergen çiftinin nasıl tanıştığını, evlenmeye nasıl karar verdiklerini ve ERGSAN şirketinin başarısını konuştuk.
Bu arada Neşe Hanımın hazırladığı muhteşem yemek masasından tarif almayı da ihmal etmedik…

Yalçın Bey, Neşe Hanım ile nasıl tanıştınız?
Şirketimizin birçok projesi var. Bunlardan biri için şirketteki arkadaşlarım 2 yıl önce Neşe Hanımın sahibi olduğu şirketle anlaşmışlar. Yüksek makine mühendisi ve işinde de çok başarılı olan Neşe Hanım ofisime geldi ve tanıştık. İlk karşılaşmamız böyle oldu.


İlk görüşte içinizden geçen neydi?
Yalçın Bey: Çok hoş kız dedim.
Neşe Hanım: Çok derin bakıyor dedim.

Hemen başladı mı arkadaşlık?
Hayır, önceleri hep işle ilgili görüştük. Bu arada 3 yıldır aynı sitede oturuyormuşuz ama birbirimizi hiç görmemişiz. Zamanla kafa yapılarımızın çok uyduğunu, zevklerimizin ve dünya görüşümüzün aynı olduğunu fark ettik. İş dışında da görüşmeye başladık.


Evlilik düşüncesi nasıl oluştu peki?
Yalçın Bey: 27 Nisan benim doğum günüm. O gün ofiste arkadaşlar doğum günüm için eğlence düzenlemişlerdi. Her şey bitip eve geldiğimde yalnızlık hissettim. İçimden dedim ki, ‘İşim var, param var ama iki saat önce yanımda 20 kişi vardı şimdi kimse yok.’ Neşe’yi aradım. 1 saat içinde buluştuk. Doğum günümü kutladık, eğlendik.


“DAHA NE BEKLİYORSUN DEDİM”
Neşeyle çok güzel vakit geçiriyorduk. O güne kadar aklımın ucundan bile evlilik geçmezdi ama ‘evlensem güzel olur’ diye düşünmeye başladım. Anneler Günü’nde Değirmendere’ye anneme gittim. İlk ona evlenmeyi düşündüğümü söylediğimde “Neşe mi?” dedi. Çünkü daha önce ofiste Neşe ile tanışmıştı. Hissetmiş demek ki.


Ne dedi anneniz?
Sevindi, hanım bir kız dedi. Hemen Neşe’yi aradım. Çay içmeye geliyoruz dedim.
Neşe Hanım: Saat 10:30’du. Ben Yalçın’ın annesinin İzmit’e geldiğini evde sıkılıp bana çay içmeye geleceklerini sanıyordum. Meğer Yalçın’ın evlilik fikri için annesi beni daha yakından tanımak istemiş.


“EVLENELİM Mİ MÜDÜR?”
Evlilik teklifi nasıl oldu peki?
Neşe Hanım: “Evlenelim mi müdür?” dedi. (Gülüştük)

Gerçekten böyle mi oldu teklif?
Neşe Hanım: Evet aynen böyle söyledi. Ben de bu bir evlenme teklifi mi dedim. Yalçın’da bana “Bilmem, beyin fırtınası yapıyorum” dedi.
Yalçın Bey: Tekliften sonra iki gün ciddi ciddi oturup konuştuk evliliği. Flört dönemini yaşamadan pat diye evlenmenin artılarını eksilerini uzun uzun konuştuk. Bunları yaşarken Mayıs ayıydı. Haziran ayında evlenelim dedim.


Neşe Hanım bu kısa süreyi kabul ettiniz mi?
Hayır, çünkü Yalçın 1 ay içinde evlilikten bahsediyordu. Benim zaten Bursa’ya ailemin yanına gidip bir erkek arkadaşım olduğunu söylemem daha sonraki haftalarda gidip evlenme kararı verdiğimizi söylemem 1 ay zaman alacaktı. Bu nedenle 30 Ağustos’ta evlendik.


