21 Ekim 2017 Cumartesi

  • 3,670 TL
  • 4,327 TL
  • 151,76 TL
  • 108.489
KOCAELİ 28°

'OKULÖNCESİ EĞİTİM GÖZDEN ÇIKARILDI'

'Okulöncesi Eğitim Gözden Çıkarıldı'

Milli Eğitim Bakanlığının 2016-2017 eğitim ve öğretim yılı ile ilgili yaptığı açıklamanın ardından Eğitim İş Sendikası Kocaeli Şubesi sendika binasında gündeme dair çeşitli açıklamalarda bulundu.

10 Haziran 2017 Cumartesi 23:31 Eğitim

Eğitim İş sendikasının yaptığı açıklamada okulöncesi eğitimin gözden çıkarıldığını belirterek, OHAL’in ardından çıkarılan KHK’ler, eğitimde yaşanan sorunlara yenilerinin eklenmesine neden olduğu vurgulandı. 


İşte Eğitim İş Sendikasının yaptığı o açıklama;


2016-2017eğitim öğretim yılında, eğitim sisteminin, eğitim ve bilimemekçilerinin yıllardır birikerek artan sorunlarının daha daağırlaşmasının yanı sıra, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimininardından ilan edilen OHAL uygulamaları nedeniyle geçmiş yıllardanfarklı bir durum da söz konusudur.

Gerekülkenin içinde bulunduğu durum, gerekse bundan doğrudan etkileneneğitim sisteminin karşı karşıya olduğu çok sayıda sorununvarlığına rağmen eğitim biliminin en temel ilkelerine aykırıdüzenlemelerde ısrarını sürdüren Milli Eğitim Bakanlığı,eğitimi niteliksizliğe, düzensizliğe ve kaosa sürükleyerekçocuklarımızın geleceği ile oynamaya devam etmiştir.

Kamuhizmetlerinin piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda dönüşümününen önemli basamaklarından biri olan eğitimde yeniden yapılandırmave muhafazakarlaştırma uygulamaları, hem Hükümet hem de MEBtarafından çıkarılan yasa ve yönetmelikler, OHAL’in ardındançıkarılan KHK’ler, eğitimde yaşanan sorunlara yenilerinineklenmesine neden olmuştur. MEB tarafından son dönemde yapılanbazı değişiklikler ve uygulamalarla yüz binlerce öğrenci veveli yine mağdur edilmiştir.

Baştaöğretmen yetiştirme problemleri olmak üzere, personel istihdamsorunları, derslik açıkları, fiziki ortam yetersizlikleri,kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar, bilimsellikten,sanattan, spordan uzak programlar ve plansız uygulamalar sonucundasorunlar katlanarak artmıştır.

OkulöncesiEğitim Gözden Çıkarıldı

4+4+4uygulamasıyla zorunlu ilköğretime başlama yaşının bir yılerkene alınması, okulöncesi eğitimin zorunlu eğitimin dışınaçıkarılması çocuğun gelişim ve eğitimine ilişkin olumsuzsonuçlarını kısa sürede ortaya çıkarmıştır.

2011-2012eğitim öğretim yılında, 5 yaş grubunda okulöncesi eğitimdeokullaşma oranı % 65,69 iken, 2012-2013 eğitim öğretim yılındabu oran % 39,72’ye düşmüş, 2013-2014 eğitim öğretim yılındaise ilkokula başlama yaşının 66 aydan 69 aya çekilmesi nedeniylebir önceki yıla göre çok az bir artışla 42,54’e çıkmıştır.2014-2015 eğitim öğretim yılında 5 yaş grubu çocukların yüzde53.78’i, 2015-2016 eğitim öğretim yılında yüzde 55.48’iokul öncesi eğitim almış bu yıl ise yüzde 58.79’da kalmıştır.Okulöncesi eğitimde okullaşma oranı, 4+4+4 düzenlemesiylebirlikte gerilemiştir. 

Okulöncesi eğitimde, okul öncesi çağdaki öğrencilerin zorlailkokula kaydedilmesi nedeniyle okul ve öğrenci ve öğretmensayılarında da azalma meydana gelmiştir. 4+4+4 uygulamasındanönce 2011-2012 eğitim öğretim yılında 28.625 olan okul öncesieğitim veren okul sayısı, 2015-2016 eğitim öğretim yılında27.793’e düşmüştür. 2016-2017 eğitim öğretim yılında iseçok az bir artışla 28 bin 891 olmuştur.

