23 Eylül 2017 Cumartesi

  • 3,495 TL
  • 4,178 TL
  • 146,14 TL
  • 104.123
KOCAELİ 28°

BİR KARA LEKE SİVAS KATLİAMI’NIN 24. YILI…

Bir Kara Leke  Sivas Katliamı’nın 24. Yılı…

Takvimler 2 Temmuz 1993’ü gösterdiğinde tarihi katliam, suikast ve faili meçhul cinayetlerle dolu ülkemizde hafızalara kazınan bir utanç yaşandı. Siyasi olarak hareketli günler geçiren Türkiye’de 17 Nisan 1993’te Cumhurbaşkanı Turgut Özal ölmüş, yerine 16 Mayıs’ta Süleyman Demirel seçilmişti. Hükümette, Tansu Çiller Başbakanlığında DYP ve SHP koalisyonu vardı. Bu siyasi gelişmeler sürerken Aziz Nesin, Selman Rüşdi’nin ‘Şeytan Ayetleri’ kitabının çevirisini Aydınlık Gazetesi’nde yazarak radikal İslamcıların tepkisini çekmeye başlamıştı. Yurt çapında sarıklı cübbeli kişiler tarafından protestoların yapıldığı günlerde Sivas Valisi Ahmet Karabilgin, Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Aziz Nesin ile birlikte çok sayıda gazeteci, aydın ve tiyatrocuyu davet etti. Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle gerçekleşen şenliklerin baş konuğu Nesin’in kitabını imzaladığı saatler, akşama doğru yaşanacak katliamın habercisi gibiydi…

02 Temmuz 2017 Pazar 11:17 Asayiş
CUMA NAMAZINDAN ÇIKANLAR YÜRÜYÜŞE BAŞLADI
Hakikat isimli yerel gazetenin ‘Müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlar’ başlığının halkı kışkırttığı o gün, Nesin’in kitabını imzalarken röportaj yaptığı bir muhabir ve vatandaşla yaşadığı polemik, olayları tırmandırdı.  Aziz Nesin, içerde “Ben Müslümanlardan rahatsız değilim, lütfen onlar da benden olmasın” derken, dışarıda ‘Müslüman Kamuoyuna’ başlığıyla ‘Gün hesap sorma günü’ yazılı bildiri dağıtılıyordu. İmza günü ve söyleşiye gölge düşmüştü. Polisler, Aziz Nesin’i apar topar Madımak Oteli’ne götürürken, ‘Can Şenliği’nin çağrısını yapan gençler davul çalıyordu. Cuma namazına girmeye hazırlanan cemaat davul ve şenlikten rahatsız olduğu için polisler aracılığıyla şenliğe katılanları uyardı. Cuma namazının bittiği saatler ise katliamın başlangıcı olarak kendini göstermeye başladı. 
Yaklaşık bin kişi önce Vali Konağına, ardından da şenliklerin yapıldığı kültür merkezine hareket etmeye başladı. 

SARIKLILAR BENZİN BİDONUYLA GELDİ
‘Sivas Aziz Nesin’e mezar olacak ve Sivas’tan defolun’ sloganları atan grup, her geçen dakika daha da kalabalıklaşmaya başladı. Arif Sağ’ın konser verdiği kültür merkezindeki bin 500 kişi taşlı-sopalı gericilere karşı kültür merkezinin kapılarını kapatıp polisten yardım bekledi. İçişleri Bakanının valiyi aramasıyla yaklaşık 30 askerin kültür merkezine geldiği saatlerde ‘Ozanlar Anıtı’ çoktan yerle bir edilmişti…
Askerlerin kültür merkezine barikat kurmasıyla gericilerin yeni hedefi şenliğe katılanların konakladığı Madımak Oteli oldu. 5 bin kişinin önünde halkı kışkırtan sarıklı cübbeli kişilerin ellerindeki benzin bidonu, aslında yapacakları katliamı çok önceden planladıklarını gösteriyordu. Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamı için artık fitil ateşlenmişti.

