19 Kasım 2017 Pazar

  • 3,875 TL
  • 4,571 TL
  • 161,11 TL
  • 106.239
KOCAELİ 28°

MAHREM İMAMLARLA TSK SIZDILAR

MAHREM İMAMLARLA TSK SIZDILAR

İLK İHRAÇ 1986 YILITSK DİN DÜŞMANI GÖSTERDİLERSORUÇTURMALAR ÖRT BAS EDİLDİ

01 Temmuz 2017 Cumartesi 23:45 Asayiş

Fethullahçı Terör Örgütünün Türk Silahlı Kuvvetlerinde nasıl örgütlendiğini deşifre etmeye devam ediyoruz. Örgütün Türk Silahlı Kuvvetlerine mahrem imamlarla nasıl sızdığını, örgütün TSK’dan ayıklanma sürecinde yaşananlar, hangi yıllarda kaç örgüt mensubunun TSK’dan ihraç edildiğini okuyacağınız bu bölümde 2003 yılları sonrasında örgütün hiçbir  mensubunun TSK’dan temizlenmediğine şahitlik yapacaksınız. 

 

İLK İHRAÇ YILLARI 

 

Kamuoyunun bildiği şekliyle, FETÖ’ye mensup ilk toplu ihraçlar 1986 yılında Askeri Okullarda gerçekleşmiştir. Maltepe Askeri Lisesi’nde yapılan soruşturmalarda, yaklaşık 450 kişilik bir devrede 250 öğrenci ‘itirafçı’ olmuş, “FETÖ’ye ait evlere gittiklerini, bu evlerde Askeri Lise soruları verilerek Örgütsel amaçlı bu okullara sokulduklarını söylemiş, Abilerle görüştüklerini itiraf etmişlerdir.” İtirafçı olmayan 20-30 arasında FETÖ mensubu öğrencinin okulla ilişiği kesilirken, bunun yanında itirafçı olmadığı halde atılmamış öğrencilerin de olduğu bilinmektedir. Bu durum diğer Askeri Okullarda da benzerlik göstermiştir. 1985 yılından FETÖ’cü darbenin olduğu 2016 yılına kadar, otuz yıllık sürede toplam FETÖ’ye mensup oldukları iddiasıyla 400 personelin TSK ile ilişiği kesilmiştir.

Bunların yıllara göre dağılımı şöyledir:

1987 yılında 7 subay 17 astsubay,

1988 ‘de 7 astsubay,

1989’da 40 astsubay,

1990’da 2 subay 43 astsubay,

1991’de 1 subay, 21 astsubay,

1992’de 2 astsubay,

1994’de 2 subay,

1995’de 2 subay 1 astsubay,

1996’da 11 subay 10 astsubay,

1997’de 59 subay 73 astsubay,

1998’de 42 subay 31 astsubay,

1999’da 7 subay, 8 astsubay,

2000’de 5 subay, 6 astsubay,

2001’de 1 subay,

2003’de 2 astsubayın ordu ile ilişiği kesilmiştir.

TSK, 2003 yılından sonra FETÖ olduğunu bildiği hiç kimsenin ilişiğini kesmemiştir. Oysa bu süreçte dini inançlarından ötürü atılanların sayısı birkaç bin rakamına ulaşmıştır.

 

TSK YAYILMA SÜRECİ

 

2000-2008 TSK İçerisinde Yerleşme ve Yayılma Dönemi:

70’li yıllardan itibaren TSK’ya sızmayı başaran FETÖ mensupları, 90’lı yılların sonundan itibaren personel temin, atama ve sicil birimleri, istihbarat ve istihbarata karşı koyma birimleri, başta Harp Akademileri olmak üzere eğitim kurumlarının ölçme değerlendirme birimleri ve diğer askeri okul, eğitim ve kurs birimlerine yuvalanmıştır.

 

A. Örgüt üyesi personel;

        a)Genç rütbede kritik görevlere atayarak,

        b)Kuvvet nam ve hesabına yurtiçi/yurtdışında yüksek lisans / doktora eğitimi yaptırarak,

        c)Yabancı dil, OBİ gibi kurslara göndererek,

        d)Yurtdışı sürekli/geçici görevlere seçerek,

        e)Kuvvet harp akademilerine girmesini sağlayarak,

                        f)Örgüt mensupları yüksek sicil ve takdir verilerek parlatılmış, bu uygulama yıllarca sistematik olarak yürütülmüş, sonuçta örgüt mensuplarının örgüt üyesi olmayan personelin önünde yer alması sağlanmıştır.

Özellikle personel sisteminin ele geçirilmesiyle, örgüt menfaatine olacak şekilde atama, temin, yüksek lisans ve doktora ile yurt dışına öğrenim maksatlı personel gönderilmesi hususlarında gerekli yönlendirmeler yapılmıştır.