OkulöncesiEğitimde Okul, Öğrenci ve Öğretmen Sayıları (Resmi+Özel)

 

EğitimYılı

Okul

Öğrenci

Toplam

ÖğrenciKız

Öğrenci

Erkek

Öğretmen

2011/2012

 28.625

 1.169.556

562.504

607.052

55.883

2012/2013

 27.197

 1.077.933

515.754

562.179

62.933

2013/2014

 26.698

 1.059.495

504.301

555.194

63.327

2014/2015

 26.972

 1.156.661

549.414

607.247

68.038

2015/2016

27.793

1.209.106

575.757

633.349

72.228

2016/2017

28.891

1.315.854

627.337

688.517

76.384

   Kaynak:Milli Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim 2016/2017

 

OkullaşmaOranı Düştü

Eğitimintemel sorunlarından biri olan okullaşma oranlarındaki yetersizlikçözülememiş bir sorun olarak ortada durmaktadır. İstatistikleregöre, ilkokul ve ortaokulda okullaşma oranlarında belirgin birdüşüş yaşanmıştır. 2013-2014 eğitim öğretim yılındaokullaşma oranı ilkokullarda yüzde 99.57 iken, bu yıl bu oranyüzde 98.13’e düşmüştür. 2013-2014 eğitim öğretim yılındayüzde 99.61 olarak gerçekleşen kız çocuklarının okullaşmaoranı ise geçtiğimiz yıl yüzde 98.90’a bu yıl ise yüzde98.19’a gerilemiştir.

 

DerslikBaşına Düşen Öğrenci Sayısı Yüksektir

 MEB’inistatistikleri, derslik başına düşen öğrenci sayısının geçenyıllara göre az da olsa düşmekle birlikte, özellikle göç alanillerde hala ortalamanın üstünde kalabalık sınıflar bulunduğunuortaya koymuştur. Resmi okullara baktığımızda, ilkokullardaderslik başına düşen öğrenci sayısı ortalama 21,ortaokullarda 25, liselerde ise 22 olarak görülse de bu oranlarabirkaç öğrencili köy okulları, göç veren birçok ilimizdeboşalan sınıflardaki az öğrenci sayıları istatistiği aşağıyaçekmekte, gerçekte birçok okulumuzda sınıf mevcutlarınınyüksek olduğu, ikili eğitime devam edildiği görülmektedir.  

 

Çocukİşçiliğin Önü Açıldı

MEBistatistikleri, son yıllarda sermayenin kalifiye ve ucuz işgücüihtiyacına bağlı olarak meslek liselerinin sayısında da artışolduğunu ortaya koymuştur. Türkiye genelindeki toplam 10 bin 596lisenin yaklaşık yarısı yani 4 bin 36’sı mesleki ve tekniklisedir.

Eğitimde4+4+4 öncesinde, 2011-2012 eğitim öğretim yılında Türkiye’desadece 45 özel meslek lisesi varken, son dört yıl içinde kamukaynaklarıyla yapılan doğrudan destek ve teşvikler sonucunda özelmeslek lisesi sayısı ise 368’e çıkmıştır.  

           Buokullarda okuyan öğrenciler daha öğrencilik yıllarındanitibaren düşük ücretle işçi olarak çalıştırılmaktadır.“Meslek Lisesi Memleket Meselesi” sloganıyla sermayenin resmikurumlarla düzenlediği kampanyalar, özel meslek lisesi açacak işadamlarına öğrenci başına 5 bin lira teşvik verilmesi bütünbunlar ucuz, nitelikli çocuk işçiler yaratmak içindir. Bu yılyapılan düzenleme ile Mesleki Eğitim Merkezleri de örgün eğitimkapsamına alınarak çocuk yaşta işçiliğin teşvikinin bir başkayolu daha bulunmuştur.

 

Eğitimsistemi sermayenin çıkarları doğrultusunda şekillendirildi

Mevcutiktidar döneminde, eğitimde piyasa merkezli işletmeci anlayışıyerleştirilmeye çalışılmış, birçoğu cemaat ve tarikatlaraait özel okullara yönelik doğrudan teşvik uygulamalarında ciddiadımlar atılarak kamusal eğitim alanı daraltılmıştır. Mevcuthükümet, kendi döneminde sayıları iki kat artan dershaneleri“paralelle mücadele” bahanesiyle özel okullara dönüşmeyezorlarken, devlet okullarına vermediği kaynağı, yandaş özelokullara peşkeş çekmiştir. Kamusal kaynaklar, eğitiminticarileştirilmesi için özel sermayeye aktarılırken kamusaleğitimin niteliği düşürülmüştür.