AVİZELİ MASADA TEKLİF…
Romantik bir evlenme teklifi olmadı mı yani?
Neşe Hanım: Olmaz mı? O teklif gelmezse ömür boyu başına kakacağımı biliyordu. Bir gün akşam telefonla bir yerleri aradı saat 22.00 civarlarıydı. Sapanca’ya gittik. O saatte mekanı arayıp güzel bir masa hazırlanmasını isteyince adamlarda olan imkanlarla masa hazırlamışlar. Masanın ortasında koca bir avize ve kurumuş çiçekler vardı. Adam şamdan bulamamış avizeyi masaya koymuş. Sırtımı göle vermiş otururken Yalçın o tarafa doğru bir şeyler gösterdi ben de döndüm. Tekrar masaya doğru dönünce elinde yüzük vardı.


Nasıl bir düğün yaptınız?
Yalçın Bey: Çok güzel bir düğün oldu. Mutlu günümüzde kimlerin yanımızda olmasını istiyorsak onları çağırdık. Normal bir düğünden daha uzun sürdü. Herkes çok eğlendi.

“SAKIN EVLENMEYİN DERDİM”
Evliliğe bu kadar uzak duran bir kişinin 2 yıllık değerlendirmesini sorsak?
Evlenmeden önce bana sorsalar “sakın evlenmeyin” derdim. Şimdi ise kafa dengi birini bulursanız evlenin diyorum. Hayat arkadaşlığı yapacağınız doğru kişiyi bulursanız evlenmek ve çocuk sahibi olmak çok güzel.


Peki, o gün 35 yaşında ve evlilik hayali olmayan Yalçın Ergen’i ne etkiledi? Neden Neşe Hanım’ı tercih ettiniz?
Daha öncede söylediğim gibi tüm zevklerimiz aynıydı. Dinlediğimiz müzik, sevdiğimiz sanatçılar bile. Çok keyifli zaman geçiriyorduk. Beni tamamladı diyebilirim.


Peki, size Yalçın Bey’e evet dedirten şey neydi Neşe Hanım?
Öncelikle işle ilgili karşılaştığımız için çok düzgün ticaret yapan, değerli, sözünün eri ve dürüst biri olması beni etkiledi. Daha sonra etrafı kalabalık ama içinde çok yalnız biri olduğunu keşfettim. Onu sevmeye başlayınca tanıdığımdan kat ve kat fazla iyi olduğunu gördüm. “İşte budur” dedim.
Zıt kutupların birbirini çektiği, aynı zevkleri olanların sıkıcı ilişki yaşadığı söylenir ama sizin tam tersi sanırım.
Neşe Hanım:
Biz yaşadığımız anı keyifli hale getirmesini biliyoruz. 2 yıldır evliyiz ve hiç kavga etmedik mesela.


Mutlu bir evliliğin sırrı nedir peki?
Yalçın Bey: Güven
Neşe Hanım: Fedakarlık şart. Karşınızdaki insanı mutlu ettiğiniz zaman zaman siz de mutlu oluyorsunuz. Bunun yanında küçük de olsa sürprizler jestler yapıp aşkı taze tutmak lazım.

Bunun için neler yapıyorsunuz?
Neşe Hanım: Şuanda Yalçın’ın yaklaşan doğum günü için bir sürpriz tatil hazırladım. Biz hala ayda bir ya da iki ayda bir günü birlik de olsa tatil yapıyoruz. İki gün de olsa yurtdışına çıkıyoruz. Bazı insanlar küçük çocuğum var diye eşimle gittiğim tatilleri sorumsuzluk olarak algılayabilir ama öyle değil. Önce ben mutlu olmalıyım, kafamı boşaltmalıyım ki oğlumu ve eşimi de mutlu edebileyim.
Yalçın Bey: Bir de bizim misafirimiz hiç eksik olmaz. Bahçemizde hep arkadaşlarımız vardır. Evlendik diye eve kapanmıyoruz. Neşe de ben de misafir ağırlamayı, dostlarımızla bir araya gelmeyi çok severiz.