 

B. Atamaya ilişkin faaliyetler:

Darbeye iştirak eden örgüt elemanlarının mesleki safahatları incelendiğinde, atama dairelerine yaklaşık 20 yıl önce yerleşmeye başladıkları tespit edilmiştir. Başlangıçta bir iki eleman yerleştirmek suretiyle yapılan sızma, yıllar boyunca artarak devam etmiş, örgüt elemanlarının gücü, etkisi ve sayısı her geçen yıl artmıştır. Nihai olarak Gnkur. ve Kuvvet Personel Başkanlıklarının neredeyse tamamının FETÖ mensubu kişilerden oluştuğu anlaşılmıştır. 2011-2015 yıllarındaki YAŞ’larda terfi edip Genelkurmay ve Kuvvet K.lıklarının Personel ve istihbarat Başkanlıklarında görev yapan general ve amiral miktarları aşağıda sunulmuştur. FETÖ, general seviyesinde istediklerini yaptıracak güce ve kuvvete ulaştıklarında TSK’nın tamamını ele geçirecek, kadrolaşacak hamleler yapmış, bu sürede elde ettikleri Devletin ve TSK’nın en gizli bilgilerini, sırlarını ele geçirmiş, bu bilgilerle hükümeti korkutmak istemiş, gerektiğinde bu bilgileri başta ABD olmak üzere yabancı ülke İstihbarat Teşkilatlarına servis etmiştir. FETÖ, “Mahrem Hizmetler – TSK” olarak yurtdışında da kadrolaşmıştır. Fetullah Gülen’in ABD’de olması münasebetiyle Türkiye’dekine benzer “Mahrem Hizmetler – TSK” kadrolaşması sağlanmıştır.

 

DİNDAR SUBAYLARA BASKI VAR ALGISI YAPTILAR

 

2008-2014 TSK’yı Tamamen Ele Geçirme ve Örgütten Olmayanların Tasfiye Edilmesi:

TSK içerisindeki FETÖ mensuplarına atfedilecek bir davranış ölçütü yoktur. Bu kişiler her türlü yalanı söyleyebilir, olduğundan farklı görünebilir, dini emir ve yasaklarla kendini bağlamaz, hiçbir ahlaki kuralı kabul etmeyebilir, İslam dininde haram sayılan içki, kumar, fuhuş gibi günahları işleyebilir. Soruşturmaya uğramamak veya herhangi bir zarar görmemek için adına tedbir dedikleri bu davranışları rahatlıkla sergileyebilir.

FETÖ mensupları bu şekilde kendilerini gizlerken diğer taraftan da TSK içerisinde irtica ile mücadele faaliyetlerini baltalamak için halkın dini duygularını sürekli istismar etmişlerdir. Özellikle kamuoyunda 28 Şubat süreci olarak da dönemde TSK içerisinde üst düzey yetkililer tarafından verilen bazı demeçler, yüzde 98’i Müslüman olan milletimizin kendi bağrından yetiştirdiği TSK’nın büyük çoğunluğunun din düşmanıymış gibi gösterilmesine neden olmuştur. TSK’nın yapısı nedeniyle esasen kişisel görüş olarak kabul edilmesi gereken bu demeçler çoğu kez TSK’nın tamamına mal edilerek kurumsal görüş olarak sunulmuştur.

Bu konudaki en bariz örneklerden biri 1999 yılında GATA’da görevli diş tabibi bir general, yaptığı bir öğretim yılı açılışında kendisini bu konuda demeç verme ihtiyacında hissedebilmiş ve yaptığı konuşma günlerce ülke gündemini işgal etmiştir. Bu tür demeçlerin yanı sıra sadece bazı sosyal tesislerde meydana gelen türbanlı bir vatandaşımıza nizamiyede müsaade edilmemesi gibi benzeri münferit hadiseler, örgüte müzahir medya organlarınca sürekli gündeme getirilmiştir. Yüzlerce yıllık bir gelenekten gelen halkımızın nazarında “Peygamber Ocağı” olarak itibar kazanmış Türk Ordusu, adeta din düşmanıymış gibi algılanmıştır. FETÖ mensupları, kendileri hakkında yürütülen soruşturmaları önlemek maksadıyla bu durumdan azami istifade etmiş ve kamuoyunda “TSK’da dindar subaylara baskı yapılıyor” olgusu yaratılmıştır.

Örgüt yıllar boyunca başta başörtüsü olmak üzere her konuda Türk insanının muhafazakâr bakış açısını istismar etmiştir. Neticesinde, TSK tarafından bu çok tehlikeli ve gizli örgüte karşı yürütülen mücadele, hem toplumumuz hem de diğer Devlet kurumları nezdinde yeterince destek bulamamıştır.Bu şeklide her geçen gün TSK içinde serpilen ve güçlenen örgüt, artık kendinden olmayanlara tahammül edemez hale gelmiş ve 2007 yılından itibaren, öncelikle TSK’nın komuta kademesini, müteakiben tamamını ele geçirmek maksadıyla tasfiyeye başlamıştır.TSK içerisindeki her faaliyeti, örgütten aldığı talimatlar doğrultusunda, kendi lehine yönlendirebilecek güce erişen FETÖ, son aşama olarak komuta kademesini de kendi istekleri doğrultusunda şekillendirebilmek maksadıyla 2007 yılından itibaren harekete geçmiş ve kendisine mensup olmayan ve kendileri için engel gördükleri herkesi sistematik şekilde tasfiye etmeye başlamıştır.