MEBistatistiklerine göre ülke genelinde, 62 bin 250 okul bulunuyor.4+4+4 düzenlemesi öncesi 2011-2012 eğitim öğretim yılında 4bin 664 özel okulda 535 bin 788 öğrenci eğitim görürken,geçtiğimiz yıl 9 bin 581 özel okulda, 1 milyon 174 bin 409öğrenci eğitim görmüştür. Bu yıl ise 9 bin 555 özel okulda 1milyon 204 bin 963 öğrenci eğitim görmektedir.  2016-2017eğitim öğretim yılında özel okul sayısındaki düşüşünnedeni ise 15 Temmuz darbe girişimi sonrası FETÖ ile ilişkisibulanan 1061 özel okulun MEB’e devredilmesidir.

Eğitimkademesi

Okul/  Kurum

ÖğrenciSayısı

ÖğretmenSayısı

Derslik

Toplam

Erkek

Kadın

Toplam

Toplam

ÖrgünEğitimtoplamı

62.250

17.319.433

8.960.011

8.359.422

1.005.380

682.761

ÖrgünEğitim (Resmi)

52.693

14.684.664

7.508.060

7.176.604

881.832

581.667

ÖrgünEğitim (Özel)

9.555

1.204.963

653.377

551.586

123.548

101.094

 

 

Özelokulların sayısı, 2011-2012 eğitim öğretim yılına göre deyüzde 95 oranında artmıştır. Ortaya çıkan tablo, hükümetineğitim sistemini sermaye sınıfının çıkarları doğrultusundanasıl şekillendirdiğini ve eğitim sistemindeki ayrışmayıgözler önüne sermektedir. MEB’in istatistikleri, özel okullarıdoğrudan kamu kaynaklarıyla destekleyen hükümetin eğitimikamusal bir hizmet olmaktan çıkarma amacını ortaya koymaktadır.

Mevcutiktidarın yarattığı bir başka garabet ise temel liselerdir.2015-2016 eğitim öğretim yılında binden fazla dershane TemelLiseye dönüşmüştür. Dershanelerin kapatılmasının ardındanüniversiteye hazırlık amacı ile öğrenciler Temel Liselere yoğunbir şekilde kayıt yaptırmış, üniversiteye hazırlık maliyeti12-15 bin TL’ye kadar yükselmiştir. Temel lise, dershanelerinyeni adıdır, derhal kapatılmalıdır.

 

İmamHatip Okullarındaki Artış Sürmektedir

4+4+4düzenlemesiyle, yeniden ortaokul olarak düzenlenen ikinci 4 yıllıkeğitimle mesleki yönlendirmeyi erken yaşa çekme gerekçe olaraksunulmuştu. Ancak dört yıllık uygulamadan da anlaşıldığıgibi hükümetin amacı mesleki yönlendirme değil bütün okullarıimam hatip okullarına dönüştürmektir.

İmamhatip ortaokullarının yeniden açılması ve birçok genel liseninimam hatip lisesine dönüştürülmesiyle, imam hatip okullarındainanılmaz bir artış yaşanmıştır.

Darbegirişiminin ardından cemaate ait kapatılan 1061 okulun yüzde80’i, en fazla kontenjan açığı imam hatiplerde olmasınarağmen, imam hatip okuluna dönüştürüldü. Fen,Sosyal Bilimler, Güzel sanatlar Liseleri gibi okullara ihtiyaçolmasına rağmen bu okulların imam hatipe dönüştürülmesininhiçbir pedagojik gerekçesi yoktur.

Birtaraftan yeni bina ya da mevcut okulların dönüştürülmesi yoluile imam hatipler arttırılırken bu yıl girilen kontenjanlarla Fenve Sosyal Bilimler ile Anadolu Liselerinin kontenjanlarıdüşürülmekte, Çok Programlı Anadolu Liselerindeki AnadoluLisesi sınıfları kapatılmakta ve öğrenciler adeta imamhatiplere zorlanmaktadır.