Oğlunuz Yaman şuan kaç aylık, ismini kim koydu?
Yalçın Bey: Oğlum 8 aylık. İsmini Neşe Hanım koydu. Anlamı çok güzel; güzel dürüst temiz demek.
Yaman ile ilgili hayalleriniz neler, mesela büyüyünce ne olmasını istersiniz?
Neşe Hanım: Mutlu olmasını isterim. Gerisi hiç önemli değil.

“2 YA DA 3 ÇOCUK İSTİYORUZ”
Başka çocuk düşünüyor musunuz Neşe Hanım?
Evet, 2 ya da 3 çocuk sahibi olmak istiyoruz.


Çocuk hayatınızda neyi değiştirdi?
Neşe Hanım: Neyi değiştirmedi ki? Hayata bakış açım değişti. İnsan anne olunca koruma içgüdüsü gelişiyor. Mesela önceden hızlı araba kullanırdım şimdi arkamda bırakacağım bir çocuk olduğunu düşünerek yavaş kullanıyorum. İyi anlamda çok değişiklik oldu hayatımda.


Yalçın Bey: Hayata daha tutkuyla bağlanıyor insan. Yapacağı işlerde önce çocuğunu düşünüyor ve ona göre adım atıyorsun. Bazı insanlar çocuğu bahane ederek dışarı çıkmazlar, yemeğe gitmezler, tatile gitmezler. Neşe doğum yaptıktan 40 gün sonra Yaman’ı da alarak Bulgaristan’a gittik. Sütten kesildiği gün de iki gün baş başa tatile gittik. Neşe’nin de dediği gibi bu sorumsuzluk değil. Biz mutlu olursak oğlumuzu da mutlu edeceğimize inanıyoruz. Kendimize zaman ayırıyoruz.
Henüz erken ama ileriye dönük hayalleriniz var mı? Mesela emekli olup başka bir şehre yerleşmek gibi…
Yalçın Bey: Biz emekliliği erken yaşamak istiyoruz. Şirketi bensiz de yürüyen bir sistem haline getirince ailece görmediğimiz yerleri görmek istiyoruz. Çeşme ya da Urla gibi bir yerde yaşayabiliriz. En kötü ihtimalle bir ayağımızın İzmir’de olmasını istiyoruz.


Peki bu kadar uyumlu çiftin hiç mi anlaşamadığı bir durum yok. Birbirinizi eleştirecek olursanız en beğenmediğiniz yönleriniz nelerdir?
Neşe Hanım: Yalçın çok iyi niyetli, merhametli ve eli açık biridir. Bunlar iyi özellikler ama bazen hayır demeyi bilmez ve israf yapar. Çok tez canlıdır. Bir şey olacaksa hemen olmasını ister.
Yalçın Bey: Neşe en son söylenecek şeyi en başta söyler; sivri dillidir.


Yalçın Bey sizi hep sakin biri olarak tanıdık. Gerçekten böyle misiniz hiç sinirlenmez misiniz?
Geç sinirlenirim ama sinirlenmişsem gözüm kararır.

Sizi en çok ne sinirlendirir?
Haksızlığa hiç gelemem bir de aptal yerine konulmaya çok sinirlenirim.


Neşe Hanımın dediği gibi tez canlı mısınız?
Maalesef öyle. Bir şey olacaksa hemen olmasını isterim. Bunun yüzünden yanlış kararlar aldığım ve bedel ödediğim olmuştur. Ama yapı olarak risk almaktan korkmuyorum

“SOS TÜRKİYE MARKASI OLACAK”
Biraz da işten bahsedecek olursak…Şuanda eşinizle birlikte çalıştığınız ERGSAN’ı ne zaman kurdunuz, ne gibi işler yapıyorsunuz Yalçın Bey?
2008 yılında kurdum. Türkiye’de kendi alanında birinci sınıf 4 büyük firmayla çalışıyorum. Bunlar; Nurus, Trimline, Unigen ve Tacer. Nurus ofis mobilyalarının lider firmasıdır. Trimline ara cam ve bölme sistemlerini, Unigen zemin kaplamayı, Tacer ise Tavan yapan bir firmadır. Ayrıca Eurodecor ve www.sos.com.tr de bünyemizdeki çalışmalar dahilindedir.