“GAZAMIZ MÜBAREK OLSUN”
Türkiye’nin, daha sonra kanlı eylemler gerçekleştiren ‘Hizbullah’ ismiyle tanışması da o gün oldu. Sayıları 15 bini bulan kalabalığı sürekli kışkırtan bu gericilerin sloganları da değişmiş, ‘Şeriat isteriz’ şeklinde atılmaya başlanmıştı. Bir avuç polis, Madımak Oteli’ni koruyamaz, hatta iddialara göre korumaz olmuştu. Aziz Nesin ve arkadaşlarının kaldığı otelin camları taşlanırken, daha sonra RP’den milletvekili olan dönemin Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu ve BBP İl Başkanı insanları yatıştırması için kürsüye çıkartıldı. Yine iddialara göre insanları yatıştırması beklenen Karamollaoğlu, “Gazamız mübarek olsun” diyerek kalabalığı cesaretlendirdi…

ASKER BİLE SEYRETTİ
Otelin içinde korkuyla bekleyenler polisin ya da askerin kendilerini kurtarmasını ümit ederken, Aziz Nesin Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü’ye ulaştı. Çiçeği burnunda Başbakan Çiller, İnönü, Vali ve Genel Kurmay Başkanı hattında yapılan görüşmeler sonucu yaklaşık 40 asker Madımak Otel’e geldi. Çünkü Genel Kurmay Başkanı ‘Aziz Nesin’i sağ istiyorum, yobazları temizleyin’ talimatı vermişti. Ancak kalabalık karşısında yuhalanan asker hiçbir şey yapamayıp geri çekilince bu kez ‘en büyük asker bizim asker’ sloganları atıldı. Saat 19:50’de yaşanan bu gelişmeyle önünde engel kalmayan gerici grup, önce otelin eşyalarını yağmalamaya daha sonra da perdelerini yakmaya başladı. ‘Müslüman Türkiye’ sloganlarının atıldığı saat 20:00’de ise otelin yanındaki bir araba ateşe verilerek oteldeki insanların diri diri yanması seyredildi…

BBP BİNASINA SIĞINDILAR
Otelin içinde çaresiz bekleyenler koridorlardan sızan duman karşısında artık ümidini kaybetmiş ‘imdat çığlıkları atarken; odasında arkadaşı Lütfi Kaleli ile bekleyen 78 yaşındaki Aziz Nesin, yatağına uzanmış, ‘Öleceksem yerde kıvrılmış, korkmuş gibi değil, yatağımda uzanarak öleyim” diyordu. 
Tam bir can pazarı yaşanıyordu…
Dumandan zehirlenmemek için can havliyle çıkış arayanlar,  yan binaya çıkan küçük bir oluk bulup oradan geçmek istedi. O küçük oluğun çıktığı yer BBP İl binasıydı. Birkaç gösterici elinde sopayla BBP binasında onları beklese de BBP’li bir kişi onlara izin vermedi. 

“KURTARMAYIN O HAYVANI”
Aziz Nesin ve arkadaşı Kaleli’nin kurtuluşu ise itfaiye arabasının otele yanaşmasıyla oldu. Kırılan camdan içeri girip Nesin ve Kaleli’yi indiren görevlilere aşağıdan, ‘Kurtarmayın’ çağrıları yapılırken RP meclis üyesi Cafer Özçakmak kulaklardan hiç çıkmayacak o emri verdi; “Esas ölmesi gereken Aziz Nesindir. Kurtarmayın o hayvanı!” Nesin duraksadı, yukarıda ateş, aşağıda adeta bir kurt sürüsü vardı!  Tam o sırada Nesin’in kolundan tutan bir görevli, onu itfaiye merdiveninden aşağı attı. Yumruk, tekme ve sopalardan nasibini alan Nesin, polislerin kendisini zor bela polis arabasına sokmasıyla kurtuldu. Hızını alamayan göstericilerin yeni hedefi bu kez yine Valilik binası oldu. Odasında emniyet müdürü, jandarma komutanı ve 3 vali yardımcısıyla bekleyen Vali Ahmet Karabilgin, ‘Vali istifa’ sloganlarının çok da masum olmadığını, sıranın kendisine geldiğini biliyordu. Linç edilmektense intihar etmeyi düşündü. O güne kadar eline almadığı silahını beline taktı, beklemeye başladı…
Umutlar tükendiğinde Jandarma Alay Komutanlığının gönderdiği 18 erin tüfeklerini ateşlemesi Vali Konağında bekleyenleri kurtardı. Silah seslerinden korkan grup, konaktan geri çekilmeye başladı…