MEB’in istatistiklerinegöre Türkiye genelinde 2012-2013 eğitim öğretim yılında 1.099olan imam hatip ortaokulu sayısı geçtiğimiz yıl 1.961’e, buyıl 2.777’ye; 708 olan imam hatip lisesi sayısı ise geçtiğimizyıl 1.149’a bu yıl ise 1.408’e çıktı. İmam hatip ortaokulusayısı geçen yıla göre yüzde 41 oranında artmış ancaköğrenci sayısındaki artış yüzde 3.5 oranında kalmıştır.Yani talep olmamasına rağmen normal ortaokullar zorla imam hatiportaokullarına dönüştürülmektedir. İmam hatip ortaokullarıneredeyse fiilen zorunlu hale getirilmektedir.

İmamhatip lisesi öğrenci sayısı 634 bin 406, imam hatip ortaokuluöğrenci sayısı ise 657 bin 20 oldu. Geçenyıla göre ortaokul ve lise ile birlikte imam hatipli sayısı 1milyon 201 bin 500’den, 1 milyon 291 bin 426’ya yükseldi.Bu sayı AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 71 bin 100’idi.Böylece Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın5 yılda 1 milyon imam hatipli hedefine, sadece bir yılda ulaşıldı.

Yineimam hatip ortaokullarında görev yapan öğretmen sayısı 23 bin834’ten, 31 bin 530’a derslik sayısı ise 15 bin 792’den, 22bin 532’ye çıkmıştır. İmam hatip ortaokullarında 20öğrenciye 1 öğretmen düşmektedir. Derslik ve öğretmenihtiyacının had safhaya ulaştığı ülkemizde imam hatiplerinöğretmen kadrosu bakımından avantajlı olması dikkat çekicidir.Devlet okulları ödenek yetersizliği bahanesiyle fiziki altyapısorunları ve teknik donanım yetersizliğiyle baş başabırakılırken, imam hatip okullarının talepleri anında yerinegetirilmektedir.

 

Ortaöğretimdeöğrenciler açık liseye yönlendiriliyor

 Mevcuthükümeti tarafından 4+4+4 düzenlemesi “zorunlu eğitimin 12yıla çıkarılması” girişimi olarak sunuldu. Oysa MEB’in2016-2017 istatistikleri ortaöğretim çağındaki çocuklarınörgün eğitimden koparak açık liseye yönlendiğini ortayakoymuştur. İstatistiklere göre, mesleki açıköğretim lisesi dedahil olmak üzere açıköğretim lisesinde okuyan toplam öğrencisayısı 1.287.249’dur. Bu sayı 4+4+4 düzenlemesi öncesi2011-2012 eğitim öğretim yılında 940 bin 268’di. 4+4+4düzenlemesinin ardından açık lisede okuyan öğrenci sayısıyüzde 73 oranında artmıştır.

Açıköğretimortaokulunda kayıtlı 142 bin 557 öğrenci sayısını da dikkatealdığımızda, toplam 1 milyon 429 bin 806 öğrenci örgüneğitimden kopmuştur.

İstatistikleregöre 541 bin 408 kız öğrenci açıköğretim liselerindeokumaktadır. Kız öğrenciler 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikteörgün eğitim dışına itilmiştir. Ortaya çıkan tablo zorunlueğitimin fiilen 4 yıla indirildiğinin göstergesidir.

 

Taşımalıeğitim uygulamasındaki artış sürmektedir

6287Sayılı Yasa hazırlanırken ileri sürülen en önemligerekçelerden biri de kesintisiz 8 yıllık eğitim nedeniyle kırsalkesimde pek çok köy okulunun işlevsiz kaldığı, fizikîşartların yetersiz olduğu, yatılı bölge okullarına ya dataşımalı eğitim merkezi olan okullara öğrencilerin taşınmasıiçin tahsis edilen servislerin uzun mesafeleri kat ettiği veöğrencilerin bu yolculukta çektiği eziyetler olarak ilerisürülmüştü.

Ayrıcakırsal bölgelerdeki ailelerin küçük kızlarını bu şartlardakitaşımalı eğitime vermeleri konusunda ciddi şikâyetleri olduğunuve bu uygulamanın okullaşma ve özellikle de kız çocuklarınıneğitimi adına sorunlara kaynaklık ettiği ifade edilmişti. Oysa2016-2017 eğitim öğretim yılında taşımalı eğitim artarakdevam etmiştir.

2012-2013eğitim öğretim yılında taşınan öğrenci sayısı 801 bin708’di. 2013-2014 eğitim öğretim yılında toplam 23 bin 880okul, 10 bin 551 merkez okula taşınırken taşınan ilkokul veortaokul öğrenci sayısı 825 bin 90’a çıkmıştır. 2015-2016eğitim öğretim yılında ise 43 bin 959 okul, 11 bin 853 merkezokula taşınmaktayken, taşınan öğrenci sayısı ise 808 bin332’ydi. 2016-2017 eğitim öğretim yılında ise 43 bin 466 okul11 bin 906 merkez okula taşınmaktadır. Taşınan öğrenci sayısıise 817 bin 799’dur.