 

İHBARLARA İŞLEM YAPILMADI 

 

 

Ocak 2014-Temmuz 2016 TSK İçerisindeki Mevcudiyetini Muhafaza ve Darbe Hazırlıkları:

FETÖ Aralık 2013 tarihinden sonra da TSK’yı tamamen ele geçirme faaliyetlerini örtülü olarak sürdürmeye devam etmiştir. Aralık 2013 tarihinden itibaren örgütün gizli emellerinin anlaşılması ve birçok kamu kurumunda FETÖ mensuplarına yönelik soruşturmalar başlatılmasına rağmen TSK içerisinde örgüt mensuplarının ortaya çıkarılarak tasfiye edilmesi süreci başlatılamamıştır.

Örgüt kendi bünyesindeki gerek kritik görev yerlerinde bulunan elemanları. gerekse askeri ve sivil yargı, emniyet ve istihbarat birimlerindeki hâkimiyeti sayesinde bu süreci akamete uğratmıştır. FETÖ mensubu olduğuna dair hakkında bilgi elde edilen personeli korumak ve kollamak maksadıyla “Bilgi, belge yok.” veya “Tetkik ediyoruz, gereğini yapıyoruz.” gibi ifadelerle hiçbir şey yapılmamış aksine bu personelin FETÖ mensubiyeti örtbas edilmeye çalışılmıştır. Somut bilgiler içeren ihbar ve şikâyetlere dahi gereken işlem yapılmamıştır.

Düzmece adli soruşturmalar neticesinde FETÖ mensubu personel hakkında “Soruşturmaya gerek yok” kararları çıkarılarak bu personelin dolayısıyla da örgütün yoluna devam etmesi sağlanmıştır.

Bunun dışında, deşifre olan yüksek rütbedeki mensuplarının bazılarını emekli etmesine rağmen birçoğunu pasif görevlere atayarak veya yurtdışı görevlere göndererek TSK bünyesinde tutabilmeyi başarmıştır. Bunların yerine gizli kalmış mensuplarını süratle komuta kademesi içerisine yerleştirme gayretlerinde bulunmuştur.

Örgüt, kritik kadrodaki personeli vasıtasıyla, TSK içerisindeki mevcudiyetini muhafaza edebilmek adına özellikle Disiplin Kanunu ile yeni sicil terfi sisteminde örgüt lehine kullanabileceği düzenlemeler yapabilmiştir.

TSK’nın müesses disiplin anlayışının idamesi için disiplinsizliği alışkanlık haline getiren personelin sistemden çıkarılması hayati önemi haizdir. Bu maksatla Personel yönetim sisteminde çeşitli yöntemler (yetersizlik nedeniyle ayırma, hükümlülük nedeniyle ayırma, disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma vb.) öngörülmüştür.

6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu ile yeniden düzenlenen disiplinsizlik ve ahlakî durum nedeniyle TSK’dan ayırma sürecinde disiplin puanına bağlı ayırmaya ilişkin yeni bir usul yaratılmıştır. İlk bakışta disiplinsiz personelin ayırılması için sistematik bir yol gibi görünen bu sistem FETÖ mensubu kötü niyetli amirler tarafından, kısa sürede personel hakkında arka arkaya cezalar verilmek suretiyle personelin TSK’dan ayırılması veya bu husus dile getirilerek personel üzerinde baskı oluşturulması için bir yöntem olarak kullanılmıştır.

Gerekli disiplin ceza puanını dolduran personel hakkında Yüksek Disiplin Kurullarının da bir tasarrufu bulunmamaktadır. Bu durumda en az iki disiplin amirinin kararıyla personel hakkında TSK’dan ayırma cezası verilmektedir. Bu durum özellikle meslek hayatının başındaki genç personel üzerinde bazı amirlerin mutlak bir tahakküm oluşturmalarına yol açmıştır. Öyle ki, normal olarak bir subaydan beklenmesi gereken; inisiyatif kullanma, komutan kararını verinceye kadar fikrini ifade etme, kanunsuz emir karşısında bu emrin mevzuata aykırı olduğunun emri verene bildirilmesi gibi davranışlar, “ceza alırım”, “amirim bana takar ve beni atarlar”, “kimi kime şikayet edeceğim”,gibi endişeler ile bir çok personel tarafından sergilenememiştir. Bu hususun özellikle hain darbe girişimi esnasında amirlerce verilen kanunsuz emirlere sorgusuz sualsiz riayet eden personelin davranışlarını açıklayabilecek bir etmen olabileceği değerlendirilmektedir.

 

 

 

 

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ANKET

SONRAKİ HABER

AKP'li Başkan Yardımcısı'na PKK'dan suikast

AKP'li Başkan Yardımcısı'na PKK'dan suikast