BİLANÇO 37 ÖLÜ 60 YARALI
Utanç ve alevlerle yanan Sivas’ta asker idareye el koyduğunda korkunç bilanço da ortaya çıktı. Sünni radikal İslamcıların yaktığı Madımak’ta çoğunluğu alevi 33 aydın ve yazar ile 2 otel çalışanı yanarak ya da dumandan zehirlenerek hayatını kaybetmiş, 60 kişi yaralanmıştı. Olaylarda 2 gösterici de ölmüştü. 
Güne halaylarla başlayan 33 kişi soğuk morg odasında yan yana dizilmişti bu kez. Göz göre göre gelen katliamdan sonra sokağa çıkma yasağı ilan edilse de şehir kirlenmişti bir kere! Sabah Sivas’a gelen Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, önce küle dönen Madımak Oteli’ne sonra da yaralıları ziyaret etmek için hastaneye gitti. Vali, belediye başkanı ve emniyet müdürü görevden alındı, 6 Temmuz’da yaşamını yitirenler için cenaze töreni düzenlendi. Ancak bu tören de protestolara neden oldu. Orada bulunan Erdal İnönü ve hükümet, istifaya çağrıldı. 

KATLİAMCILARI SAVUNANLAR MİLLETVEKİLİ OLDU
Sivas Katliamının ilk davası aynı yıl Ekim ayında 124 sanıkla başladı. Defalarca bozulan davada kesin karar 2001 Temmuz ayında çıktı; 31 sanık idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrildi. Sanıkların avukatlığını üstlenenler arasında olan Refahyol iktidarının Adalet Bakanı Şevket Kazan, bakanlığı sırasında onları hapishanede ziyaret etti. Geniş avukat listesinde çok sayıda Refah Parti üyesi ve yöneticisi olması eleştiri konusu oldu. Bu avukatlar ilerleyen yıllarda AKP ve Saadet Partisi'ne katıldılar ve içlerinden üst yönetim görevlerine yükselenler oldu. 26 kişilik bu listede biri bakan olmak üzere 4 AKP milletvekili de bulunmaktadır. 

ZAMAN AŞIMI VİCDANLARI KANATTI
Geçen bu zaman zarfı içerisinde sanık sayısı tahliyelerle 33'e düştü. Olayın kilit ismi olarak nitelendirilen, dönemin Sivas Belediye Meclisi üyesi Cafer Erçakmak ve Yargıtay'ın 1997'deki bozma kararından sonra firar eden 8 sanık ise halen yakalanamamıştır. Davanın firari olan 5 sanık ile ilgili kısmı, 13 Mart 2012 tarihinde zaman aşımından düşürülmüştür. Sivas Davası İstiklal Mahkemeleri sonrasında tek bir davada bu kadar çok idam cezasının verildiği ilk dava oldu. Bugün 24. yılını dolduran Sivas Katliamı ve davası, tarihimize kara bir leke olarak girdiği gibi vicdanlarda hala sonuçlanmamıştır. 

HABERE AİT DİĞER FOTOĞRAFLAR

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ANKET

SONRAKİ HABER

Kocaeli sahillere akın etti

Kocaeli sahillere akın etti