 

BütçedenYine Eğitime Pay Yok

MilliEğitim Bakanlığı bütçesi, okul, derslik, öğretmen ihtiyacıve altyapı sorunlarına rağmen 2017 yılı için 85 milyar 49milyon TL olarak belirlenmiştir. Yıllardır eğitime en çok payayırdığını iddia eden AKP Hükümeti, 2017 yılı için desadece zorunlu harcamaları karşılayan bir bütçe hazırlayarakeğitim harcamalarının yükünü yine velilerin sırtınayükleyecektir.

MEBbütçesinin büyük bölümü personel giderlerine (yüzde 79)ayrılmıştır. Mal ve hizmet alım giderlerinin payı yüzde10, cari transferler yüzde 3, diğer giderler ise yüzde8’dir.  OECD ülkelerinde milli gelirin ortalama yüzde 6’sıeğitime ayrılmaktayken, MEB’in 2017 bütçesinin milli gelireoranı sadece yüzde 3,54’tür. Öngörülen milli eğitimbütçesiyle parasız, nitelikli ve herkese eğitim anlayışınınyaşama geçirilmesi mümkün değildir.

Türkiye’dekieğitim harcamaları incelendiğinde yüzde 52,3’ünü en zenginyüzde 10’lik kesimin gerçekleştirdiği, en yoksul yüzde 10’lukkesimin yaptığı eğitim harcamasının ise yüzde 0,7’de kaldığıgörülmektedir. En zengin 2 milyon 182 bin aile eğitim için 2015yılında 8 milyar 990 milyon lira harcarken, en yoksul yüzde 10’lukdilimde yer alan 2 milyon 182 bin aile ise sadece 115 milyon liralıkeğitim harcaması yapabilmektedir. Eğitim için yapılan harcamadaiki kesim arasında 78 katlık bir uçurum oluşturmuştur.

 

EğitiminTarikat ve Cemaatlere Teslim Edilmesi Ağır Sonuçlar Doğurdu

Karaman’dayaşanan taciz olayı ve Adana’nın Aladağ ilçesindeki yurtyangını, Bakanlığa bağlı okullarda eğitim görençocuklarımızın çeşitli dernek, vakıf ve özel kuruluşlara aityurt, ev ve etüt merkezleri olarak faaliyet gösteren yerlerdekigüvenliğine dikkatlerin çekilmesi gerektiği gerçeğini günyüzüne çıkarmıştır.

Devletinöğrencilerini gözetmek konusundaki asli görevini özelkuruluşlara devretmesiyle birlikte bu alanlarda hiçbir denetiminolmaması affedilemez ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuranbir ihmalin varlığını ortaya çıkarmıştır.  

4+4+4düzenlemesinin 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibarenhayata geçirilmesiyle birlikte, okul dönüşümlerine paralelolarak, çok sayıda köy okulu kapatılmış ve taşımalı eğitimuygulamaları yaygınlaşmıştır. Eğitimlerine devam etmek içinyerleşim yerlerine en yakın ilçelere giden öğrenciler Aladağ’daolduğu gibi devlete ait yurt olmadığı için barınma sorunu ilekarşı karşıya bırakılmış, cemaat

vetarikatların yurtlarına yönlendirilmiştir. Ortaöğretimde kızçocuklarının yüzde 0.9’u, yüksek öğretimde ise yüzde 14’üdevlet yurtlarından faydalanabilmektedir.

Tümyaşanan olumsuzluklara rağmen, 06/05/2017 tarihli Resmi Gazete’deyayımlanan Özel Öğrenci Barınma Hizmetleri Yönetmeliği ile degerçek ve tüzel kişilere ortaokul düzeyinde yurt açma izniverilmiştir. Bu durum telafisi mümkün olmayan zararlardoğuracaktır. Ortaokul düzeyinde açılacak yurtlar mutlaka MilliEğitim Bakanlığı tarafından işletilmelidir.

Özellikleİlköğretim ve lise çağındaki çocuklarımız devletin bizzathizmet verdiği yurtlarda barınma ihtiyacını karşılamalı,hiçbir suretle özel teşebbüs, dernek, vakfın faaliyetine izinverilmemelidir.