Kurduğunuz ‘SOS’ oldukça güzel bir proje. Bundan bahseder misiniz?
2008 yılında Nurus’un bayiliğine başladık. 2010 yılında Gebze’ye bir mağaza daha açtık. 2012 yılında da İzmit merkezde inşaat ve mimarlık ofisi açtık. 2015 yılında da Gebze’deki mağazayı İstanbul Kartal’a taşıdık. Nurus’un Anadolu yakası bayisini aldık. Ama İstanbul’da en büyük sorunun zaman olduğunu gördük. Kartal’daki mağazada ofis mobilyalarının olduğu numune 4-5 oda tasarladık. İnsanlar hazır konsepti çok beğendi ve talep oldu. www.sos.com.tr.’yi kurarak Türkiye’de markalaşmaya gitmeye karar verdik. Sitede insanlara anahtar teslim ofis mobilyası verdiğimiz gibi tekel satış da yapıyoruz.

Türkiye’de ilk proje diyebilir miyiz?
Evet diyebiliriz çünkü emsalini görmedik. İnsanların artık başka bir yere gitmesine gerek yok. Bilgisayar ekranından hayallerindeki ofise sahip olabiliyorlar. ‘sos’u 2 ay içinde Tüm Türkiye’ye tanıtmayı hedefliyoruz.
Bir de inşaat yapıyorsunuz sanırım
Bahsettiğim işleri ERGSAN İnşaat ve ERG Proje çatısı altında yapıyoruz. İnşaat işinde Nedim Kara ile ortağız. Aynı zamanda çok sevdiğim bir dostum olan Kara ile Kullar’da 48 daireden oluşan bir site yapıyoruz.

Hedefiniz nedir?
Türkiye piyasası çok karışık. Biz ne kadar başarılı adımlar atarsak atalım bizim dışımızdaki etmenler şirketleri etkileyebiliyor. Bu da hareket kabiliyetimizi kısıtlıyor. Buna rağmen hedeflerimiz çok. Ama öncelikle ‘Sos’u tüm Türkiye’de bir marka haline getirip şubeler açılmasını istiyorum. Şuanda şirkette 25 kişi istihdam ediyor. Bu neden 100 olmasın.


“SİYASET DÜŞÜNMÜYORUM”
Bir dönem CHP içinde isminiz fazlaca konuşuldu. Şuanda siyasetten uzak olduğunuzu görüyoruz. Sizi siyaset sahnesinde göremeyecek miyiz?
Siyaset düşünmüyorum. Çok uzun zaman sonra her şey oturdu, hayalini kurduğum bir şey değildi ama evlendim, mutluyum. Yanımda ailem ve sevdiğim insanlar var. Daha çok onlarla vakit geçirmek istiyorum.
Neşe Hanım araya girip “Zaten geç bulmuşuz birbirimizi” diyerek Yalçın Bey’in siyasete girmemesinden memnun olduğunu dile getirdi ama sıkıştırmadan edemedim…


Yalçın Bey, siyasette sizin gibi genç ve çalışkan insanlara ihtiyaç var. İlerde fikriniz değişir mi?
Kimseyi eleştirmek değil amacım ama ben şimdiki siyasiler gibi düğün dernek gezip masada oturarak siyaset yapacak biri değilim. Ben proje üretmeliyim. Türkiye’de bazı şeyler değişmediği sürece siyaset düşünmüyorum.

Nedir değişmesi gereken şeyler?
Ben anne babamdan dolayı doğuştan CHP’liyim ama öyle körü körüne bağlı, her şeyini yüzde yüz savunanlardan değilim. Mesela CHP’liyim diye Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığını ya da Emine Ülker Tarhan gibi bir kadını kaybetmeyi savunacak değilim. Benim siyasi anlayışımda doğrular da yanlışlar da söylenmeli. Sırf bulunduğun parti içindesin diye onların yanlışlarını savunmak doğru değil.