  

Özelöğrenci yurtları ve kapasiteleri

 

 

ÖğretimDüzeyi

 

DevletYurtları

ÖzelÖğrenci Yurtları

 

Yurtlar

Yurtsayısı

 

TemelEğitim

325

DernekYurtları 2480

VakıfYurtları 173

ŞahısYurtları 604

DiğerTüzel Kişi Yurtları 669

 

Ortaöğretim

2543

 

 

Yükseköğretim

 

704

 

 

Kapasite

1.084.388

377.410

 

Toplam

3572

3929

 

 

TablodaÖzel Öğrenci Yurtlarının Devlet yurtlarından 357 adet fazlaolduğu, kapasitesinin ise devlet yurtlarının yüzde 34’ü kadarolduğu görülmektedir.[1] Karaman’da,Aladağ’da yaşanan sorunların temel nedeni Devletin öğrencilerinbarınma ihtiyaçlarını karşılamamasıdır.

 

MüfredatDeğişiklikleri ile Bilimsel, Ulusal ve Laik Eğitim TasfiyeEdiliyor

MEBtarafından, ilkokul, ortaokul ve lisede okutulan 53 farklı dersinmüfredat program taslağı hazırlanmış ve 2017-2018 eğitimöğretim yılından itibaren bütün okullarda uygulanacağıaçıklanmıştır. 

Programincelendiğinde, Atatürkçülük kavramının sosyal bilgilerdersinin müfredatından çıkarıldığını, Atatürk’ünişlenişinin kapsamının daraltıldığını, 2. Dünya Savaşıkonusunda İsmet İnönü başlığının kaldırıldığını, 15Temmuz darbe girişinin felsefe dersi kapsamına alındığını,evrim kuramının ve üreme konusunun çıkarıldığınıgörmekteyiz.

Dahaönce yandaş sendikanın ifade ettiği biçimde öğretim programıAtatürkçü düşünceden soyutlanmaya çalışılmışçocuklarımızı Atatürk ve onun devrimlerinden arındırmakisteyen bir anlayış programa yerleştirilmiştir.

TürkMilli Eğitim Sisteminin temelinde Atatürk İlke ve Devrimleribulunmaktadır ve eğitim müfredatı, Atatürksüz, Cumhuriyetsiz vedevrimsiz olamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük ÖnderMustafa Kemal Atatürk’e ve ulusun diğer manevi değerlerine bağlınesil yetiştirme amacına uygun ders kitapları hazırlanması baştaAnayasaya ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre zorunluluk teşkiletmektedir.

Dayatmacı,tektipçi, baskıcı, evrensel değerlere yabancı, insanlığınbilgi birikimine uzak yaklaşım terk edilmeli, Türkiye’nintarihiyle, hedeflediği çağdaş kültürel anlayış ile barışıkve Cumhuriyet devrimlerinin kazanımlarını koruyacak bir öğretimprogramı hazırlanmalıdır.

Unutulmasınki Cumhuriyet’in öğretmeni, iktidarın Atatürk’ü, bilimsel,laik, ulusal ve demokratik eğitimi tasfiye etme girişimlerine karşıEğitim-İş üyesi öğretmenler; Atatürk’ü, Atatürk ilke vedevrimlerini anlatmaya devam edecektir.

 

ÖğretmenAçığı Arttı, Sözleşmeli Öğretmenlik ve Kadrolaşmanın ÖnüAçıldı

2016-2017eğitim öğretim yılında, 45 bin 678 öğretmen meslektençıkarıldı. 15 Temmuz öncesinde 120 bin civarında olan MEB’dekiöğretmen açığı, 15 Temmuz darbesinden sonra ilan edilen OHAL veKHK’lerle açığa almalar ve ihraçlar sonucunda iki katınaçıkmıştır. Okulların açılmasıyla yaklaşık 1 milyon 511 bin200 öğrenci öğretmensiz kalmıştır. Bakanlık öğretmen açığısorununun önemli bir bölümünü norm fazlası öğretmenlerleçözüleceğini belirtse de, norm fazlası öğretmenlerin büyükçoğunluğunun büyükşehirlerde çalışması nedeniyle bu yöntemhiçbir şekilde çözüm olamamıştır.

Butabloya rağmen Milli Eğitim Bakanlığı, kadrolu öğretmenatamasından vazgeçmiş “doğrudan torpil” anlamına gelenmülakata dayalı sözleşmeli öğretmen sistemini getirmiştir.Atamaların sözlü sınav ile yapılması ise milli eğitimsistemimiz için utanç verici bir uygulama olmuştur. Sözlüsınavda öğretmenlere yöneltilen “15 Temmuz süreci senin içinne anlam ifade ediyor?”, “Reis denince aklına kim geliyor?”,“Oruç tutuyor musun?”, “Yılbaşı kutluyor musun?”şeklindeki sorular mülakatta aranan temel ölçütün yandaşlıkolduğunu ortaya koymuştur.

 

PİSASonuçları Eğitimdeki Başarısızlığın Göstergesi Oldu

PISA’nın2015 sınavında Türkiye, 12 yıl önce aldığı puanların daaltına düşmüş,  sıralamada, 70 ülke içinde fende52'inci, matematikte 49'uncu, okumada 50’inci sırada yer almıştır.

Kamuoyuncailk kez eğitim sistemimizin yeni ve farklı bir değerlendirmesonucu görülmüşçesine “Eğitimde Sınıfta Kaldık”“Eğitimde Kötü Tablo” “OECD’ de gerilerdeyiz” vb.başlıklarla eğitim sisteminin başarısızlığına vurguyapılmıştır.

Oysaki eğitim uzun erimli bir süreçtir. Eğitimin çıktıları enerken 15 yılda alınabilmektedir. Yani bugünün yetişenlerinin 15yıl sonra üretimi gerçekleştirecek bir nesil olmasıbeklenmektedir. Bugün gelinen noktanın bir tesadüfi sonuçolmadığı da beklenen bir gerçektir. Eğitimin çıktılarınınçeşitli nedenleri vardır: eğitimin fiziki alt yapısı,tekli-ikili eğitim, öğretmen dağılımı, öğretmen yeterliliğivb. Eğitim bilimcilerce yetişmenin ve nitelikli eğitimin temelnedeninin öğretmen yetiştirme ve öğretmen eğitimi olduğuüzerinde uzlaşılan bir konudur.

Eğitiminniteliğinde ki bir kırılma anı da 4+4+4 düzenlemesidir.1997-1998 yılında başlayan sekiz yıllık eğitimin sonuçlarınıngerek ortaöğretimde gerekse mesleki teknik eğitimde ve kızlarınokullaşma oranlarında ciddi artışlar yaşanmışken sistemindeğişmesi adeta bir domino etkisiyle sistemi tepeden tırnağaetkilemiştir. Hazırlığı, pilot uygulamaları ve alt yapısıhazırlanmadan hızla yapılan ve uygulamaya konulan bu sistemin acısonuçları ilerleyen yıllarda daha çok görülecektir. PİSA’nınbir sonucu eğitime politik bakış açısıdır.

Eğitimekaynak ayırmak, fiziki alt yapıyı güçlendirmek elbettezorunluluktur. Ancak nitelikli bir eğitimi sunabilmek salt eğitmekaynak ayırmakla doğru orantılı değildir. Eğitime çok paraayırmak eğitimde başarıya götürür mantığı doğru olsa idiSuudi Arabistan, Katar, Kuveyt, BAE vb gibi ülkelerin eğitimlerininüst sıralarda olması gerekirdi. Önemli olan ne için ne miktardakaynağı hangi amaç için ayıracağı ve harcanacağıdır.

Türkiye2015 yılı itibariyle 78 741 053 kişilik bir nüfusubarındırmaktadır. 21. Yüzyılın başında 2000 yılında nüfusunortanca yaşı 24,8 iken, günümüzde ortanca yaş 31’dir. 16yıllık zaman diliminde nüfusun ortanca yaşı 6,2 yıl artmıştır.

TÜİKnüfus projeksiyonlarına göre cumhuriyetimizin 100. Yılı olan2023 yılında 83 894 000 yurttaşımızın yaşayacağı ve ortancanüfusun 34 olacağı varsayılmaktadır. 2015 yılı verilerine göresadece 0-14 yaş grubunda 18 886 620 çocuğumuzun bulunduğudüşünüldüğünde insan gücünün eğitiminin önemi net birşekilde anlaşılacaktır. 

Buifadeyi 2002 yılında 15 yaşında PİSA sınavlarına girenöğrencilerin 14 yıl sonra bugün 29 yaşında olduğu gerçeğiortanca yaş ve altındaki nüfusun nitelikli bir şekildeeğitilmediğini ve işgücü piyasalarında yer aldığıdüşünüldüğünde ekonomimizin geleceği konusunda da iyimserolmamak gerekir.