Yalçın Bey Mimarlar Odası Başkanıyken Mimar Sinan Köprüsü’nün imara aykırı olduğunu söyleyip dava açtınız ve sizin sayenizde köprünün bir kısmı geçtiğimiz haftalarda yıkıldı. Bir mimar gözüyle ilimizde buna benzer sorunları sorsak?
Kocaeli, kıyı kenti olmakla övünüyor ama değil. Bu yalnızca AKP’nin ya da CHP’nin sorunu değil; yanlış anlaşılmasın. Denizin önüne 6-7 şeritli yol yapmışız. Oyla İzmit Değirmendere gibi sahil kasabası olmalı. İzmitlilere sorsan “Denizi görmeden yaşamam” der. Denizi nerde gördüklerini sormak lazım. Bu kentin insanının denizle ilişkisinin kesilmesi onlara yapılmış en büyük darbedir.


“BİLİNÇSİZ İNSANLAR KARAR VERİYOR”
Ayrıca ilimizde iç içe geçmiş bir yapılaşma var. İşyerleri pahalı, konutlar ucuz. Trafik sorunu var. Toplu taşımı önemsemeliyiz. Çevreye zarar vermeden ekonomik çözümler üretmeliyiz. Ama maalesef ‘ben yaptım oldu’ mantığıyla bilinçsiz insanlar kentin kaderine karar veriyor. Tıpkı bahsettiğiniz köprüde olduğu gibi. O zaman tarihi caminin önünün kapandığını yapılmamasını, yapıldıktan sonra da hepsinin yıkılması gerektiğini söylemiştik. Bunu söylerken kimsenin rant kaygısı yoktu ama dinlemediler. Oysa gelişmiş hangi ülkeye giderseniz gidin bir konut dahi yapılacak olsa bölge halkı referandum yapıyor.


Elinizde sihirli bir değnek olsa kentimizde neyi değiştirirsiniz?
Kocaeli üniversite kenti ama maalesef öğrencilerin kentle ilişkisi sıfır. Erk sahibi olsam sahile Reina gibi büyük clupler, Ortaköy’deki gibi balık lokantaları, öğrencilerin zaman geçireceği alanlar kurardım.
……………………………………………………………………..
Bizleri evinizde ağırladığınız için teşekkür ederiz. Neşe Hanım son olarak sizden enfes Kürdan Kebabının tarifini alabilir miyiz?
Evimize konuk olduğunuz için biz de teşekkür ederiz. Kürdan Kebabı lezzetli ve yapılışı kolay yemeklerden biridir. Öncelikle malzemeleri sıralarsak;
4-5 tane patlıcan
1 tane domates
tane yeşil biber
2 yemek kaşığı salça
Kaşar peynir ve kürdan
Köfte için (yarım kg kıyma, maydanoz, bir tutam karabiber,
bir tutam tuz ve pul biber, 3 diş sarımsak, rendelenmiş 1 adet soğan, ekmek içi)

……………………………………………………………………….
Yapılışı: Önce köfte malzemeleri karıştırılarak yoğurulur. Yuvarlak büyük köfte şeklinde şekil verilerek yarım saat buzdolabında dinlenmeye bırakılır. Patlıcanları soyup biraz tuzlu suda bekletip uzun uzun doğrayıp biraz kızartılır. Her 1 köfteye 2 parça patlıcan olacak şekilde hazırlanır. Patlıcanları artı şeklinde üst üste koyup ortasına 1 köfte koyup bohça gibi kapatıp üstüne kürdan batırılır. Kürdanın üstüne küçük parça şeklinde biber ve domates koyduktan sonra tercihe göre kaşar da koyarak salçalı su ilave edilir. Son olarak fırına koyup kızarana kadar pişirilir.
……………………………………………..

Röportaj-Yeliz KORAY

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ANKET

SONRAKİ HABER

Ceketsiz Osman diyenlere sert yanıt verdi

Ceketsiz Osman diyenlere sert yanıt verdi