Eğitimintüm bileşenlerinin, krizde olan eğitim sistemini büyük birtoplumsal uzlaşı ile yeniden ele alıp, akıl ve bilim temelli birreformun gerçekleştirilmesi yaşamsal önem taşımaktadır. Buyapı ile devam edildiği sürece gelecek kuşakların daha daniteliksiz daha da vasıfsız olacağı aşikârdır.

TEOG’ta15 Bin Öğrencinin Tam Puan Alması Soru İşaretleri Yarattı

2.Dönem Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş sistemi (TEOG) merkeziortak sınavlarına 1 milyon 185 bin 328 öğrencimiz katılmıştır.Sendikamızın araştırmalarına göre; 2.Dönem TEOG’tayaklaşık 15 binin üzerinde öğrenci 120 sorunun tamamını doğruyapmıştır. 

1.DönemTEOG sınavlarında ortalama başarının düşük olması nedeniyle2.Dönem TEOG sorularının bilinçli olarak kolay hazırlandığıbilinmektedir. Ancak bugüne kadar yapılan TEOG sınavlarında 2 binile 4 bin arasında öğrencimizin 120 sorunun tamamını doğruyapabildiği bilinen bir gerçekken son sınavda 15 bin öğrencininsoruların tamamını doğru yapması sınavın tutarlılığınışüpheli hale getirmiştir.

Öncekisüreçlerde Milli Eğitim Bakanının PISA sonuçlarına görebaşarılı olduğumuzu ima etmesi hâlâ hafızalardadır. Ayrıca2012 PISA sınavlarının sonuçları ile ilgili değişikliğegidilmesi hususunda bir Müsteşar Yardımcısı tarafından ÖlçmeDeğerlendirme Dairesi’ne baskı yapıldığı bilinen birgerçektir. İltimasla başarının rakamsal olarak artırılmasıistenmektedir. Ülkeyi 15 yıldır yöneten iktidar “EğitiminNiteliğini” reel olarak yükseltmek yerine günü kurtaracakpolitikalarla yön bulmaya çalışmaktadır.

Eğitim-İşolarak, yıllarca cemaatin dershanelerinde/yurtlarında/evlerindekalan öğrencilere sınav sorularının verildiğini haykırıpdurduk; gelgelelim bu çığlığımız ancak AKP ile cemaatinaraları açılınca yankı buldu.

MilliEğitim Bakanlığı, TEOG’la ilgili yaşanan tüm sorunlarlailgili, öğretmen ve öğrencilerimizin haklarının korunması,bulanıklığın ortadan kalkması, vicdanların rahatlaması amacıile ivedilikle kamuoyuna bilgi vermelidir.

Eğitimpolitikaları, bilimsel temelde yeniden ele alınmalı sınava,yarışmaya dayalı eğitim sisteminden vazgeçilmelidir.

 

SONUÇ

           

           Her geçen güniçten içe çürüyerek bir enkaz haline getirilmiş eğitimsistemimizin yıllar içinde birikerek artan yapısal sorunları,geçici, günübirlik politikalarla geçiştirilmiş ya da çözümsüzbırakılmıştır. Bir yandan temel bir insan hakkı ve bir kamuhizmeti olan eğitim piyasaya açılırken, öte yandan da ulusalbelleği silinmiş, sorgulamayan, itaatkar, kendi adına kararverenlerin kararlarına biat eden bir nesil yetiştirilmeyeçalışılmaktadır.

Çocuklarımızınöğrenmeye değil, sınavlara koşullandırıldığı, öğretmenlerindüşük ücretle, esnek ve güvencesiz çalışmaya zorlandığı,siyasal kadrolaşmanın sınır tanımadığı, okullardan bilim vesanatın kapı dışarı edildiği, dini referans alan uygulamalarınarttığı bir eğitim sistemiyle sağlıklı bireylerinyetiştirilmesi mümkün değildir.

Eğitim-İşolarak, çocuk ve gençlerimizin, geleceğimizin siyasi iktidarınyarattığı enkazın altında yok olmaması için acil adımlaratılması zorunluluğunu bir kez daha belirtiyor, parasız,bilimsel, demokratik ve laik eğitimin tüm yurttaşlar için ayrımgözetmeksizin hayata geçirilmesini istiyoruz.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ANKET

SONRAKİ HABER

81 ilde eş zamanlı dev operasyon

81 ilde eş zamanlı dev operasyon